İçindekiler
Hollow Knight: Silksong Boss listesi
Hollow Knight: Silksong’da 40’tan fazla zorlu boss ile karşılaşın! Moss Mother’dan Last Judge’a kadar her birini yenerek Hornet’in yolculuğunu keşfedin.
Bu rehberde, Silksong’da duyurulan tüm patronları, konumlarını, saldırılarını, stratejilerini, hikâyeye bağlarını ve çevresindeki keşif detaylarını ele alacağız. Hem yeni başlayanlar hem de deneyimli oyuncular için faydalı ipuçları ve stratejiler sunarak, Silksong’un zorlu dünyasında karşılaşacağınız patronlarla nasıl başa çıkabileceğinizi anlatacağız.
Moss Mother
Moss Grotto'nun en derinliklerinde, terk edilmiş bir kilise gibi duran arenaya girdiğinizde, Moss Mother ile yüzleşiyorsunuz. Odaya adımınızı atar atmaz zemin titriyor ve dev bir bitkisel kozadan fırlayan boss'un çığlığını duyuyorsunuz. Hollow Knight'taki Gruz Mother'ı andıran, kanatlı ve gösterişli bu yaratık, adeta türünün kraliçesi gibi. Dövüş boyunca havada süzülüyor ve saldırılarının arasında sürekli arenanın merkezine dönüyor. Bu boss'un en büyük zayıf noktası, kafasının üstünde dönen altın hale. Yeterince hasar aldığında başı dönmeye başlıyor ve bir süreliğine yere düşerek kolay hedef haline geliyor.
Moss Mother, tıpkı Gruz Mother'ın Hollow Knight'taki rolü gibi, Silksong'da oyuncuya oyunu öğreten bir boss görevi görüyor. Bu dövüş, yeni oyunun dinamiklerini tanıtma niteliği taşıyor. Bu mücadelede öğrendiğiniz taktikler, (birden fazla tehdidi aynı anda takip etmek, iyileşme stratejisi oluşturmak gibi) ilerleyen boss dövüşlerinde de işinize yarayacak. Bu yüzden hem yeni oyuna hoş bir başlangıç sunuyor hem de temel dersleri öğretiyor.
Moss Mother'ın üç temel saldırısı var ve her birine karşı uygulayabileceğiniz basit ama etkili stratejiler bulunuyor.
- Stinger Swoop: Bu saldırıda boss havada geriliyor ve keskin iğnesiyle hızla aşağı dalıyor. Yere çarptığında yarım daire şeklinde bir mesafe kayıyor. Bu saldırı, aslında size bir fırsat sunuyor. Moss Mother aşağı doğru dalarken erken bir sıçrayışla üzerinden atlayın ve yere çarptığı anda arkasına geçerek birkaç vuruş yapın.
- Headbutt: Moss Mother aniden tavana doğru uçarak kafasını vuruyor. Bu vuruş, tavanı çatlatarak taş veya küçük yosun kurtçuklarının düşmesine neden oluyor. Düşecek olan nesnelerin yerini, beliren küçük toz bulutlarından anlayabilirsiniz. Onlara dikkat ederek doğru zamanda kenara atlamak, bu saldırıdan kolayca sıyrılmanızı sağlar. Taşlar düştüğünde sadece kaçmaya odaklanın; ancak yosun kurtçukları düşerse, onları öldürerek canınızı yenilemek için kullanabileceğiniz Silk (İplik) kazanabilirsiniz.
- Summon Minions: Dövüşün ikinci aşamasında, Moss Mother tavana vurmaya devam ederek yerden bir veya iki küçük Moss Worm çağırabiliyor. Bu minyonlar yavaş hareket etseler de, gözden kaçırmamak önemli. Ortaya çıktıklarında hemen dikkatinizi onlara verin, düşecekleri noktadan uzaklaşın ve iğnenizle hızla onları yok edin. Bu küçük yaratıklar, canınız azaldığında çok işinize yarayacak olan Silk kazanmanızı sağlar. Bu Silk'i, Bind yeteneğinizle (iplik harcayarak) canınızı yenilemek için kullanabilirsiniz.

Craggler
Craggler, The Marrow bölgesinde bulunan ve tek bir saldırıya dayalı dövüş tarzıyla dikkat çeken bir mini-boss. Bu mini-boss ile olan mücadele ilk bakışta basit görünebilir fakat aslında sabır isteyen bir mücadele. Çünkü tek fazlı bir dövüş sunuyor olmasına rağmen yüksek can puanı sayesinde uzun süre dayanıyor oyuncuyu sürekli tetikte tutuyor.
Savaş başladığında yapılması gereken ilk şey, odadaki taş platformlardan birinin altına sığınmak. Craggler, kabuğunun içinde sakladığı asidi yukarıdan yağdırmaya başlıyor ve bu platformlar oyuncuyu doğrudan hasar almaktan koruyor. Asit saldırısı bittikten hemen sonra fırsat yakalayarak platformun üstüne çıkmalı ve yukarı doğru bir saldırıyla ona vurmalı. Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor, çünkü saldırılarının arası oldukça kısa. Çoğu zaman tek bir vuruş yapıp hemen tekrar platformun altına dönmek en güvenli yöntem.
Craggler’a temas edilirse doğrudan iki mask hasar yeniyor. Yanlara doğru hızlı hareket etmesi ve sürekli savurduğu asit yüzünden yakın dövüş denemeleri de çoğu zaman riskli oluyor. Bu yüzden dikey saldırılara odaklanmak, yani yalnızca platformların üzerinden yukarı doğru saldırmak en mantıklı strateji. Dövüş bu şekilde biraz uzun sürüyor ama güvenli ilerlediğinde galibiyet kaçınılmaz oluyor.
İyileşmek için de endişeye gerek yok, çünkü platformların altında saklanıldığında rahatlıkla can doldurulabiliyor. Üstelik odanın kapıları kapanmadığı için, işler sarpa sardığında geri çekilme olanağı da var. Oyuncu her iki uçtaki çıkıştan koşarak uzaklaşabilir ve yeniden hazırlanarak dövüşe dönmeyi tercih edebilir.
