The Pale Beyond - İnceleme

İçindekiler

Oyun incelemeleri

The Pale Beyond - İnceleme

25 Ekim 2025 20:41 | 25 Ekim 2025 20:51 Google News Abone Ol
Antarktika'da buzlara sıkışan gemide 24 can omuzunuzda. The Pale Beyond'da zor kararlar, sınırlı kaynaklar ve kalıcı sonuçlarla hayatta kalma mücadelesi.

Antarktika'nın ortasında, buz kütlelerinin pençesinde sıkışmış bir gemide 24 can taşıyorsunuz omuzlarınızda. Her birinin ayrı bir hikayesi, korkusu ve umutları var. Yemek azaldıkça gözlerindeki endişeyi görüyorsunuz, soğuk arttıkça titreyişlerini hissediyorsunuz. The Pale Beyond sadece bir hayatta kalma oyunu değil, tarihin en zorlu kutup maceralarından birine tanıklık etme şansı. 1914'te Ernest Shackleton'ın Endurance gemisi Antarktika buzlarına sıkıştığında, 28 kişilik mürettebatı 22 ay boyunca canlı tutmayı başarmıştı. Bu oyun da sizden benzer bir mucize bekliyor. Sadece 38 hafta dayanmanız gerekiyor ama inanın, her hafta bir ömür gibi geçecek.

  • Kasvetli atmosfer ve el çizimi sanat stili: Sulu boya görünümlü grafikler ve Victorian dönemi gravür estetiğiyle unutulmaz bir görsel deneyim.
  • Ağırlığı olan kararlar: Her seçiminiz kalıcı sonuçlar doğuruyor, karakterler gerçekten ölebiliyor ve hikaye tercihlerinize göre şekilleniyor.
  • Kaynak yönetimi ve hayatta kalma mekanikleri: Yemek, ısı ve mürettebat morali arasında denge kurmak, zorlu ama tatmin edici bir meydan okuma.
  • 300 bin kelimelik derin hikaye: Çoklu sonlar, 20'den fazla detaylı karakterle kurulan duygusal bağlar ve tekrar oynamaya değer bir anlatı.


Oyuna genel bakış

Belfast'ın yetenekli indie (bağımsız) ekibi Saltstone Studios (önceki adıyla Bellular Studios), ilk oyunlarıyla sektörde iz bırakmayı başarmış durumda. Fellow Traveller Games’in yayıncılığını üstlendiği The Pale Beyond, 24 Şubat 2023'te PC ve macOS platformlarına adım attı. Oyuncuların yoğun ilgisi üzerine Nintendo Switch versiyonu da 6 Ekim 2023'te raflardaki yerini aldı. Sekiz kişilik tutkulu bir ekibin üç yılı aşkın emeğinin ürünü olan bu proje, kutup keşfi temalı hayatta kalma mekaniklerini visual novel derinliğiyle birleştirerek oyun dünyasında kendine özgün bir yer açtı.

Oyun, Ernest Shackleton'ın efsanevi 1914-1916 Endurance seferinden aldığı ilhamla tarihsel otantikliğe büyük önem veriyor. Shackleton'ın Antarktika'yı geçme girişimi, gemisinin Weddell Denizi'nde buzlara sıkışmasıyla trajik ama aynı zamanda ilham verici bir maceraya dönüşmüştü. 22 ay boyunca müthiş bir liderlik sergileyerek tüm mürettebatını sağ salim eve döndürmüştü. The Pale Beyond tam da bu türden bir liderlik mücadelesi vaat ediyor. Hem eleştirmenlerden hem oyunculardan aldığı Steam'deki yüzde 90 olumlu değerlendirme ile 2023'ün en dikkat çekici bağımsız yapımlarından biri olmayı hak etmiş durumda.


Temel hikaye

Hikaye beş yıl önce kaybolan bir keşif gemisiyle başlıyor. The Viscount, mutlak manyetik Güney noktasını bulmak için yola çıkmış ama buzlar arasında kaybolmuştu. Şimdi siz, kardeş gemi The Temperance'ın mürettebatının bir parçası olarak aynı tehlikeli sulara doğru yol alıyorsunuz. Misyon hem bilimsel keşif yapmak hem de kayıp gemiyi bulmak.

