The Precinct - İnceleme - OG

İçindekiler

Oyun incelemeleri

The Precinct - İnceleme

30 Ocak 2026 22:24 | 30 Ocak 2026 00:33 Google News Abone Ol
80'ler neon ışıklarıyla dolu Averno City'de intikam ve suç çemberinde polis simülasyonu bizi bekliyor.

The Precinct, hikaye tarafında aslında bize uzak olmayan anlatı ile selamlıyor. Türk sinemasının polis klişelerine mi benziyor desem yoksa klasik mi desem bilemedim. Çünkü; klişe desem de aslında özlediğimiz içten samimi Türk tipi bir klişe, klasik dersem de özlediğimiz o Amerikan tipi kendine has bir klasik TV dizisi, hafta sonu TV sineması niteliğinde. Oyunu oynarken kendimi “Hadi ama seni lanet, canın cehenneme” bazen de “Rıza baba bu adam tam bir pislik” derken buldum.

The Precinct, Fallen Tree Games tarafından geliştirilen ve Kwalee tarafından yayınlanan bir aksiyon-macera polis simülasyonu. 1983 yılında kurgusal Averno City'de geçen oyun, neon estetiğiyle 80'ler suç filmlerinden ilham alıyor.



Hikaye…Hotdog olmadan olmaz

Çaylak polis Nick Cordell Jr. olarak sokakları devriye geziyor, suçlara ve suçlularla sıcak temaslarda bulunarak mücadele ediyor, kovalamaca yapıyor, şüphelileri tutukluyor ve babasının ölümüyle ilgili bir gizemi çözüyor. Üstten bakış (izometrik) kamera açısıyla oynanıyor.

Hikaye, klişe dolu ama samimi buluyorum. Genç çaylak, deneyimli partner ve klasik Amerikanvari bıyıklı şef, kaptan vb. rütbelerle birlikte çeşitli karakterler var. Modern ve günümüz polislik tartışmalarından uzak oyunumuz 80'ler dünyasında geçiyor. Klasik hikayeler tahmin edilebilir ve zayıf gibi düşünebiliriz ancak; oynatışta simülasyon ve arcade arasında gelgitler yaşatarak asıl odak noktamızı brifing aldığımız sahnelerdeki hikayeye odaklanıyoruz.

Oyun içerisinde asıl amacımız Averno’da adaleti sağlamak ve kamu güvenliği. Fakat hikaye derinleştikçe senaryoyu takip ettikçe zaman zaman vay be! Diyoruz. Çünkü; adeta harmanlanmış bir suç örgütleri silsilesiyle karşı karşıyayız Çinli, Güney Amerikalı, Kuzey Amerikalı, Rockçısı, Punkçısı, Rapçisi hepsi burada.



Hikayeyi takip etmek isteyen oyunculara çeşitli değil ama geniş bir perspektif sunuyor.

Oynayış

“Hey dostum ellerini görebileceğim bir yere koy”

Oynanışın temelinde sezgiler, metinler arası bağlantı kurma gibi çeşitli dinamikler olsa da asıl mekaniğimiz vardiyalı devriyeler etrafında dönüyor: Şehirde yaya, araç veya helikopterle dolaşarak ihbarlara yanıt veriyoruz, Sandbox ve PRG öğeleriyle harmanlanmış suçlar; park cezası kesmek, grafiti yapanı yakalamak, banka soygunu, cinayet, gasp, hürriyetten yoksun bırakma, silahlı çatışmalara kadar rastgele oluşuyor, bu da her vardiyayı benzersiz kılıyor. Vardiya süresi 8, 12, 24 saat gibi çeşitli zaman dilimlerine kadar uzatılabiliyor, böylece daha fazla deneyim puanı (XP) kazanıp yükseltme alabiliyorsunuz ama yorgunluk ve zaman baskısı ekleniyor.



Şehir tasarımı canlı yaya devriyeleri sırasında şehirde dolaşırken park ihlalleri tespit edip ceza kesiyoruz. Gerçekten oynarken heyecanlandığım anların başında araç devriyesinin daha dinamik olmasıyla birlikte siren açıp ihbarlara koşuyoruz ve yetersiz kaldığımız yerde “all units…” destek ekibi çağırarak olaya ekipçe müdahale edebiliyoruz. En heyecanlı kısım da bence araç kovalamacaları yıkılan duvarlar, tel örgüler, çitler kaçışan insanlar ve dahası…Çatışma mekanikleri detaylı düşünülmüş ama detaylı düşünülen kısım simülasyon kısmı bence arcade olmaya daha müsait ama tabi ki de burada bütçe önemli. Bir İngiliz atasözü ne der? Ne kadar pound o kadar sound.



Yeterli seviyede deneyim puanı(xp) kazandıkça yetenek ağacımız açılıyor. Yetenek ağacı içeriğinde genel olarak klasikleşmiş her öğe var. Sağlık, silah, zırh geliştirmeleriyle örülü bir yetenek ağacı bizi bekliyor.

Grafik ve ses yapısı

Grafikler, FHD kalitede yapılmış. Neon ışıklarla süslenmiş şehirde gezerken grafik renk paleti gözü yormayan çizgisel hizalanmış.


Ses, olarak özellikle oyun müzikleri dönemin havasını iyi yansıtmış diyebiliriz bazen oynarken kendimi Duran-Duran mı çalıyor acaba diye kontrol ederken buldum. Bir diğer yanda ise; polis telsizi, sirenler, şehir gürültüsü oldukça başarılı.

Değerlendirme

Hafızamı şöyle bir kontrol ediyorum. Sanırım oyunu ilk tanıtıldığında etkilenerek hemen istek listeme eklemiştim. Ancak burada oyunu içerik bakımından ikiye bölüyorum hikaye ve oynayış olarak (keşke Türkçe dil desteği olsaydı). Hikaye zamanla tekrara düşüyor olsa da oynayış kısmında ise bir çeşitlilik mevcut ama tam olarak nüfuz ettiğimiz bir çeşitlilikten yoksun diyebiliriz. Zamanla görevler tekrar edici, yetenek ağacı ana unsurlar ile bezenmiş karakterimize özgü yeteneklerden yoksunluğu oyunumuzun genel itibarını gölgeler nitelikte diyebiliriz.

Artılar

  • Polis simülasyonu ile aksiyonun arcade özelliğinin dengeli birleşimi.
  • Anlamlı seçimler ve polis simülasyonunda prosedür temelli oynanış.
  • Çizgisel hikaye anlatımı.

Eksiler

  • Yapay zeka zaman zaman hatalı kararlar alabiliyor.
  • Uzun vadede görev çeşitliliği yok.
  • Optimizasyonda sorunlar.

The Precinct - İnceleme

İyi

80'ler neon ışıklarıyla dolu Averno City'de intikam ve suç çemberinde polis simülasyonu bizi bekliyor.

Reviewer İsmail Aguş

Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.

The Precinct - İnceleme - OG

Son haberler