İçindekiler
Dying Light: The Beast - İnceleme
Zombilerin hükümdarı olduğu, karanlığın her adımda çok daha korkunç bir şekilde üzerinize çöktüğü bu hayatta kalma aksiyon oyunu deneyimine hazır mısınız?
Techland’in geliştirdiği Dying Light: The Beast, parkur mekaniğini vahşi dövüş sistemiyle birleştirerek oyunculara gerilim dolu bir deneyim sunuyor. Daha önceki oyunlarda tanıdığımız Harran ve Villedor atmosferinin ötesine geçen bu yapım, sizi sadece zombilerle değil, insanlığın içindeki en karanlık tarafla da yüzleştiriyor. Serinin ilk oyununun ana karakteri olan Kyle Crane'in hikâyesine hep birlikte tanıklık edecek ve onun bilinmeyen düşmanları ile mücadele edeceğiz.

Serinin köklü mirasını taşıyan Dying Light: The Beast, çok daha vahşi hâle gelen enfekte türleri, dinamik gece-gündüz döngüsü ve zor mu zor boss savaşlarıyla öne çıkıyor. Peki sen hayatta kalmak için hem içindeki canavarı hem de dışarıdaki kıyameti yenmeye hazır mısın?
Dying Light: The Beast hikâyesi
Oyunumuz Dying Light'ın ilk oyununun genişleme paketinin (Dying Light The Following) sonundan başlıyor "Spoiler uyarısı", ana karakterimiz Crane The Mother (Anne) ile dövüşünden galip geldikten sonra kendisine bir sıvı enjekte ediyor. Büyük dövüş ardından Crane, The Mother'ı öldürerek kendisini kanalizasyondan dışarıya atıyor fakat artık onun için vakit geçmiş ve enfekteye dönüşüyordu. "Spoiler bitti"
İşte oyun tam olarak buradan sonrasını anlatıyor, Crane eski patronları olan Baron tarafından yıllarca kovalanıyor ve yakalanıyor. Baron, Crane'i yakaladıktan sonra ise ona 13 yıl boyunca işkence ediyor ve deneylerinde kullanıyor. Ana karakterimiz gözlerini bu işkence sırasında açıyor ve kontrolü alıyoruz.

Bir düzüne olaydan sonra bulunduğumuz tesisten kaçmayı başarıyor ve kaçmamıza yardım eden kişinin yanına gidiyoruz. Bize yardım eden kişi Baron tarafından yaratılan enfektelerin kanlarını vücutlarından alarak güçlenmemizi ve Baron'un karşısına çıkmak için müttefik aramamızı söylüyor. Böylece oyun bizi güzel gözüken açık dünyasına bırakıyor.
Dying Light: The Beast mekanikleri
Canavarı serbest bırak!
Her şeyden önce Beast Mod ile başlamak istiyorum, Beast Mod ilk başlarda kontrol edilemez bir güç olarak başlıyor ve bu çoğu zamanda istemediğiniz zaman aktif olması ile sonuçlanıyor. Can barınızın altında kırmızı bir öfke barımız mevcut, bu öfke barımız dolduğu zaman Crane kendinden geçiyor ve enfekte güçleri tarafından kontrol altına alınıyor. Bu süreçte hiçbir şekilde hasar almıyor ve çok hızlı şekilde yüksek hasarlar çıkarabiliyor. Oyunun ortalarına doğru yetenek ağacından bu gücü istediğimiz zaman aktif edebilme yeteneğine sahip olabiliyor.
Yetenek ağacı gerçekten çok kısıtlı kalmış
Dying Light: The Beast yetenek ağacı konusunda size çok uçuk kaçık şeyler sunmuyor, yetenekler genellikle tırmandıktan sonra daha hızlı koş, düşmanların üzerinden hopla, zombilerin kanını sürerek kamuflaj olmak gibi oyununuzu çok etkilemeyen fakat hayat kalitenizi artıran içerikler olmuş. Eski oyunlarda bulunan çok daha hızlı tırman, daha hızlı koş ya da etrafına vuran ağır saldırı yap gibi yetenekler yok. Açıkçası konuşmak gerekirse kendi Crane'inizi çok fazla kişiselleştirememeniz bir yerden sonra oyunu tekrara sokabiliyor.
Eşyalarına iyi bak!
Dying Light: The Beast içerisinde kullandığımız silahların tamir edilebilme sınırı mevcut, örnek vermek gerekirse çoğu silah nadirliğine göre değişmek üzere ortalama 5 kere tamir edilebiliyor. Etrafta bulduğumuz materyalleri toplayarak eşyalarımızı tamir etmemiz ya da yenilerini üretmemiz gerekiyor.

