NBA The Run-OG-3

İçindekiler

NBA The Run - İnceleme

30 Haziran 2026 07:12 | 30 Haziran 2026 11:17
NBA tekrar sokaklarda, NBA The Run ile sahilde, caddede, spor salonunda basket oynamaya geri döneceksiniz! Gelin oyunu yakından inceleyelim.

Play by Play Studios tarafından geliştirilen ve 9 Haziran 2026'da yayımlanan NBA The Run, üçe üç sokak basketbolunu modern mekaniklerle buluşturan 3 boyutlu çok oyunculu bir arcade basketbol oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Yapım, uzun yıllardır özlemi çekilen NBA Street serisinin ruhani devamı olarak konumlanıyor.

Gelin, geniş kitlelere ulaşması beklenen bu iddialı basketbol oyununu tüm yönleriyle inceleyelim.

oyunda koşu yapan karakterler 
Oyun smaçlarla dolu anlar, bilek kıran hareketler ve benzersiz, kendine özgü bir stil sunar. - Kaynak: Oyun Günlüğü

Hikâye yok ama senaryo bitmez

Oyunun bir hikâye modu bulunmuyor ama turnuva kapsamında maçlar yapıldığını düşünürsek bu oyunun asıl amacı ve senaryosu o kupayı kazanmak ve siz, kim kimle takım oldu kim kimle maç yapıyor şeklinde kendi hikâyenizi kendiniz kurgulayabilir, oyunu rol yapma oyunundan hallice bir hale sokabilirsiniz.

Ya da tek tabanca olduğunuz ve tek başınıza üç oyuncuyu kontrol ederek turnuva ağacında adınızı önce finale sonra kupaya yazdırabilirsiniz.

Amatör bir basketçiyseniz, bu oyunla pratik yapmak hareket ve şut yüzdenizi geliştirmek isteyebilirsiniz, o konuda da epey fayda sağlayacaktır.

Belki nice arkadaşlar edinip gerçek hayatta da sağlam bir basketbol ekibi kurabilirsiniz.

Seçim ve sonuçlar tamamen sizin kontrolünüze bırakılıyor.

smaç tekrarı (görsel oyun içi olarak çekilip yapay zekayla netleştirilmiştir)
Smaç tekrarı (görsel oyun içi olarak çekilip yapay zekayla netleştirilmiştir) - Kaynak: Oyun Günlüğü

Kaliteli ve basit oynanış

Temel bir basket oyunu olarak pas, sprint şut ve karakter değişimini 3’e 3 arenalarda olabildiğince seri şekilde yapabiliyorsunuz. Gerçek hayatta nasılsa öyle, oldukça eğlenceli ve keyifli vakit geçirtiyor.

Oyunun oynanış mantığı, temelde sabit olan tek bir turnuvaya sahip ve oyun modları ise hepsi çok oyunculu modlar olmak üzere 3 farklı moda ayrılıyor, Squad modu, 6 oyuncunun 3’erli takımlara ayrılıp kapıştığı bir turnuva moduyken, Solo modunda 2 oyuncu 6 basketbolcu bulunuyor, 2 oyuncu da 3’er tane basketbolcuyu yönetiyor yani standart bir basket oyunundaki 3’e 3 maçlar gibi oynayabiliyorsunuz öte yandan Friends modunda da arkadaşlarınızı davet edip onlarla birlikte turnuvaya katılabiliyorsunuz.

takım ayrımı görseli (skins/shirts)
Takım ayrımı görseli (skins/shirts) - Kaynak: Oyun Günlüğü

Mekanik ve takım mantığı

Özellikle günümüzün simülasyon haline gelmiş basketbol oyunlarıyla kıyaslayınca NBA The Run 2000’lerin başı estetiği olduğunu söyleyebiliriz.

2000’ler estetiği demişken, bundaki en büyük etkenlerden biri olarak takım mantığı yatıyor. Standart kulüplerden 3’er tane oyuncu seçtirip Nba Street serisi gibi olmasındansa ya da yine Home Away mantığı yapmalarındansa tatlı bir yaratıcılıkla Skins ve Shirts diye iki farklı takıma ayırmayı tercih etmişler.