Craggler’ı yenildiğinde ödül olarak Beast Shard ve Shell Shards elde ediliyor. Özellikle Beast Shard, parçalanarak yüksek miktarda Shell Shard’a dönüştürülebiliyor, bu da oyuncuya çabasının karşılığını aldığını hissettiriyor.

Crawfather
Crawfather, Pharloom’un Greymoor bölgesinde karşımıza çıkan en ilginç ve ürkütücü boss’lardan biri. Adaletin sembolü gibi görünen bu devasa kuş, çelikten gagasıyla hüküm dağıtıyor. Onu bulmak için Craw Lake’deki büyük yapının altına, yani Craw Court’a inmek gerekiyor. Ancak buraya girmek için önce Craw Summons’ı alıp kapıya sunmanız şart.
Savaş başladığında Crawfather, doğrudan sahneye çıkmıyor. Önce bir dizi düşman dalgası gönderiyor. Arenadaki bu küçük yaratıkları temizledikten sonra kendisi gökten inerek koca kanatlarıyla mahkemesini kuruyor. Bu andan itibaren gerçek dövüş başlıyor.
Crawfather’ın saldırıları hem görsel olarak ihtişamlı hem de yüksek hasar potansiyeline sahip. En çok kullandığı hamlelerden biri Order in the Court. Başını geri çekip yere art arda üç kez gagasıyla vuruyor. Bu saldırı hem yakın mesafede çok tehlikeli hem de iki maske hasar veriyor. En güvenli yol, zamanında geri çekilip üçüncü vuruş biter bitmez yaklaşmak.
Bir diğer hamlesi Witness to the Stand. Bu sırada yüksek bir çığlık atıyor ve yanına yardımcılarını çağırıyor: iki Craw Juror, ya da tek bir Tallcraw veya Squatcraw. Onlarla uğraşmak biraz can sıkıcı olabilir, ama hızlı davranıp temizlediğinizde tekrar Crawfather’a odaklanabiliyorsunuz.
Daha agresif bir saldırısı da Justice From On High. Havalanıp bir süre sallandıktan sonra Hornet’e doğru ölümcül bir dalış yapıyor. Bu hamle de iki maske götürüyor, bu yüzden reflekslerinizi iyi kullanmak ve doğru anda dash yapmak şart.
Dövüş ilerledikçe Crawfather yeni bir yetenek kazanıyor: Chains for the Penitent. Havada süzülüp zincirler fırlatıyor, ardından bu zincirlerden dikenli barikatlar yükseliyor. Alan daraldığında panik yapmamak önemli; boşlukları dikkatle takip ederek hayatta kalabilirsiniz. Zincir saldırısının sonunda yere inip gagasıyla sert bir darbe indiriyor, işte tam bu an karşı saldırı için büyük fırsat.

Lace
Deep Docks'un karanlık ve endüstriyel dünyasının kalbinde, sıcak lav gölünün üzerinde kurulu paslı metal bir platformda, Lace ile ilk karşılaşmanız gerçekleşiyor. Silksong'un en başlarında bile karşınıza çıkabilen Lace, görünüşüne aldanmamanız gereken, Hornet'ın en tehlikeli rakiplerinden biri. İncecik bir böcek kız olmasına rağmen elindeki altın işlemeli iğnesiyle (Gilded Pin) hırslı savaşçı. Tıpkı Hornet gibi son derece çevik, ölümcül kombolar ve akrobatik hareketlerle dövüşü baştan sona domine ediyor.
Lace'in dövüş stili, Hollow Knight'taki Hornet dövüşlerine benziyor. Böylece bu karşılaşma, oyuncuya oyunun nasıl oynayacağını öğreten bir ders niteliği taşıyor. Lace’in silahı olan Gilded Pin, Pharloom’un geleneksel bir silahı ve bu detay, dövüşün Hornet'ın hikayesiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yani bu dövüş oyuncuyu oyunun asıl mücadelelerine hazırlıyor.
Lace dövüşü, tıpkı bir dans koreografisi gibi belirli bir ritim ve akış üzerine kurulu. Onu yenmenin anahtarı, saldırılarını ezberlemek ve her hareketine doğru zamanda karşılık vermek. İşte Lace'in başlıca saldırıları ve onlara karşı uygulayabileceğiniz stratejiler:
- Lunge: Lace, iğnesini yerden kaldırıp hızlıca ileri doğru atılıyor. Bu saldırıdan korunmak için üzerinden zıplayabilir veya doğru zamanlamayla içinden geçebilirsiniz. Atak sonrası duraksadığı kısa anı fırsat bilip saldırınızı yapın.
- Aerial Slash: Havalanıp çapraz bir şimşek gibi aşağı doğru hızla kesiyor. O havadayken, en tepeye çıktığı anda altına geçin ve birkaç hızlı vuruşla ona karşılık verin.
- Double Clash: İki büyük yay hareketiyle ileriye doğru iki ayrı vuruş yapıyor. Silahını yere eğdiği an bu saldırının geleceği anlamına geliyor, bu yüzden yakın dövüşte ekstra dikkatli olun. En güvenli strateji, ondan uzaklaşmak veya platformun diğer ucuna atlamak.
- Parry & Riposte: Bazen Lace, birdenbire durup çömeliyor. Bu bir tuzak! Bu sırada ona saldırmayın, sabırlı olun ve gerekirse iyileşin. Savunması açıldığında hızlı bir vuruşla ona karşılık verebilirsiniz.
- Whirlwind: Canı azaldığında Lace, etrafını beyaz bir daireyle sarıp içine giriyor ve ardından dört seri vuruşla güçlü bir aşağı saldırı yapıyor. Bu dairenin içine girmeyin, dışarıda bekleyip kombo bittiğinde ona hızla saldırın.
Lace ile olan bu karşılaşma, Silksong'un en büyük beceri sınavı olarak kabul ediliyor. Unutmayın, aceleci davranmak ve hırs yapmak pahalıya mal olabilir. Onun saldırıları arasındaki kısa duraklamaları kollayın ve hasar verip hemen güvenli bölgenize geri çekilin. Ayrıca, dövüş alanının çevresindeki lavlara da dikkat edin; aksi halde kendinizi tuzakta bulabilirsiniz.