Crafting ise gerçekten sınırlı kalmış diyebilirim, oyun içerisinde çoğu zaman bir şeyler üretmenizin sebebi silahınıza eklenti yapmak oluyor. Üretim için oyun boyunca yapacağınız şey bandaj ve molotof gibi basit şeylerden oluşuyor ve bu dövüş derinliğini birazcık bastırıyor. Techland'den buraya birazcık daha özen göstermesini beklerdim, oyun ne kadar ana mekanik olarak yeterli olsa bile oynanışı çeşitlendirmeleri harika olabilirdi.
Enfekte çeşitliliği iyi olmuş!
Oyun içerisinde enfekte çeşitliliği gerçekten çok iyi olmuş diyebilirim, Dying Light: The Beast oynarken farklı farklı türde düşmanlarla savaşmak iyi hissettiriyor. Bu konu hakkında tek şikayetim ise dövüştüğümüz bossların sonradan normal düşman olarak karşımıza çıkması, çoğu dövüştüğümüz boss ileride gezerken karşınıza çıkıyor ve size saldırıyor. Bu durum başlarda fark edilmese bile orta-geç oyunda çok tekrara biniyor.
Hızlı seyahat mı? Araba kullanmaya ne dersin!
Dying Light: The Beast içerisinde hızlı seyahat opsiyonu bulunmuyor, oyun içerisinde her yere fiziksel olarak gitmeniz gerekiyor. Bu durum oyun başında güzel gibi gelse bile bir yerden sonra gerçekten çileden çıkarabiliyor. Tam olarak bu nedenden dolayı size benim yaptığım ufak bir hile hurdadan bahsetmek istiyorum. Oyun içerisinde geriye dönmek istediğiniz zaman tek yapmanız gerek şey oyundan çıkmak, oyundan çıktığınız zaman oyun sizi ana üsse ya da oraya yakın bir noktaya ışınlıyor. Bu yöntem ile bir yerden bir yere gitme işini kısaltabilirsiniz.

Gece kovalamacası gerçekten korkunç!
Oyun içerisinde diğer oyunlardan aşina olduğunuz Volatile türü enfekteler sadece geceleri ortaya çıkıyor, bu enfeklere gerçekten güçlü, hızlı ve akıllı. Geceleri dışarıda gezerken bu Volatilelara yakalanmamanızda fayda var, bu enfekteler sizi gördüğü zaman etrafta bulunan diğer düşmanı çağırıyor ve sizi çok hızlı turan taktiği ile araya alıyorlar. Peki bunlardan kurtulmanın yolu yok mu? Aslında bakarsak bu yaratıklara karşı UV ışınları çok işe yarıyor, Volatilelar UV ışığına maruz kaldıktan sonra hem direnç olarak zayıflıyor hem de sizin peşinizi bırakabiliyor. Bu tarz bir kovalamaca sırasında UV ışığı olan bir yere saklanmanız ya da güvenli bir bölgeye girip sabah olana kadar uyumanız en korunaklı yöntem.
Ateşli silahlar geri döndü!
Dying Light 2 Stay Human ile birlikte Techland ateşli silahları oyundan tamamen kaldırmıştı, bu kararları çoğu oyuncuyu kızdırmış olacak ki Dying Light: The Beast ile birlikte ateşli silahlar hayatımıza yeniden giriyor. Silah mermisi bulmak gerçekten zor ve silahları kullandığımız zaman üstün enfekte zombiler peşimizden gelebiliyor. Kısacası Techland silahları biraz al ver dengesi üzerinde tutmaya karar vermiş. Peki bu durum işe yarıyor mu? Tabii ki işe yaramıyor, oyunun bir noktasından sonra o kadar güçlü oluyoruz ki hem silah kullanmamıza hem enfektelerden korkmamıza gerek kalmıyor.
Grafikler
Dying Light: The Beast görsel olarak bize çok güzel bir evren sunuyor, oyunun renk paleti sizi gerçekten Alpler’de bulunan bir kasabadaymışsınız gibi hissettiriyor. Oyun sadece bir bölgeden oluşmadığı için ise her geçilen kısımda daha farklı ve güzel grafikler sunuyor.
Açıkçası söylemek gerekirse Dying Light: The Beast görsel olarak beni tatmin etmezmiş gibi geliyordu fakat oynadıktan sonra fikrim değişti. Zombilerin vücut kaplamaları olsun nesnelerin doku paketlerinin kalitesi olsun gerçekten başarılı grafikleri var diyebiliriz.