Robin Shaw adlı karakteri oynuyorsunuz. Kaptan Hunt tarafından First Mate olarak işe alınıyorsunuz. Yani geminin ikinci kaptanısınız. Ancak yolculuk başlar başlamaz işler ters gitmeye başlıyor. Gemi buzlara sıkışıyor ve Kaptan Hunt bir sabah ortadan kayboluyor. Böylece istemediğiniz halde kaptanlık koltuğuna oturuyorsunuz.

Karşınızda 24 kişilik bir mürettebat var. Hepsi korkmuş, hepsi sizden bir çıkış yolu bekliyor. Kurtarma gemisi 38 hafta sonra gelecek. O zamana kadar bu insanları hayatta tutmak zorundasınız. Soğuk her geçen gün daha da keskinleşiyor, erzak azalıyor, hastalıklar yayılıyor. Üstelik mürettebat arasındaki gerginlik gün geçtikçe artıyor.

Oyun ilerledikçe iki paralel hikaye gelişiyor. Bir yandan bugünü yönetmeye, mürettebatı hayatta tutmaya çalışıyorsunuz. Diğer yandan The Viscount'un başına gelenlerin ipuçlarını topluyorsunuz. Beş yıl önce o gemide ne oldu? Neden kayboldular? Bu gizemli geçmiş, sizin bugününüzü de etkiliyor.

Sadece sayılar değil, insanlar!

Oyunun en çarpıcı özelliği karakterlerini gerçek insanlar gibi hissettirmesi. Her mürettebat üyesinin kendine özgü bir kişiliği, geçmişi ve endişeleri var. Navigatör Kurt Darling eski bir tiyatro yıldızı. Yaşlanmaktan korkuyor ve geçmişteki ününü özlüyor. Doktor Gemma Ludlow son derece titiz ve kurallara bağlı. Mürettebatın sağlığını her şeyden önemsiyor. Gazeteci Kasha Bellford ise macera tutkunu, cesur bir kadın. Gemide yaşananları kaydetme konusunda kararlı.

Bu insanlarla her konuşma onları daha iyi tanımanızı sağlıyor. Sadece görev veren bir patron değilsiniz. Onların hikayelerini dinliyor, dertlerini paylaşıyor, umutlarını beslemeye çalışıyorsunuz. İşte bu yüzden birini kaybettiğinizde oyun gerçekten acı veriyor. Çünkü sadece bir karakter ölmüyor, tanıdığınız bir insan gidiyor.


The Pale Beyond - Oynanış

Oyun haftalık bir sisteme göre ilerliyor. Her hafta sabahla başlıyor. Mürettebat üyeleri size gelip dertlerini anlatıyor. Mühendis Peters belki geminin onarımı için kaynak istiyor. Avcı Farkas daha fazla adamla avlanmaya çıkmak istiyor. Ya da birisi sadece moral desteğinize ihtiyaç duyuyor.
Bu sabah konuşmalarında verdiğiniz yanıtlar çok önemli. Örnek vermek gerekirse eğer bir karakterin talebini kabul ederseniz size daha çok güveniyor fakat reddederseniz güveni azalıyor. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi her isteği yerine getirmek mümkün değil çünkü kaynaklar sınırlı ve bazen istekler birbiriyle çelişiyor.

Öğleden sonra mürettebatı görevlere atıyorsunuz. Dört farklı görev türü var ve her birinin kendine özgü riskleri ile faydaları bulunuyor.

Exploration (Keşif) görevleri yeni bölgeler açmanızı sağlıyor. Bir izci ve üç köpekle bilinmeyen arazilere doğru yol alıyorsunuz. Bu bölgelere sonra avlanma ekipleri gönderilebiliyor. Keşif görevleri nispeten güvenli ama köpeklerin durumu kritik. Yorgun ya da yaralı köpeklerle keşfe çıkmak felakete davetiye çıkarıyor.

Bu arada köpeklerden bahsetmişken - oyunda köpekler sadece bir araç değil, gerçekten önemli bir kaynak. Sled dog'lar (kızak köpekleri) olmadan uzak mesafelere gitmek imkansız. Shackleton'ın gerçek seferinde de köpekler hayati önemdeydi. O dönemde Antarktika keşiflerinde kurt ve güçlü köpek ırklarından (collie, mastiff, hound gibi) melezleştirilmiş kızak köpekleri kullanılırdı. Güçlü, dayanıklı ve soğuğa dirençliydiler. Oyunda da köpeklerinizin sağlığına dikkat etmeniz gerekiyor çünkü bir köpek kaybetmek gelecekteki tüm keşif ve avlanma operasyonlarını zorlaştırıyor.

