İçindekiler
Soulslinger: Envoy of Death - İnceleme
Elder Games tarafından geliştirilen ve Headup Games tarafından 14 Aralık 2023 tarihinde yayınlanan Soulslinger: Envoyof Death, fantastik ve gotik ögelerle süslenmiş 3 boyutlu fps bir rouge-like aksiyon oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Gelin oyunun hikâyesiyle başlayarak bu yapımı daha detaylı bir şekilde inceleyelim.
Hikâye
“Kartel” bütün ruhları zincire vurmak istiyor, biz ise Ölüm ile iş birliği yaparak karteli durdurmayı ve ruhların özgürlüğünü korumayı amaçlayarak bu batı ve karanlık fantezi temasına sahip dünyada uçsuz bucaksız bir yolculuğa çıkıyoruz.
Ara sahne kalitesinden ve rol yapma ögeleri barındırmasından ötürü oyunun hikâye anlatımı ağırlıklı olarak bazı bilgileri okumaktan ibaret olsa bile yer yer karşılaştığımız ara sahnelerin kaliteleri de kalburüstü olduğu için göze hitap ediyorlar ve ayriyeten oyunun atmosferine bizleri çekmeyi başarabiliyorlar.
Her bir adımda Kartel denen organizasyonu bitirmeye biraz daha yaklaşıyoruz ve oyun boyunca onların kötü ruhlarıyla, acımasız muhafızlarıyla mücadele ediyoruz.
Oynanış keyifli ve akıcı
Ezberlemesi basit ustalaşması ise kısa sürenizi alan bir oynanışı var. Temel mekanikleri ve hangi kartın hangisiyle daha uyumlu çalıştığını kavradığınızda oyunun oynanışı çok daha keyifli bir hale geliyor.
Akıcı oynanışı ve basit mekanikleri sayesinde, tekrar oynanabilirlik etmenini de ekleyince başında uzun saatler geçirebiliyorsunuz ama hikâye ve bölüm uzunluğu bakımından bu oyun, bir rouge-like olduğu için temel oynanış süresi 6-10 saat arasında değişebiliyor.
Rouge-like dinamikleri
İlk portaldan geçip haritayı temizledikten ve bir sonraki haritaya geçtikten sonra bu oyunda öldükten sonra tekrar haritanın başına dönüyor ve yeniden portalın içinden geçerek bize verilen objektifleri yerine getirmeye çalışıyoruz.
Rouge-like dinamikleri ise bu noktada devreye giriyor, bölümler arası geliştirdiğimiz karakter, öldüğümüz anda tekrardan sıfıra geliyor ve yeniden mücadeleye girerek eski özelliklerimizi veyahut daha iyilerini toplayabiliyoruz.
Elementler mekaniklerin temelini oluşturuyor
Buna ek olarak bölümün başında ve seviye atladıkça seçilen kartlar sayesinde elde ettiğimiz özel saldırılar ve farklı elementlerin, her birinin özgün saldırı tiplere sahip olması sebebiyle oyundaki saldırıların görünüşlerinden tutun etki alanlarına kadar her şey değişiklik gösteriyor.

Örneğin buz yavaşlatıyor, ateş yakıyor, zehir zehirliyor karanlık iste etki altına alabiliyor ve hatta kendimize bir klon yaratarak birkaç dakika boyunca savaşımızı iki kişi olarak verebiliyoruz. Yeteneklerin bazıları pasif olarak kullanılan özellikler düşmanları yavaşlatma ve yakma görevi görürken bazıları da 2-3 tuşları ile etkin hale getirilebiliyor, düşmanlara elektrik vermeyi yarayan özelliklerden tutun az önce de dediğim gibi klon yaratmaya, atılma hareketi ile düşmanlarınızı yakmaya dondurmaya kadar birçok özel saldırı ve kaliteli pasif mevcut, element farklılıkları sayesinde ise oyunun tempo farkı sağlanıyor.
Bu element farklılıklarıyla oynanışın ve temponun baştan aşağı değiştiğini söylemiştik ek olarak aynı karttan bir tane daha seçtiğinizde mevcut hasar/yavaşlatma/yakma/dondurma/zehirleme özelliğine göre yaptıkları saldırıların hasar yahut hız yüzdelerini artıyor.