Fourth Chorus
Deep Docks bölgesinde bulunan Fourth Chorus, bugüne kadar görülen en büyük bosslardan biri. Bu devasa yaratığın, çok sayıda uzuvu olduğu için onunla mücadele ederken mutlaka savunmaya dayalı bir stratejiye sahip olmak gerekiyor.
Fourth Chorus'u ilk gördüğünüzde, Terzi Seamstress'e giden yolda hareketsiz bir şekilde yatarken bulacaksınız. Ama hemen atlayıp saldırmayın çünkü onu uyandırmak ve dövüşmek için önce Silksong Hokers'ı avlamanız ve Drifter's Cloak'u almanız gerekiyor; aksi halde ne kadar vurursanız vurun, ona bir zarar veremezsiniz. Bu arada, yaratığa hasar vermenin tek yolu, Hornet'in zıplayarak ulaşabileceği devasa yüzüne vurmaktan geçiyor.
Bu boss savaşı, tıpkı Lace'in dövüşü gibi, lavlarla dolu bir arenada, platformlar üzerinde gerçekleşiyor. Yalnız burada büyük bir fark var: bu platformlar Lace'in dövüşündekiler kadar sağlam değil ve Fourth Chorus savaşın büyük bir bölümünde uzuvlarını lav havuzuna daldırarak platformları yok ediyor. Bu yüzden sürekli hareket halinde olmanız ve dikkatli bir şekilde pozisyon almanız şart. Düşmanın bir diğer tehlikeli saldırısı ise tüm arenayı yatay bir şekilde süpürmesi. Bundan kaçınmak için çoğu zaman jump-dash kombinasyonunu kullanmak ve lavın içine düşmemek için havada kalmanız gerekebilir. Eğer etrafta platform kalmamışsa panik yapmayın; Drifter's Cloak'u kullanarak arenanın iki yanındaki rüzgar akımlarıyla kendinizi yukarı çekebilirsiniz, ama neyse ki platformların tamamen yok olması pek sık rastlanan bir durum değil. Savaş ilerledikçe, Fourth Chorus tavana vurup erimiş kayaları üzerinize yağdırıyor. Bu ateş toplarından kaçmak kolay olsa da, gözünüzü asıl düşmandan ayırmamalısınız çünkü o normal saldırılarına devam edecektir.
Fourth Chorus'u yenmenin sırrı, tüm platformları yok etmesini engelleyerek onu sersemletmekten geçiyor. Bunun için agresif oynamalı ve sürekli yüzüne vurmalısınız. Onu yeterince vurduğunuzda, sersemleyip yere düşüyor ve yok olan platformlar yeniden ortaya çıkıyor. Bu sürede ona olabildiğince çok hasar verin. Yeterli hasarı verdikten sonra, arenanın iki yanında rüzgar sütunları belirecek. Drifter's Cloak'unuzu kullanarak bu akımlarla yukarı çıkın ve odanın tavanındaki patlayıcı kayalara vurun. İkisini de patlattığınızda, tavandan dev bir kaya düşüp Fourth Chorus'u ezerek savaşı sona erdiriyor.

Choir Clapper
Choir Clapper, Silksong’un en çarpıcı mini-boss’larından biri. Dev tokmağı ve yanında taşıdığı Silk spool ile sahneye çıkıyor. Ancak bu Silk’i incelikli hareketlerde değil, tamamen gücünü artırmak için harcıyor. Bu da onunla girişeceğiniz dövüşü çok daha tehlikeli kılıyor çünkü tokmağından çıkan her darbe, normalde bile ağır olan vuruşlarını katbekat daha yıkıcı hale getiriyor.
Clapper’a ulaşmak bile başlı başına bir sınav. Arenaya girmeden önce bir grup böcekle karşılaşıyorsunuz ve bu böcekler hafife alınacak türden değil. Enerjinizi ve maskelerinizi burada savurursanız, asıl düşmanla yüzleştiğinizde işiniz çok daha zorlaşıyor. Dolayısıyla daha arenaya girmeden önce dikkatli ve sabırlı bir şekilde ilerlemek gerekiyor.
Dövüş başladığında Choir Clapper’ın tarzı oldukça doğrudan. Tokmağını büyük bir ivmeyle savuruyor ve Silk ile güçlendirdiği bu hamleler arenası dar olduğu için sizi köşeye sıkıştırabiliyor. Onunla yüzleşirken sürekli tetikte olmak şart, çünkü saldırılarını bloklamak neredeyse imkânsız; en güvenli yol, doğru zamanda sıyrılmak ve boşlukları değerlendirmek.
Clapper’ın en dikkat çeken yanı, saldırılarında taktikten çok ham güce yaslanması. Silk stoğunu tamamen darbe gücünü artırmak için tüketiyor. Bu da dövüş boyunca sizi sürekli baskı altında tutuyor. Hazırlıksız yakalanırsanız, kısa sürede ağır hasar almanız kaçınılmaz.
Onu yenmenin anahtarı, sabırlı kalmak ve açgözlü davranmamak. Atak aralarında kısa ama etkili vuruşlar yapmak, arenayı iyi kullanmak ve çevredeki boşlukları değerlendirmek en doğru strateji oluyor. Gereksiz risk almadan, doğru anları kollayarak ilerlediğinizde bu zorlu mini-boss’u alt edebilirsiniz.
Sister Splinter
Sister Splinter ile savaşmak zorlayıcı ama bir o kadar da ödüllendirici bir deneyim. Bu boss, Shellwood’un üst kısmında yer alıyor ve onu yenecek kadar güçlü olmanız, size Cling Grip adlı çok önemli bir yetenek kazandırıyor. Bu yetenek, duvarlara zıplamanızı sağlıyor ve bu sayede oyunun daha yüksek alanlarına ulaşabiliyorsunuz. Cling Grip, oyunun ilerleyen bölümlerinde karşınıza çıkacak bazı engelleri aşmanız için gerekli, bu yüzden Sister Splinter’ı yenmek, çok kıymetli.
Sister Splinter’a karşı savaşı kazandıracak en önemli şeylerden biri, Threadstorm yeteneği. Bu yetenek, geniş bir alanda etkili olan güçlü bir saldırı yapmanıza olanak tanır. Savaş sırasında arenada çok fazla yeriniz olmayacak, dolayısıyla Threadstorm, bu dar alanlarda işinizi çok kolaylaştırır. Bütün düşmanları tek bir hareketle temizleyebilir ve büyük bir alanı etkisiz hale getirebilirsiniz. Threadstorm’u, Greymoor’daki Craw Lake’in kuzey tarafında bulunan bir heykelden alabilirsiniz.