Hunting (Avlanma) görevleri en riskli ama en ödüllendirici seçenek. Bir ila dört kişi ve dört köpekle avlanıyorsunuz. Penguenler çok et veriyor. Fokların yağları ise yakıta dönüştürülebiliyor ve yakıt donmayı önlüyor. Ancak avlanma sırasında her şey ters gidebilir. Buzun altında kalan köpekler boğulabiliyor, avcılar donma yaraları alabiliyor, hatta kaybolabiliyorlar. Bir keresinde en iyi avcımı kaybetmiştim - o hafta kendimi çok kötü hissetmiştim.

Engineering (Mühendislik) görevleri gemiyi onarıyor ve geliştiriyor. Fırının verimliliğini artırıyorsunuz, bu sayede daha az yakıt kullanarak ısınabiliyorsunuz. Geminin yapısal bütünlüğünü korumak da bu ekibin sorumluluğunda. Shackleton'ın gemisi Endurance, buzların ezici gücüne dayanamadığı için batmıştı. Oyunda aynı kaderi yaşamamak için mühendislere yatırım yapmak gerekiyor.

Science (Bilim) görevleri ilaç üretiyor ve tedavi sürelerini kısaltıyor. İskorbüt - o dönemin en büyük katili - vitamin C eksikliğinden kaynaklanır. Gerçek kutup keşiflerinde birçok mürettebat üyesi iskorbütten ölmüştü. Oyunda bilim ekibi anti-scurvy medicine (iskorbüt ilacı) üretiyor ve bu sayede hastalarınızı kurtarabiliyorsunuz.

Öğlen vakti görevler bitiyor. Bazen kötü haberler geliyor. Örneğin bir köpek buzun altında kalıp boğulmuş olabilir, bir mürettebat üyesi frostbite (donma yaraları) almış olabilir ya da şanslı bir gün geçirip bol erzakla dönülmüştür. Her sonucun uzun vadeli etkileri var. Bir köpek kaybetmek gelecekteki keşifleri zorlaştırıyor, bir kişi yaralanırsa günlerce revire yatıyor ve o kişinin yeteneklerinden mahrum kalıyorsunuz.

Akşam yemeği vakti oyunun en kritik anı. İki önemli karar veriyorsunuz.

Birincisi: Mürettebata ne kadar yemek verilecek? Tam porsiyon herkesi mutlu ediyor ve sağlıklı tutuyor. Ama erzak hızla bitiyor. Yarım porsiyon vermek kaynakları koruyor. Ancak mürettebat yavaş yavaş yetersiz beslenmeye başlıyor. Bu iskorbüte dönüşebiliyor. İskorbüt tedavi edilmezse öldürüyor.

İkincisi: Fırın ne kadar ısıtılacak? Tam güçte çalışan fırın yakıt tüketiyor ama donma riskini ortadan kaldırıyor. Düşük ısıda çalıştırmak yakıt tasarrufu sağlıyor. Ancak mürettebat donmaya başlıyor. Donma yaraları gelişiyor. Tedavi edilmezse bu da öldürüyor.

Her hafta bu dengeyi kurmaya çalışıyorsunuz. Bir de mürettebatın genel moralini (Decorum) göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Moral sıfıra düşerse isyan çıkıyor. Oyun bitiyor. Bu yüzden sadece fiziksel ihtiyaçları değil ruh sağlığını da gözetmeniz gerekiyor.

Gazeteci Kasha Bellford ile mülakatlar yapabiliyorsunuz. Bu moralini kaybetmiş karakterlerin motivasyonunu yeniden kazanmasına yardımcı oluyor. Diyalog seçimleriniz de moral üzerinde etkili. Bazen gerçeği söylemek doğru oluyor. Bazen umut aşılamak daha iyi. Her karakterin farklı bir mizacı var. Onları tanıdıkça hangisine nasıl yaklaşacağınızı öğreniyorsunuz.

Oyunu ilk kez oynadığınızda muhtemelen başarısız olacaksınız. Ben de öyle oldum. İlk denemede 18. haftada mürettebat isyan etti. Erzak tükenmişti ve herkes açlık çekiyordu. İkinci denemede 26. haftayı gördüm. Ama bu sefer iskorbütten kayıplar vermeye başladık. Yani oyunda hangi stratejilerin işe yaradığını deneme yanılma yoluyla öğreniyorsunuz.