Kişisel bir tercihimi söylemem gerekirse özellikle elektrik ve karanlık elementlerini hayli fazla kullandığımı söyleyebilirim, hele ki klon yaratabildiğimiz karanlık esansı elementi sayesinde oyunun keyfi katlandı.
Ayriyeten can kazanma üzerine bir özellik seçtiyseniz aynı karttan bir tane daha bulduğunuzda can kazanma yüzdesi de hayli artıyor. Ama şöyle diyeyim, oyundaki canları genellikle haritadaki belli başlı alanlara yerleştirilmiş kürelerden topluyorsunuz, her bölümde bu kürelerden bir veya iki adet oluyor.
Bu küreler zaman zaman bizi kurtarmaya ve oyuna devam etmemize olanak sağlıyorlar.
Grafikler Gotik Orta Çağ sanatı
Sanat dizaynı bakımından orta çağ görünümünü gotik ve doğa üstü etmenlerle harmanlayan kaliteli bir yapısı var. Baktığınızda sanki souls-like oyunların ve o türün atmosferini anımsıyorsunuz.

Karakterlerin tasarımları da çok güzel, özellikle ana karakterimizi gördüğümüz ara sahnelerde oyunun sanat dizaynına dair fikirlerimiz iyice pekişiyor.
Hoş ve etkileyici bir sanat dizaynı ve buna eş grafik kalitesi mevcut.
Lakin duruş bakımından 2023 gibi durmaktansa daha çok 2010’lar havasına sahip bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. Elbette ki bu durum, ışıklandırma kalitesi ve gölgelendirme ile çok güzel dengelenmiş ve oyunun çıkış yaptığı yıla denk bir hale getirilmiş denebilir.
Haritalar kalıp gibi bırakılmış ve bariz bir hamlık söz konusu, bu kalıp konusuna daha sonra tekrar değineceğim.
Silah tasarımları ve görsel efektlere değinmek gerekirse hele ki şarjör değiştirirken ki dumanlı değişim sekansı harika görünüyor, oyunun beni en çok tavladığı kısımlardan birisinin şarjör değişim animasyonu olduğunu söyleyebilirim.
Tabi tavlayamadığı kısma değinmemiz gerekirse; Düşmanların tasarımları oldukça yavan görünüyor, içime pek, hatta hiç sinmedi. Çok sade kalıpların üzerine bir iki ışıklandırma ve gölge detayı ekleyip az önce dediğim gibi kalıp olarak bırakmışlar gibi hissettirdi.
Gel gelelim grafik kapsamında sonuç, olarak oyun oynarken manzara izlemekten keyif alacağınız, şarjör ve silah değiştirirken büyüleneceğiniz ama düşmanları indirirken içinizin biraz burkulacağı bir atmosfer mevcut.
Bölüm içi haritalar tekdüze
Bu tarz rouge-like oyunların en büyük gücü olan “Harita içerisinde yeni yollar keşfetme” dediğimiz durum bu oyunda “Farklı portallara yönelme” olarak karşımıza çıkıyor ve yeterince dar olan haritaları terk edebilmek için bu portalları tercih ediyoruz.
Bu durum, harita içi tembel bölüm tasarımına sebebiyet vermiş ve bölümlerin içleri epey boş bırakılmış.
Örneğin yalnızca öldürmeniz gereken düşmanlar, birkaç sağlık küresi ve bazı özellik platformları var.
Bakıldığında çeşitli görülseler bile bölüm içerisinde fazladan vakit geçirmenize gerek kalmadan, manzaranın tadını çıkaramadan bir sonraki aşamaya geçmeniz istenebiliyor. En azından kaldırmamız gereken bir iki levye veyahut sürpriz yumurta barındıran birkaç farklı kapı olabilirmiş diye düşündüm.
Düşman tiplerimiz
Oyundaki düşman çeşitliliği bakımından oyun, minyon ve tek vuruşta öldürülen iskeletler, hafif zırhlandırılmış ve 2-3 vuruşta alt edebileceğiniz zırhlı iskeletler, uzun can barına sahip hızlı hareket eden gardiyanlar, hava saldırısı yapan düşmanlar ve uzaktan saldırı yapan minyonlar olarak epey bir çeşide ayrılıyor, ruhların özgürlüğüne dair verdiğimiz bu savaşta bizleri zorlamayı başarıyorlar.