Bir diğer önemli ekipman ise Warding Bell. Bu araç, savaş sırasında size hem koruma hem de karşı saldırı yapma imkanı sunar. Eğer bir noktada kaçacak yeriniz yoksa ve saldırılardan kaçmakta zorlanıyorsanız, Warding Bell’i kullanarak iyileşebilir ve size saldıran düşmanları geri püskürtebilirsiniz. Kalkanınızın çarptığı her düşman, etrafa güçlü bir şok dalgası yayarak hasar verir. Bu özellik, Sister Splinter’a karşı hayatta kalmanızı sağlayacak en iyi araçlardan biri.
Sister Splinter’a karşı dikkat etmeniz gereken bazı önemli saldırılar var. Bunlardan ilki Thorn Attack. Bu saldırı, arenanın çeşitli noktalarına dikenler fırlatarak hareket alanınızı daraltır. Bu dikenleri yok etmek, savaşta rahat hareket edebilmek için kritik bir adım. Dikenleri hızlıca temizlerseniz, geri kalan savaş çok daha kolay geçecektir.
Bir diğer dikkat edilmesi gereken şey ise Flying Enemies. Sister Splinter, dövüş sırasında uçan düşmanlar çağırabilir ve bu da size zıplama ve dash yapma konusunda büyük zorluklar çıkarır. Bu durumda, uçan düşmanları ilk önce temizlemek çok önemli. Bu düşmanlar, zıplamanızı engelleyerek hareket kabiliyetinizi kısıtlar, bu yüzden onları öldürmeden Sister Splinter’a odaklanmak oldukça zor olacaktır.
Sister Splinter’ın bir başka tehlikeli saldırısı Slash Attack. Bu saldırı, ellerini kaldırarak hızlı bir şekilde üç ardı ardına keskin darbe yapmasına yol açar. Bu saldırı, oldukça hızlı ve geniş bir alanı kapsar, bu yüzden doğru zamanda zıplamak ya da dash yapmak hayati önem taşır.
Son olarak, Enemy Summons adı verilen bir saldırısı var. Bu sırada, Sister Splinter ellerini kaldırarak arenaya yeni düşmanlar çağırır. Bu da demek oluyor ki, Sister Splinter’ı yenmek için sadece ona değil, çağrılan yeni düşmanlara da odaklanmanız gerekecek. Hızlıca bu düşmanları temizleyip, savaş alanını tekrar kontrol altına almanız önemli.
Sister Splinter’ı yendikten sonra, Cling Grip Upgrade'e giden yol açılacak. Bu yükseltme, duvarlara zıplamanızı sağlar ve ilerleyen bölümlere geçmek için gereklidir. Cling Grip, daha yüksek alanlara tırmanmanıza ve oyun dünyasında yeni yollar keşfetmenize olanak tanıyacak. Bu yüzden Sister Splinter’ı mağlup etmek, sadece bir boss’u yenmek değil, aynı zamanda oyunda yeni bir aşamaya geçmek anlamına geliyor.

Skull Tyrant
The Marrow bölgesinde yer alan bu boss, yalnızca boyutuyla değil, savaşı için gerektirdiği hazırlık ve stratejiyle de dikkat çekiyor. Başarılı bir mücadele için doğru ekipman ve taktik kullanmak oldukça önemli. Bu boss'a ulaşmak için öncelikle The Terrible Tyrant görevini Bone Bottom'daki görev panosundan almanız gerekiyor. Bu görev, Skull Tyrant'ı bulma yolunu açıyor. Ayrıca, The Marrow bölgesinde ona ulaşmadan önce Shellwood'da Sister Splinter'ı yendikten sonra alabileceğiniz Clip Grip yeteneğine sahip olmanız şart.
Skull Tyrant'la dövüşmeye hazırlandığınızda, doğru ekipmanları seçmek işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Size önereceğim en önemli araçlardan biri Silkspear. Boss çoğunlukla yerde kaldığı için bu yetenekle ona rahatça hasar verebilirsiniz. Bunun yanı sıra, Longpin de bu savaşta kritik bir rol oynuyor. Bu araç, Skull Tyrant'ın zırhını delme özelliğiyle, ona tam hasar veren tek silah. Diğer araçlar ya zırha çarpıp geri sıçrar ya da çok düşük hasar verir. Bu nedenle, Shellwood bölgesinde Longpin'i edinmek savaşın gidişatını değiştirecektir. Ayrıca, Reaper Crest de bu dövüşte çok işinize yarayacak. Bu Crest, iyileşme sonrası Silk Bundles oluşturarak savaş boyunca sağlığınızı geri kazanmanıza yardımcı olur.
Skull Tyrant’a hasar vermek için sadece başına veya sırtına vurmanız gerekiyor. Zırhı çok güçlü olduğu için, pogo saldırıları ona işlemiyor. Neyse ki, Skull Tyrant bir saldırı yaptıktan sonra bir süre duraklıyor. Bu arayı, normal saldırılarınızla ya da Silkspear ile değerlendirebilirsiniz. Eğer uzaktan saldırmak isterseniz, Longpin en iyi seçenek. Uzun menzilli bir silah olduğu için güvenli mesafeden vurabilirsiniz.
Skull Tyrant’ın en tehlikeli hareketleri, Charge Attack ve Jumping Attack. İlkinde, yavaş ama geniş bir alanı kapsayan bir saldırı yapar. Bu saldırıyı atlatmak için zıplamanız yeterli. Jumping Attack’ten sonra, yere düşen kayalar var. Bu kayalar hızla hareket eder ve eğer onlara çarparsanız ciddi hasar alırsınız. Bu yüzden zıplarken dikkatli olun.
Savaş sırasında sürekli hareket etmek çok önemli. Skull Tyrant’ın bir diğer saldırısı ise Falling Boulders. Boss yere vurup kükrediğinde, arenaya kayalar düşmeye başlar. Bu kayalar, her yere dağılır ve size çok fazla hasar verebilir. Kayalardan kaçmak için ya boss’a çok yakın durmalı ya da hemen karşı tarafa kaçmalısınız.