Oyun mekanikleri: Permadeath (kalıcı ölüm), sadakat ve save tree sistemi

The Pale Beyond'da ölüm kalıcıdır (permadeath). Bir karakter öldüğünde geri gelmiyor ve oyun bu kayba göre adapte oluyor. Ana karakterlerin bile ölmesi mümkün, bu da bazı oynanışları derinden etkiliyor. Örneğin Doktor Ludlow'u kaybederseniz, tedavi süreleri uzuyor ve hastalıkları kontrol altında tutmak zorlaşıyor. Başmühendis Peters'ı kaybetmek ise fırın verimliliğini düşürüyor ve gemiyi sıcak tutmak imkansız hale gelebiliyor. Her kayıp sadece sayısal bir dezavantaj değil, aynı zamanda duygusal bir yara. Özellikle sadakatlerini kazandığınız karakterleri kaybetmek, oyunu duygusal açıdan ağırlaştırıyor.

Sadakat mekanikleri oyunun belkemiğini oluşturuyor. Uzman karakterlerin (yani görev verebileceğiniz yetenekli kişilerin) her birinin ayrı bir sadakat çubuğu bulunuyor. Bir karakterin sadakatini kazanmak için onunla düzenli konuşmalar yapmanız, isteklerini dinlemeniz ve diyaloglarda doğru seçimleri yapmanız gerekiyor. Sadakat sadece güzel bir detay değil, oyunun kritik anlarında hayatta kalmanızı belirleyen unsur. Oyun boyunca birkaç oylama gerçekleşiyor ve bu oylamalarda mürettebat sizin liderlik kararlarınızı onaylıyor ya da reddediyor. Size sadık olan karakterler her zaman sizin lehinize oy veriyor. Başka birine sadık olanlar ise o karakterin tercihine göre hareket ediyor. Eğer sadık karakterleriniz azsa, oylama kaybedilebilir ve bu da oyunun sonlanması anlamına geliyor.

Her karakterin benzersiz bir kişiliği, geçmişi ve dünya görüşü var. Örneğin navigatör Kurt Darling, yaşlanmaktan hoşlanmayan, iltifat ve moral yükselten sözleri seven biri. Ona yaşlılığından bahsetmek sadakatini düşürüyor ama gençliğini ve yeteneklerini övmek onu mutlu ediyor. Avcı Farkas ise dürüstlüğü tercih eden, süslü sözlerden hoşlanmayan sert bir adam. Ona yalan söylemek ya da gerçeği gizlemek sadakatini kaybetmenize neden oluyor. Bu tür detaylar oyunu zenginleştiriyor ve her karakteri gerçek bir insan gibi hissettiriyor.

Oyunun en akıllıca tasarım kararlarından biri save tree sistemi. Oyunu bir kez bitirdikten sonra, tüm hikaye dallanmasını gösteren bir ağaç açılıyor. Bu ağaçta kritik karar noktalarını görüyorsunuz ve istediğiniz noktaya geri dönüp farklı bir seçim yapabiliyorsunuz. Bu sayede 15 saatlik oyunu tamamen baştan oynamak zorunda kalmadan alternatif sonları keşfedebiliyorsunuz. Bazı oyuncular bunu hile gibi görebilir ama ben bu sistemin tekrar oynanabilirliği artırdığını ve oyunculara zaman kazandırdığını düşünüyorum. Hele ki 38 haftalık bir yolculuğu her seferinde sıfırdan başlatmak yerine kritik anlara dönebilmek büyük bir rahatlık.

Oyunda kaynak yönetimi üç temel eksene dayanıyor: yemek, yakıt ve moral. Yemek tükendiğinde mürettebat açlık aşamalarından geçiyor. Önce malnourished (yetersiz beslenme), ardından scurvy (iskorbüt), sonunda ölüm. Benzer bir zincir donma için de geçerli: freezing (donuyor), frostbite (donma yaraları), ölüm. Bu nedenle kaynakları dengeli dağıtmak ve acil durumlara karşı rezerv tutmak hayati önem taşıyor. İlk oynanışımda yaptığım hata, erken haftalarda cömert davranmaktı. Sonraki haftalarda erzak kalmayınca felaketle karşılaştım. Oyun bunu öğretiyor: kaynak yönetiminde öngörülü olmak şart.