Bu takımlar adı üstünde, Skins takımı üstü çıplak, Shirts takımı ise forma ile mücadele ediyor, bu ise oyunu resmiyetten ziyade futsalın basketbol ayağı yapan yegâne bir etken. Sanki yaz sıcağında mahallede arkadaşlarınızla maç yapıyormuş gibi hissediyorsunuz. Tema olarak oyunun sokak tarzına çok iyi yakıştığını ve az önce de dediğim gibi ev sahibi/deplasman mantığına yeni bir soluk getirdiğini düşünebiliriz.

Animasyon kalitesi olarak oyunun bütçesine ve boyutuna göre gayet iyi olduğunu söyleyebilirim ama yine de çokça ham hissettirmesi gibi bir durumu da göz ardı edemem. Hoş, konu spor oyunları olduğunda simülasyon ile arcade oynanış arasındaki eksiklikler ve farklar hep göz önünde oluyor, örneğin simülasyon mekanik ağırlıklı bir basketbol oyunu oynadığınızı düşünün, bir maç sizi belli bir yerden sonra gerçek basketbol oynuyormuşsunuz gibi yorgun hissettiriyor, lakin arcade oynanışta konu tam tersi, arkaya istediğiniz müziği açıp bir oraya bir buraya hoplayabiliyorsunuz.

Maçların süre aralığı olarak da 4 dakikalık maç boyunca rakibine daha fazla sayı atan taraf kazanıyor, 3’lük 2’lik gibi olaylar var ama faul vb. kurallar yok o açıdan tam bir sokak basketbolu hissiyatı veriyor, kuralsızlık ekseninde tek kural yalnızca kazanma hırsını kontrol altında tutmak oluyor.

Karakterleri özelleştirmek isterseniz oyun içi para ile karakterlerin çıkış senelerini ya da basketbol severlerin deyimi ile “Rookie” dönemlerini temsil eden versiyonlarının kilidini açabiliyorsunuz. Elbette ki bu versiyonlara ulaşmanın daha kolay yolu da var ona incelemenin sonunda biraz değineceğim.

Şimdi oyunun göze hitap eden kısımlarıyla ilgili biraz konuşmak istiyorum.

oyunu başlatma anı ve stad tasarımı
Oyunu başlatma anı ve stat tasarımı - Kaynak: Oyun Günlüğü

Sanat tasarımı

Grafikler güzel. Bu tarz çizgi roman tarzı grafikli oyunları hep sevmişimdir, hele ki konu spor oyunu olduğunda, bu grafik tercihi oyunun yapısını da bambaşka bir seviyeye taşıyor. Hem de az önce de dediğim simülasyon arcade farkında arcade tercihine gerçek bir kimlik kazandırıyor, belki de bu gerçekçi grafik takıntısının olmayışı sayesinde oyun çok daha keyifli ve akıcı hissettiriyor olabilir, bu mümkün.

Top ve saha tasarımları da çok güzel, oyun her detayıyla bu jenerasyonun gerçekçi yapısına sihirli bir dokunuş yapılmışçasına büyüleyici bir yapıya sahip, topların alevlerine değinmiştik sahaların duvar boyaları da oldukça ilgi çekici.

Öte yandan basketçilerin tasarımlarının da iyi olduğunu söyleyebilirim, ne kadar uğraştıklarını da günümüzün aktif efsanelerinin çaylaklık dönemlerindeki hallerini oyuna eklemiş olduklarını ve bu sayede aynı karakter için iki farklı tasarım dönem ve forma ayarlamış olmaları bile ekstradan zahmete girmekten çekinmediklerini gösteriyor.

Umarım aynı çabayı ilerleyen güncellemeler eşliğinde birçok efsane basketbolcuyu oyuna eklemek içinde sergilerler.