Eğer bu saldırılardan biriyle hasar aldıysanız, Reaper Crest'i kullanarak sağlığınızı yenileyebilirsiniz. Bu crest, iyileşmenizi sağlar ve dövüş boyunca hayatta kalmanıza yardımcı olur. Skull Tyrant'ı yeneceğinizde, Crown Fragment adlı bir parça düşer. Bu parça, The Terrible Tyrant görevini tamamlamak için gereklidir. O parçayı teslim ettikten sonra Heavy Rosary Necklace ödülünü alabilirsiniz.

Skarrgard
Skarrgard, Pharloom’un doğusunda, The Marrow yakınlarında karşılaşılan bir mini-boss. Dışarıdan bakıldığında koca bir karıncayı andırıyor ama sıradan bir yaratık değil; kabilesinin geçitlerini ve erzaklarını korumakla görevli acımasız bir savaşçı. Elindeki kemikten yapılmış tırpan, keskin dikenlere benzeyen uzuvları ve kafatası maskesiyle oldukça ürkütücü. Bu güçlü yapısının yanında en büyük avantajı ise yer altına dalarak ani saldırılar yapabilmesi. Dövüş boyunca oyuncuyu en çok zorlayacak şey de bu oluyor, çünkü ne zaman toprağın altından çıkıp saldıracağını sürekli takip etmek zorunda kalıyoruz.
Skarrgard’ın en tehlikeli hareketlerinden biri Jumping Slam. Havaya sıçrayıp tırpanını tam oyuncunun bulunduğu noktaya indiriyor ve bu darbe oldukça ağır. Ancak saldırıdan sonra çok kısa bir duraksama yaşıyor. Bu boşluk, oyuncu için altın değerinde. Zıpladığı anda yana doğru kaç, yere indiğinde ise hızla yanına sokulup iki ya da üç hızlı vuruş yapabilirsin. Fazlasını zorlamak çoğu zaman gereksiz risk almak demek.
Bir diğer önemli hareketi Surprise Double Swing. Skarrgard yer altına gömülürken yüzeye çıkan buhar izleri, nereden çıkacağını belli ediyor. Tam o noktadan fırlayıp iki ardışık tırpan savuruşu yapıyor. Burada panik yapmamak çok önemli. Buharı gördüğünde geri çekil, iki savuruşun da tamamlanmasını bekle. Saldırısını bitirdiğinde kısa bir boşluk bırakıyor, o sırada fazla açılmadan bir iki sağlam darbe indirip hemen geri çekilmelisin.
Tüm dövüş aslında bu iki hareket üzerine kurulu. Skarrgard seni sürekli yer altından sürpriz ataklarla zorlamaya çalışıyor ama işin püf noktası ritmini çözmek. Buhar izlerini dikkatle takip et, her hamlesinden sonra doğan boşlukları değerlendir, ama kesinlikle acele etme.

Widow
Widow, Bellhart'ta bulunan bir boss ve ona ulaşabilmek için öncelikle Cling Grip yeteneğini elde etmeniz gerekiyor zira bu yetenek, boss odasına giden yolu geçmenizi sağlıyor.
Dövüşün başı, Widow’ın silk threads’i çekip çanları düşürmeye çalıştığı anlarla başlıyor. Çanlar, başlangıçta oldukça basit bir tehlike gibi gözükse de bu çanları takip ederek Widow’ın ne yapacağına dair bir fikir edinmeniz gerekiyor. Silk threads, çanların düşeceği noktayı işaret ediyor. Eğer bu ipleri takip ederseniz, çanları kolayca kaçırabilir ve Widow’ı daha rahat vurabilirsiniz. Widow, çanları düşürdükten sonra kısa bir süre prone (savunmasız) kalır, bu da size ona vurma fırsatı verir.
Çanlar düştükten sonra, Widow hemen aşağıya doğru inen darbe ya da slash saldırılarıyla sizi zorlamaya başlar. Bu saldırılar bazen dikey, bazen de diagonal olur. Çanların düşüşünü takip etmek burada çok önemli, çünkü doğru zamanlamayla karşılık vermezseniz her şey daha karmaşık hale gelir. Eğer zamanlamayı doğru yaparsanız, bu saldırılardan kaçmak ve Widow’a zarar vermek oldukça kolaylaşır.
Ama işin zorluğu, ikinci aşamada başlıyor. Widow, bu aşamada çok daha hızlı ve agresif hareketler yapmaya başlıyor. Bell Roar sırasında bir anda birkaç büyük çan düşer ve bu saldırı geniş bir alanı kapsar. Çanların düşme noktasını yine silk threads’i gösterse de bu saldırıdan kaçmak çok daha zor hale gelir. Ayrıca Widow, hızlıca dash ve slash hareketleriyle üzerine gelir. Bu noktada, her an tetikte olmalı ve doğru zamanda karşılık vermelisiniz.
İlk aşama ile ikinci aşama arasındaki fark oldukça belirgindir. İkinci aşamada Widow, roar ve charge slash hareketleriyle sizi köşeye sıkıştırmaya çalışır. Bu noktada saldırılarını dikkatlice izleyip ona göre hareket etmelisiniz. Çanlar düşerken hızlıca ona vurmak, bu fazı daha kolay geçmenizi sağlar. Ama Widow, bu dönemde çok daha hızlı ve ölümcül bir hale gelir.
Widow’ı yendikten sonra ise güzel bir ödül sizi bekliyor: Needolin yeteneği. Bu yetenek, Hornet’e müzik çalabilme gücü verir ve yuvarlak kapıları açmanıza yardımcı olur. Yani sadece bir boss’u alt etmekle kalmaz, aynı zamanda yeni keşifler için kapıların anahtarını da elde edersiniz.

Voltvyrm
Voltvyrm, Sands of Karak’ın derinlerinde gizlenen, ilk bakışta böcekten çok tuhaf bir canlıyı andırıyor. Onunla yüzleşmek için “In the Voltnest” görevini almak gerekiyor ve dövüşü kazandığınızda ödül olarak Volt Filament elde ediliyor. Görünüşü gerçekten ürkütücü: tavana yapışmış pembe barnacle kümeleri ve içlerinde sürekli hareket eden küçük bir parça. İşte tam da bu hareketli nokta, savaş boyunca hedef alınması gereken zayıf yeri.