Grafikler ve atmosfer

The Pale Beyond'un görsel kimliği oyunun en çarpıcı yanlarından biri. Oyunun sanat stili elle çizilmiş gravür baskıları ve sulu boya tablolarını andırıyor. Victorian döneminin sanat anlayışı her karede kendini gösteriyor.

Renk paleti soğuk ve soluk tonlarla düzenlenmiş. Buz mavisi, kirli beyaz, solgun pembe ve turuncu gün batımı renkleri hakim. Bu renk seçimi sadece güzel görünmek için değil, oyunun kasvetli ve umutsuz havasını güçlendirmek için yapılmış.

Karakter tasarımları da çok başarılı. Yirmi dört mürettebat üyesinin her biri benzersiz yüz hatlarına sahip, giysi tarzları farklı ifadeleri farklı. Oyun ilerledikçe kıyafetlerin kirlendiğini görüyorsunuz, yıprandığını fark ediyorsunuz. Bazı karakterler sakallı hale geliyor. Bu küçük detaylar oyunun yaşayan bir dünya yaratma çabasını gösteriyor.

Jules Verne tarzı macera estetiği ile 19. yüzyıl kıyafetleri birleşince ortaya hem nostaljik hem de gerçekçi bir görünüm çıkıyor. Shackleton'ın döneminde kaşifler kalın yünlü paltolar, deri botlar ve kürk şapkalar giyerdi. Oyundaki karakterlerin kıyafetleri de o döneme sadık kalıyor.

İzometrik 2D perspektif kullanılması ilk başta sınırlayıcı gibi görünebilir. Ancak Saltstone Studios bu kısıtı avantaja çevirmiş. Her sahne özenle çizilmiş. Her kompozisyon dikkatle planlanmış. Geminin iç mekanları, buzul manzaraları, keşif ekiplerinin yürüyüşleri, avlanma sahneleri hepsi bir hikaye kitabından fırlamış gibi.

Bazı eleştirmenler oyunun teknik açıdan gösterişli olmadığını söylüyor. Haklılar da. Son teknoloji bir oyun değil. Ama sanat yönetimi bence yine de mükemmel. 

Atmosfer yaratma konusunda oyun gerçekten başarılı. Buzun gemiye yaptığı baskıyı hissediyorsunuz, rüzgarın uğuldamasını duyuyorsunuz, köpeklerin ulumalarından huzursuzluk duyuyorsunuz. Oyun statik sahnelere dayanıyor ama dinamizm eksikliği hiç hissedilmiyor. Hikaye anlatımı, ses tasarımı ve görsel estetiğin birleşimi sizi o gemide hissettiriyor. Kendimi birkaç kez oyunu oynarken üşüdüğümü fark ettim. Bu da atmosferin ne kadar başarılı yaratıldığının göstergesi.


Ses tasarımı ve müzikler

The Pale Beyond'da ses tasarımı minimalist ama son derece etkili bir yaklaşım benimsiyor. Oyunda sesli diyalog yok, tüm anlatı metin üzerinden ilerliyor. Ancak bu eksiklik hiç hissedilmiyor çünkü ambient (atmosferik) sesler ve müzik kullanımı o kadar başarılı ki ortam kendini hissettiriyor. Buzun çatlaması, rüzgarın sürekli uğuldaması, geminin gıcırtıları, tabak çatal sesleri, kumaşların hışırtısı gibi detaylar oyunu canlandırıyor. BBC Sound Archive'dan alınan penguen ve fok sesleri ise avlanma sahnelerine gerçekçilik katıyor.

Müzik departmanında ise James Bruce'un besteleri ve Jackson Parodi'nin akordeon performansları öne çıkıyor. Oyun toplam 51 parçalık bir soundtrack'e sahip ve müzik dinamik olarak yolculuğunuzla birlikte evrimleşiyor. Ancak müzik çok sık kullanılmıyor, aksine stratejik anlar için saklanıyor. Diegetik müzik öğeleri (yani oyun dünyası içinden gelen sesler) özellikle etkileyici. Mürettebat bazen denizci şarkıları (shanties) söylüyor, Grimley Stoke akordeon çalıyor ve bu anlar oyuna organik bir doku kazandırıyor. "The Ballad of Shaw" ve "Rogue Wave" gibi parçalar oyuncular tarafından özel olarak övülmüş durumda.