Optimizasyon

Ekran kartı olarak sizden 1070-3070 arası talep eden ve yaklaşık 15-16 gb boyutlarında olan bu oyunun optimizasyonu da büyük çoğunlukla iyi, 3050 kartı ile orta-yüksek ayarlarda V-Sync açık halde sorunsuz 60 fps olarak oynadım, V-Sync kapalı olarak ise 107’leri bile gördüm.

Çizgi roman grafikleri ve akıcı oynanışı sayesinde oyuncuya epey keyifli bir görsel şölen yaşatması bir yana dursun bu denli kaliteli bir optimizasyon ile de gerçekten iyi bir iş çıkardıklarını söyleyebilirim.

Ses tasarımı

Ses konusunu ikiye ayırarak, ilk önce müzikler konusunda oyunun tam olarak beklediğimi veremediğini belirtmeliyim, oyun oynarken büyük çoğunlukla arkaya ekstra müzik açan birisi olduğumdan bu durum beni öyle çok rahatsız etmedi, her zaman yaptığımı yaptım, özellikle bu tarz spor oyunlarının müzikleri pek bilindik melodilerden tercih edilmediğinden dolayı daha az bilinen arka fon müzikleri ya da ufak çaplı müzik gruplarının şarkıları tercih ediliyor.

Diğer ses konusu da oyun içi ve arka plan sesleri, bu bağlamda da top çalma seslerini, alevli şutları, paslaşma arasındaki sesleri ve taraftar seslerini gayet yeterli buldum özellikle dediğim gibi alevli şutun mangal ateşi edasıyla güzel ve cızırtılı olması beni fazlasıyla tatmin etti.

Bu tarz gerçekçi ses detaylarının oyuna iyi yedirilmesini seviyorum.

Özelleştirmeler

Oyunda seçebileceğiniz çok basketbolcu, takım arması, arka plan rengi gibi güzel detaylar var, ayrıca kilitleri oyun içi parayla açılabilen birçok basketbolcu var ki onlara birazdan değineceğiz.

Stephen Curry, Luka Dončić ve Lebron James
Stephen Curry, Luka Dončić ve Lebron James - Kaynak: Oyun Günlüğü

Kalabalık kadro!

33 Açık 7 kilitli olmak üzere seçilebilir olarak toplam 40 basketçiye ev sahipliği yapan NBA The Run, geniş kadrosuyla basketbol severleri şaşırtmayı başardı diyebiliriz. Aktif efsanelerden tutun sokak basketbolunun bilindik isimlerine kadar birçok basketçi var, tabi, her şeye rağmen avuç dolusu eksik olduğunu da söyleyebiliriz.

Bu karakterlerin çaylak dönemlerini oyun içi para karşılığında açabildiğiniz gibi, efsanevi kurgusal sokak basketbolcularını ise belli bir rank atlaması karşılığında açabiliyorsunuz, o açıdan iyi olmuş diyebilirim, ne kadar iyi bir seviyede olduğunuz yalnızca rakamla değil, açtığınız efsanevi oyuncuyla ölçülüyor.

Mantıklı bir ayırt edici unsur olmuş.

Eksik basketbol efsaneleri

Efsanevi basketçilerden rahmetli Kobe Bryant, koca ve sempatik dev Shaquille O'Neal, üçlük kralı Larry Bird, daha sonraları oyunculuğa da soyunmuş olan büyük basketbolcu Kareem Abdul-Jabbar gibi isimlerin, NBA The Run oyununda bulunmadığını öğrenince hayal kırıklığına uğradım ama bu oyunun güncellemeler ve ek paketler ile gelişeceğini de düşünürsek o zaman oyunun gelecekteki safhalarında bu saydığım isimleri, belki güncel veyahut geçmişteki Türk basketbolcuları da görebiliriz. Zaman gösterecek diyelim, lakin yine de şimdilik eksi.

Deluxe paket içerikleri ve oyun içi satın alım mevzusu

Üst kısımlarda da dediğim gibi efsanevi oyuncuları açmanın bir yolu daha var, o yol ise oyunun “Deluxe Edition” sürümünü satın almaktan geçiyor.