Ama buraya ulaşmak kolay değil. Çünkü Voltvyrm tüm arenayı elektrikle dolduruyor ve oyuncuyu dar alanlarda sıkıştırıyor. Onun saldırıları rastgele değil; her şeyden önce zeminde ve duvarlarda beliren ışıklı işaretler, nereye vuracağını haber veriyor. Eğer bu işaretlere dikkat ederseniz saldırılardan sıyrılmak mümkün oluyor. Dolayısıyla dövüş, reflekslerden çok sabır ve dikkat isteyen bir yapıya sahip.
En sık karşılaşılan hamlelerden biri Pink Cylinder Electricity. Barnacle kümesi pembe enerji toplarken silindir biçiminde şok dalgaları arenaya yayılıyor. Tehlikeli bölgeler ışıkla belli olduğu için yapmanız gereken tek şey o alanlardan uzak durmak. Şok dalgaları kaybolduğunda ise hemen boşluktan faydalanıp zayıf noktaya saldırabilirsiniz.
Bunun yanı sıra bir de Pink Sphere Electricities var. Bu sefer arenada altı parlak küre beliriyor ve kısa bir süre sonra elektrik patlamalarıyla etraflarını kaplıyor. Güvenli bölgeler oldukça dar kalıyor, bazen de tüm küreler yere dizildiği için sıçramak zorunda kalıyorsunuz. İşte bu noktada hızlı karar vermek şart. Patlamalar sona erdiğinde ise yine aynı şekilde açıkta kalan kümeye yüklenmek mümkün oluyor.
Voltvyrm dövüşünün özü sabırlı olmak. Panikleyip rastgele hareket ederseniz kaçış imkansız hale geliyor ama işaretleri dikkatle takip edip doğru anda hamle yaparsanız her saldırı aslında bir fırsata dönüşüyor. O anı yakaladığınızda, dev gibi görünen bu garip yaratığın dağılmaya başladığını görmek oldukça tatmin edici oluyor.

Crust King Khann
Crust King Khann, Pharloom’un çöl bölgesi Sands of Karak’ta gizlenen, ağır zırhıyla görkemli bir savaşçı. Sağ gözündeki yara izi ve kırmızı-gri tonlara boyanmış kalın zırhı onu diğer düşmanlardan ayırıyor. Eski çağlardan kalma bu savaş lordu, etrafındaki coral crust’u kontrol edebilme gücüyle biliniyor. Bir zamanlar ona bağlı orduların sadakati sarsılmaz olsa da, onun sert yönetimi barışçıl böcekler için ağır bir yük olmuş. Bugünse, Hornet’in yoluna çıkan en zorlu rakiplerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Bu boss’la karşılaşmak için oyuncunun doğrudan onun rüyasına girmesi gerekiyor. Crust King Khann, Act 3’ün gizli bosslarından biri ve bu karşılaşma hem atmosferi hem de zorluğu ile öne çıkıyor. Arenaya adım atar atmaz dövüş yavaş bir ritimle başlıyor, ancak Phase 2 devreye girdiğinde tüm saldırılar çok daha hızlı hale geliyor. Bu da kaçış ve saldırı zamanlamasını çok daha kritik kılıyor.
Khann’ın en belirgin saldırılarından biri Jumping Thorn Summons. Havaya sıçrayıp pozisyonunuza doğru vurduğunda, arenanın bir kenarından devasa kırmızı thorns fışkırıyor ve hızla karşı tarafa doğru ilerliyor. Öncesinde görünen kırmızı enerji çizgileri, bu saldırının geleceğini haber veriyor. O çizgilerle aynı hizaya girmemek bu saldırıyı atlatmanın anahtarı. Saldırı bittiğinde ise kısa bir açık kalıyor, işte o an birkaç hızlı darbe indirmenin tam zamanı.
Bir diğer dikkat çekici hamle X Thorn Summon. Khann arenanın ortasında X şeklinde bir duruş alıyor, ardından zeminde aynı şekli andıran kırmızı işaretler beliriyor. Bu işaretlerin üzerinden thorns fışkırarak arenayı çapraz çizgilerle dolduruyor. Burada yapılması gereken, boss’a yakın kalıp dikenler açılırken saldırmak, ardından thorns kaybolduğunda güvenli bir mesafeye çekilmek.
Daha basit görünen ama yine de tehlikeli olan Normal Thorn Summon ise onu sabit dururken yaptığı saldırı. Zeminden doğrudan kırmızı thorns yükseliyor. Yine işaretleri doğru okuyup boş alanlarda kalmak ve saldırı sona erdiğinde hızla karşılık vermek gerekiyor.
Crust King Khann’a karşı sabırlı olmak en önemli strateji. Onun bütün saldırıları kırmızı enerji markers ile haber veriliyor, yani dikkatli bakan oyuncu için hiçbir şey sürpriz değil. Mesele, doğru zamanda konumlanıp boşlukları değerlendirmek. Dövüş ikinci aşamaya geçtiğinde saldırılar çok daha hızlı hale geldiği için panik yerine sakinlik korunduğunda zafer yakın oluyor.
Raging Conchfly
Raging Conchfly, Sands of Karak’ta karşılaşılan, Great Conchflies türünün çok daha hızlı ve saldırgan bir üyesi. Konik gövdesi ve parlak kırmızısı uzaktan bile dikkat çekiyor. Türün alametifarikası olan steam işaretleri burada da ipucu veriyor; hareketi okumak ve baskı altında kalmadan konum değiştirmek için oyuncunun gözü sürekli bu işaretlerde olmalı.
Dövüş temposu yüksek ve hata payı dar. En baskın hamle Drill Attack: tavandan matkap gibi aşağı iniyor, arenayı delip karşı tarafta ters dönmüş halde yeniden beliriyor. Oyuncu güvenli bir taraf seçip ilk dalışı yana kaçarak atlatmalı; Conchfly tam gömülmeden birkaç hızlı Needle darbesi çıkarılabilir. Ardından yeniden yüzeye çıkacağı noktayı steam belirlediği için ikinci kaçışa hazırlıklı olmak şart; çıkıştan hemen sonra bir cezalandırma penceresi daha doğuyor.