Soundtrack Spotify'da da mevcut. Fellow Traveller Games'in müziğe verdiği önem belli ve bu yaklaşım karşılığını bulmuş. Oyunun atmosferini tamamlayan bu ses tasarımı ve müzik seçimleri, The Pale Beyond'u sadece oynamakla kalmayıp hissettiren bir deneyime dönüştürüyor.


Değerlendirme

The Pale Beyond'u oynarken kendimi birkaç kez durup düşünürken buldum. Bu sadece bir strateji oyunu değildi, aynı zamanda insani bir deneyimdi. Kaynak yönetimi oyunun temelini oluşturuyor ama asıl güç karakterlerden geliyor. Her hafta mürettebat üyeleriyle konuşurken onların endişelerini, korkularını ve umutlarını hissediyorsunuz. Birisi size yakınıp yardım istediğinde reddetmek zorunda kalmak gerçekten vicdani bir sıkıntı yaratıyor.

Frostpunk ile karşılaştırmalar yapılıyor ve bu anlaşılır. Her iki oyun da kutup ortamında kaynak yönetimi üzerine kurulu. Ancak The Pale Beyond çok daha kişisel bir deneyim sunuyor. Frostpunk'ta kitleler yönetiyorsunuz, burada ise bireyler. Her karakterin bir adı, bir yüzü ve bir hikayesi var. Birini kaybettiğinizde sadece iş gücü kaybetmiyorsunuz, bir arkadaşınızı kaybediyorsunuz.

Oyunun atmosfer yaratma başarısı tartışmasız. El çizimi sanat stili, minimalist müzik kullanımı, ambient sesler ve kasvetli hikaye anlatımı bir araya gelince büyüleyici bir bütün oluşuyor. Ernest Shackleton'ın Endurance seferi üzerine yapılan araştırma oyuna tarihsel otantiklik kazandırmış. Gerçek kutup keşiflerinde yaşanan zorluklar, hastalıklar ve psikolojik baskılar oyunda gerçekçi yansıtılıyor. Hikaye anlatımı da çok başarılı. 300.000 kelimelik metin içeriği bir romanı aratmıyor. Her karaktere verilen derinlik etkileyici, diyalogların kalitesi yüksek. Kararlarınızın gerçek sonuçları oluyor ve hiçbir seçim boşa gitmiyor. Save tree sistemi oyunu tamamen baştan oynamadan kritik kararlara dönebilmenizi sağlıyor.

Ancak oyunun bazı zayıf noktaları da yok değil. Zorluk dengesi en büyük sorun. İlk oynanışta başarısız olmak neredeyse kaçınılmaz çünkü oyun mekaniklerini tam olarak açıklamıyor. Hangi kararların hangi sonuçlara yol açtığını deneme yanılma ile öğreniyorsunuz. Bu bazı oyuncular için cesaret kırıcı olabilir.

Teknik sorunlar da zaman zaman can sıkıcı. Oyunun sonlarına doğru bazı hatalar artıyor, controller desteği her zaman istikrarlı çalışmıyor. Ayrıca, oyunun tonu çok karanlık ve kasvetli olduğu için her oyuncuya hitap etmeyebilir. Sürekli kaynak sıkıntısı, hastalanmalar ve ölümler bazıları için bunaltıcı olabilir.

Hayvan severlerin üzücü bulabileceği sahneler de var. Köpeklerin ölümü özellikle zorlu. Gerçek Antarktika keşiflerinde de köpekler sıklıkla kaybedilirdi - Shackleton'ın seferinde mürettebat yiyecek bittiğinde köpekleri öldürmek zorunda kalmıştı. Oyun bunu doğrudan göstermese de köpek kaybetmek duygusal olarak ağır geliyor.

Tüm bunlara rağmen oyun hedef kitlesine çok iyi hitap ediyor. Zorlu hayatta kalma mekaniklerini seven, derin hikaye anlatımını takdir eden ve karakter odaklı deneyimlere değer veren oyuncular için 2023'ün öne çıkan bağımsız yapımlarından biri.

The Pale Beyond - İnceleme

Çok iyi

The Pale Beyond karakter odaklı anlatımı ve kaynak yönetimiyle öne çıkıyor. Atmosfer ve sanat yönetimi başarılı ama zorluk eğrisi dik, teknik sorunlar bazen rahatsız edici. Hikaye severler için ideal.

Reviewer Selenge Buçak

Mac platformunda incelenmiştir.

The Pale Beyond - İnceleme

Son haberler