Deluxe sürüm neye ev sahipliği yapıyor derseniz de;

Stephen Curry: Golden State Warriors '09 Çaylak Görünümü (Rookie Variant), Luka Dončić: Dallas Mavericks '18 Çaylak Görünümü, Kevin Durant: Seattle SuperSonics '07 Çaylak Görünümü gibi oynanabilir karakterlerin yanı sıra oyun içi para birimi olan CRED’den de paketin içine 1000 adet koymuşlar, bu sayede oyunun marketinden bir sürü smaç alay hareketi, kostüm, takım arması gibi şeyler alabiliyorsunuz.

Henüz insanı satın alıma mecbur etmese de ilerleyen vakitlerde eklenecek karakterler ile durumun hangi yöne gidebileceğini kestirmek az biraz mümkün.

Bu tarz oyunlar ilk başta her şeyi bol keseden dağıtıp ardından gelen 1-2 sene içerisinde epey bir cüzdan avcısı konumuna evrilirler ama umarım NBA The Run bu oyunlardan biri olarak hatırlanmaz ve çizgisini korur.

Sokak tarzını iyi yansıtan bir oyun

Özellikle grafikleri bakımından sokak tarzını ve sokak basketbolunu güzel yansıtan NBA The Run, oynanışıyla 2000’lerin başlarında oynadığımız oyunların hissiyatlarını aldığımız, oynarken vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımız ve başında zaman kavramını unuttuğumuz kaliteli çıtır çerez bir basketbol oyunu olarak karşımıza çıkıyor.

Zaten dediğim gibi, oyunda sokak basketbolunu temsil eden epey bir kurgusal efsane bulunuyor, tabi aralarında Bobbito Garcia gibi NBA Street serilerinin efsane sesi ya da El Gigante gibi hem güreşçi hem basketbolcu bir efsaneden uyarlanan, manevi önemi büyük karakterler de bulunuyor, o açıdan detaylıca dizayn edilmiş bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

Değerlendirme

Oyunun çıkışının biraz sessiz sedasız olmasına ve çok şaşırmış olsam da ilerleyen zamanlarda değerinin artacağını ve iyi bir alternatif olarak oyun severlerin spor oyunları repertuvarında yer alacağını düşünüyorum.

Tek ihtiyacı olan sağlam bir reklam ve doğru yayıncıların/oyuncuların elinde ekran karşısına çıkarak potansiyelini tüm dünyaya göstermek.

Ondan sonra ver elini E-spor dalları. Ciddi anlamda markalaşma ihtimali ve gelecek potansiyeli var.

Yaz aylarının rengi NBA

Bu sıcak yaz aylarının henüz başında çıkan ve bir bardak serin gazlı içecek hissiyatı yaratan bu sağlam oyunu oynamanızı tavsiye ederim.

Kesinlikle yaz akşamlarının ve Pazar günlerinin vazgeçilmezi olacağına şüphem yok.

Olumlu Yanlar
  • Hoş sanat dizaynı ve grafikler
  • Basit ve zevkli oynanış
  • Özelleştirmeler
  • Özel hareketler
  • Ses efektleri
  • Sokak efsaneleri
  • Basketbolcu çeşitliliği
Olumsuz Yanlar
  • Ham animasyonlar
  • Eksik efsane basketçiler
  • Az sayıda mod
NBA The Run - İnceleme
İyi

NBA THE RUN, o özlenen sokak basketi atmosferini bizlere doya doya yaşatmayı amaçlayan, kaliteli ve ara sıcak tarz bir oyun.

Reviewer Emirhan Kara

Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.

NBA The Run-OG-3

Google'da bizi öne çıkarın

Aramalarda ve haber akışında Oyun Günlüğü'nü takip edin. Bağımsız oyun gazeteciliğine verdiğiniz destek için teşekkürler.


NBA The Run - İnceleme
Yükleniyor...