Arada tempoyu kırmak için havada asılı kalıp Thorn Projectile fırlatıyor. Yavaş seyreden bu diken, duvarlardan sekerek alanı kapatabiliyor. Gözden kaçırılmazsa basit bir yana sıyrılmayla geçiliyor; hemen ardından yaklaşmak ve kısa bir kombo bırakmak en verimli seçenek.
Bu karşılaşmayı türdeşlerinden ayıran hamle Mini Conchflies çağrısı. Dört küçük Conchfly, koordine drill örüntüleriyle arenayı delik deşik ediyor. Her birinin çıkacağı yer yine steam ile işaretleniyor. Oyuncu çizgiler arasındaki boş koridoru bulup sakin kalmalı; sekans bitene kadar risk almadan kaçınmak, desen sona erdiğinde güvenli bir karşı saldırı fırsatı veriyor.
Genel strateji net: steam sinyallerini okuyup ilk dalışı boşa çıkar, güvenli boşlukta kısa ama etkili cezalar bırak, gereksiz risk alma. Hızlı ve dağınık görünen bu dövüş, ritim oturduğunda kontrol edilebilir hale geliyor; desenleri tutarlı okuyan oyuncu, bu kızgın kırmızı matkabı eninde sonunda susturuyor.

Bell Eater
Bell Eater, Pharloom’un en ürkütücü yaratıklarından biri olarak öne çıkıyor. Devasa gövdesiyle arenanın büyük bölümünü kaplıyor ve sürekli tavan ile yer arasında gidip gelerek oyuncuyu dar bir alana sıkıştırıyor. Kırmızı kafası ve keskin forcipule’leriyle tanınan bu yaratık, uzun uykusundan Pharloom’un çöküşüyle uyanmış gibi hissettiriyor. Onunla karşılaşmak için Beast in the Bells görevini tamamlamak gerekiyor ve savaştan galip çıkan oyuncuya Beastling Call ödül olarak veriliyor.
Mücadele boyunca Bell Eater’ın en belirgin taktiği, boyutunu kullanarak alanı kontrol etmek. En sık başvurduğu saldırılardan biri Sharp Arm Swings. Eğer kollarını tavandan savuruyorsa yere yakın kalmak en güvenli yöntem, yerden saldırıyorsa ise geri çekilmek gerekiyor. Bu uzun hamleler sona erdiğinde kısa bir boşluk oluşuyor ve bu an, oyuncunun saldırı yapması için ideal oluyor.
Savaşın temposunu değiştiren diğer saldırı Bouncing Eggs. Bell Eater kafasını saklayıp gövdesini tavana yasladığında kırmızı yumurtalar bırakıyor. Yere çarpan yumurtalar zıplayarak arenayı dolduruyor ve oyuncuya sürekli hareket etme zorunluluğu yaratıyor. Yumurtalar düştükten sonra yaratığın altına sıçrayıp gövdesine havadan saldırmak en verimli hamlelerden biri.
Benzer şekilde Egg Spit Barrage sırasında yaratık kafasını açığa çıkarıyor ve yumurtaları doğrudan aşağıya tükürüyor. Bu noktada yönünü belli ettiği an karşı tarafa kaçmak gerekiyor. Yumurtalar zeminde patlayıp ortalık sakinleştiğinde ise kafasına yaklaşarak hızlıca hasar vermek mümkün oluyor.
Bell Eater’ın en görkemli hamlesi Rain of Bells. Bedeni genişleyip spiral şeklinde tavan ya da zemin boyunca hareket ettiğinde arenaya çanlar yağmaya başlıyor. Eğer hareketi tavandan yapıyorsa yerde kalarak, yerden yapıyorsa çift zıplayarak gelen çanlardan kaçmak gerekiyor. Bu sahne hem görsel olarak dikkat çekici hem de oyuncunun reflekslerini en çok sınayan anlardan biri.
Tüm bu saldırılar ilk bakışta kaotik görünse de aslında hepsinin öncesinde belirgin ipuçları var. Buhar sinyalleri ve gövde hareketlerini dikkatle takip eden oyuncu, hangi saldırının geleceğini önceden sezebiliyor. Doğru anlarda sabırlı olup açığa çıktığında saldırıya geçmek, bu devasa yaratığı alt etmenin en güvenilir yolu oluyor.
Steel Assassin Sharpe
Steel Assassin Sharpe, Hornet'in peşine düşen en acımasız suikastçilerden. Üzerindeki uzun zırh ve belindeki büyük iğne onu tehlikeli gösterse de asıl gücü uzayan proboskasından geliyor. Bu proboska, dövüş sırasında yatayda ve dikeyde geniş bir alanı kapsayarak oyuncuyu sürekli tehdit altında tutuyor.Sharpe ile dövüşmek, Hornet'ın çevikliğini büyük bir sınavdan geçiriyor. Proboska saldırılarının menzili çok geniş, bu yüzden ona yalnızca kısa vuruşlarla yaklaşmak zor. Platform değiştirerek veya geri çekilerek karşılık vermek, dövüşün en iyi stratejilerinden. Sharpe, birden fazla kez karşınıza çıkacak; bu yüzden her karşılaşma, onu daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır.
Sharpe dövüşünün temel unsurları: proboska saldırıları ve yardımcı yandaşlar. Bu ikisine karşı hazırlıklı olmak, hayatta kalmanın anahtarı.
- Proboscis Whip: Sharpe, proboskasını hızla savurarak geniş bir yay çizer. Bu saldırı hem menzil hem de yükseklik açısından tehlikelidir. Ancak saldırıdan önce proboskasını yukarı kaldırdığı an bir yüklenme süresi vardır. Bu anda geri adım atıp, onu geri çekerken oluşan boşluktan faydalanarak ona karşılık verebilirsiniz.
- Yardımcı Güçler: Sharpe dövüş sırasında yanında yardımcılarını da getirir. Bu yandaşlar, dövüşü daha karmaşık hale getirir. Onları göz ardı etmeden önce temizlemelisiniz; ardından Sharpe’a odaklanarak dövüşün ana hattına geri dönmelisiniz.