NVIDIA RTX 4050 ekran kartlarında bile orta görüntü ayarlarında 40 FPS almayı başaran oyunun optimizasyonu başarı olmuş diyebiliriz. Günümüz oyunlarının neredeyse hepsinin optimizasyon sorunu olduğunu düşünürsek Dying Light: The Beast gayet başarılı bir cilalama döneminden geçmiş diyebiliriz.
Müzikler
Dying Light: The Beast oynarken çoğu zaman ilk oyunu oynuyormuş hissine kapıldım, bu hisse kapılmamının en büyük nedeni ise müziklerin aşırı nostaljik hissettirmesinden başka bir şey değil. Crane ile çatılardan çatılara hoplarken müziklerin verdiği o nostaljik hissiyat gerçekten çok güzel hissettiriyor.
Olivier Deriviere tarafından yapılan besteler gerçekten güzel olmuş, deneyimli Fransız oyun bestecisi gerçekten başarılı işlere imza atıyor. Olivier Deriviere daha önceden A Plague Tale, South of Midnight ve Assassin's Creed Freedom Cry gibi bir sürü büyük yapımda yer almış köklü oyun bestecisi.

Değerlendirme
Dying Light: The Beast, serinin önceki oyunlarından aldığı parkur ve hayatta kalma mirasını başarıyla günümüze aktarmış. Gece kovalamacaları, Beast Mod ve parkur mekanikleri ile size adrenalini aşırı yüksek bir oyun deneyimi sunuyor diyebilirim. Ne kadar eksikleri olsa bile Dying Light: The Beast bizden başarılı bir puan aldı.
Peki Dying Light: The Beast fiyatını hak ediyor mu? Eğer seriyi zaten seviyor ve Kyle Crane’in hikâyesini merak ediyorsanız gönül rahatlığıyla şans verebilirsiniz. Yok ben tekrar eden oynanışı sevmem bana hikâye anlatsın ya da ben rol yapmak istiyorum seçimlerim değerli diyorsan bu oyundan uzak durmak isteyebilirsin.
Techland, Dying Light: The Beast yapımını Türkiye özel fiyatlandırması ile Steam üzerinden 44.99 dolar ve Türkçe dil desteği ile çıkarmış durumda. Bu oyuna bu para verilir mi diyorsanız kesinlikle verebilirsiniz. Ancak tekrar eden oynanıştan çabuk sıkılan ya da sadece derinlikli bir açık dünya aksiyonu arayan oyuncular için ise indirim beklemek çok mantıklı olacaktır.
Dying Light: The Beast - İnceleme
Gece gündüz döngüsü, korkunç zombiler ve ölümcül boss savaşlarıyla dolu bir dünyada Kyle Crane’in hikâyesine eşlik et. Hayatta kalmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.