Diğer oyunların devasa düşman çeşitliliğine nazaran Soulslinger: Envoy of Death, kısmi çeşitlilikte denilebilecek repertuvarıyla karşımıza çıkıyor.
Oyunun süresinin artması ve ara sıra ölmeniz bakımından yeterli zorluğa sahipler mi diye soracak olursanız, evet, epey bir ölüp yeniden doğmanız gerekebilir.
Müzik konusunda hayal kırıklığına uğradım
Müzikler çok sade, bu tip oyunlarda atmosferi güçlendiren rock müziği parçalarına ek olarak temaya yakışan vahşi batı esintili şarkılar olmasını umarken bu oyunda ağırlıklı olarak fondan hallice şarkılar duyduğum için açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradım.
Bu tarz durumlarda ne yapıyorsam yine aynısını yaparak oyunu arka planda güzel bir müzik listesi açarak oynadım.
Ses kalitesi gayet iyi
Öte yandan oyunun gerek karakter dublajları gerekse saldırıların ses efektleri gerçekten güzel ve olması gerektiği gibiydi, atmosfer içerisinde tutmayı başarıyordu lakin dediğim gibi müzik kalitesizliği oyundan biraz koparan yegâne bir etken.
Gotik atmosferin doğa üstü silahşoru
Oyuna muazzam bir western ve bir o kadarda Lovecraft teması hâkim. Özellikle karanlık kitaplar serisinden fırlama duran teması, karanlık atmosfer ile iyice uyumlanmış. Doğa üstü bir kovboy ile ruhlara yargı dağıtmak oyunu çok daha gotik ve akılda kalıcı bir hale getirmekte.
Türe muazzam alternatif
Fps Rouge-like türünün oldukça kaliteli bir alternatifi olarak karşımıza çıkan bu oyun, farklı teması ve kaliteli görsel efektleri ile türe muazzam bir alternatif olmayı başarabilmiş.
Doğa üstü temayı western estetiği ile birleştirmesi sayesinde türe özgün ve yeni bir bakış açısı getirdiğini söyleyebiliriz. Ne de olsa rouge-like dediğimiz oyun türü oldukça geliş bir tema yelpazesi olan bir tür.
Bilim kurgudan fantastiğe, kıyamet sonrasından çizgi roman türüne, bu oyun gibi gotik atmosferden biraz daha gerçek hayattan kopan hikâyelere ev sahipliği yapabilen uçsuz bucaksız bir tür.
Soulslinger: Envoy of Death ise “Gotik ruhlar alemine yolu ruh koruyucu kovboy ve onun en iyi dostu Ölüm” temasıyla türe özgünlük bakımından hayli kalıcı bir iz bırakmış diyebiliriz.
Ara sıcak bir yapım
Doyuruculuğu bakımından iyi bir ana öğünün öncesinde tercih edilen meze tabağından hallice olan bu yapım, kaliteli ve kısa vadeli oynanış süresiyle karşımıza muazzam bir ara sıcak olarak çıkmakta.
Öyle ki bu türün kallavi oyun sürelerine nispet yaparcasına kısa ama öz olan oynanış süresiyle sık sık nefes molaları da verdirterek kendine yeteri kadar doyuran tadında biten bir oyun.
Olumlu yanları
- Akıcı oynanış.
- Güçlü atmosfer.
- Güzel silahlar.
- Özgün hikâye ve kaliteli tema.
- Elementlerin oyuna katkıları.
Olumsuz yanları
- Tekdüze düşman tipleri.
- Az sayıda silah çeşitliliği.
- Kalıp ve eski hissettiren harita dizaynı.
- Düşmanların tasarımları çok sade.
Soulslinger: Envoy of Death - İnceleme
Gotik ruhlar aleminin vahşi ve soğuk kovboyu olarak tüm dünyayı kurtardığımız bu serüven oldukça güzeldi, oynamanızı tavsiye ederim.
Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.