Sharpe'ın motivasyonları hala tam bir sır. Kimin onu Hornet'in peşine taktığı ve asıl amacının ne olduğu henüz bilinmiyor. Sanki arkasında büyük bir güç varmış gibi, tecrübeli bir suikastçı olarak karşımıza çıkıyor. En ilginç detaylardan biri de yardımcılarından birinin Hollow Knight'taki Steel Soul Jinn'e benzemesi. Orijinal oyunda bu karakter gizemli bir satıcıydı. Acaba Sharpe ve ekibi, onunla veya başka bir gizli örgütle mi bağlantılı? Dövüş sırasında Sharpe'ın hareketlerini çözdükçe, onun geçmişine dair daha fazla ipucu bulma şansımız olacak gibi görünüyor. Belki de hikaye ilerledikçe, onun ve yandaşlarının başka karakterlerle olan bağlantıları da ortaya çıkacak.

Cogworker Dancers
Pharloom’un en unutulmaz karşılaşmalarından biri hiç şüphesiz Cogwork Dancers dövüşü. İlk bakışta ihtişamlı taçlarıyla sahneye çıkan bu hamamböceği görünümlü ikili, sadece görünümleriyle değil, uyumlu hareketleriyle de oyuncuları ürkütmeyi başarıyor. Dans eder gibi hareket eden bu yaratıklar oyundaki en tehlikeli ikililerden biri.
Bu boss dövüşü Cogwork Core ile Choral Chambers’ın kesişiminde gerçekleşiyor ve hikayede de kritik bir noktaya denk geliyor. Çünkü Act 2’yi ilerletebilmek için bu ikiliyi yenmek şart. Onları alt ettiğinizde bir asansör açılıyor ve Pharloom’daki yolculuğunuzda yeni bir maceraya adım atıyorsunuz.
Böylesine dar bir alanda yapılan savaşta donanımın önemi çok büyük. Bu noktada size en büyük avantajı sağlayacak yetenek Threadstorm. Alan etkili (AoE) bir saldırı olduğu için düşmanları kolayca temizlemenizi sağlar. Warding Bell ise canınızı yenilerken sizi korur ve gelen saldırıları bir şok dalgasıyla düşmana geri yansıtır. Eğer Pollip Pouch'a sahipseniz, Flea Brew ile birleşerek etrafınızda zehirli bir bulut oluşturabilir ve bosslara yaklaşmadan hasar verebilirsiniz. Son olarak, Reaper Crest'in yavaş ama güçlü saldırıları da bu dövüşte oldukça etkili. Özellikle pogo saldırısı yerine geçen crescent slash, birden fazla düşmanı aynı anda vurmanızı sağlar.
Savaşın en önemli tarafı, Cogwork Dancers'ın hareketlerini ipek ipliklerle önceden belli etmesi. Arenada ince çizgiler bırakarak nereye gideceklerini işaret ediyorlar ve bu ipuçlarını takip ederek saldırılarından kaçmak mümkün oluyor. Başlarda bu çizgileri fark etmek zor olsa da göz alıştıkça onların aslında rastgele değil, tamamen ritmik ve öngörülebilir bir düzenle hareket ettiğini görmek büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle arenanın tamamını ipliklerle kapladıkları Silk Dance AoE anlarında, havada kalmak hayati önem taşıyor. Bu anlarda sıçrayarak ya da yavaşça süzülerek hem saldırılardan kaçmak hem de kısa süreli iyileşmeler yapmak mümkün.
Savaşın kırılma noktası ise, Cogwork Dancers'ın arenanın ortasında buluştuğu sahne. Meet in the Middle saldırısıyla birbirlerine doğru süzülüp kucaklaştıklarında küçük bir patlama gerçekleşiyor ve ardından birkaç saniye boyunca havada asılı kalıyorlar. Bu an, saldırılarınızı arka arkaya yapabileceğiniz en güvenli ve en verimli zaman. Eğer yeteneklerinizi doğru kullanırsanız, onların ritmini bozarak ciddi bir avantaj elde edebilirsiniz.
Ancak mücadelenin ortasına geldiğinizde işler değişiyor. Müziğin hızlanmasıyla birlikte Cogwork Dancers da çok daha çevik hale geliyor. İplikleri takip etmek güçleşiyor, tempo artıyor ve üzerinizdeki baskı katlanıyor. Fakat bu atmosfer aynı zamanda dövüşe bambaşka bir yoğunluk kazandırıyor. Neyse ki ikiliden biri düştüğünde müzik aniden kesiliyor ve diğeri de neredeyse savaşma isteğini kaybediyor. O noktadan sonrası çok daha sakin geçiyor ve kısa sürede galibiyet geliyor.
Clover Dancers
Clover Dancers, Verdania’da Hornet’in karşısına çıkan eşsiz bir ikili. Yeşil ince bir böcek ve onun beyaz siluetini andıran yansımasından oluşan bu boss’lar, tamamen senkronize hareket ederek adeta ölümcül bir dans sergiliyor. İlk bakışta uyumlu bir performans gibi görünen saldırıları, aslında oyuncuyu sürekli köşeye sıkıştırmak için tasarlanmış. Onlarla savaşırken dikkat dağıtıcı değil, tamamen baskıcı bir ritim hissediliyor.
Mücadele, ikilinin aynı anda farklı yönlerde saldırılar yapmasıyla şekilleniyor. Örneğin Coordinated Green Laser Blast sırasında havada kısa süre asılı kaldıktan sonra farklı yönlere lazerler fırlatıyorlar. Uyarı süresi çok az olduğu için sürekli hareket etmek şart, ancak lazerlerin ardından doğan boşluk hızlıca karşılık vermek için değerli bir fırsat yaratıyor. Bu düzen, diğer saldırılarında da geçerli. Coordinated Dash Attack’te biri düz, diğeri çapraz bir çizgide aynı anda atılıyor. Burada zamanlama kritik; ikisini de savuşturduğunuzda, geri çekildikleri anda kısa bir açık yakalanıyor.
Bunun daha karmaşık bir versiyonu olan Coordinated Barrage of Dashes sırasında ikili arenadan kayboluyor ve beyaz çizgilerle saldırı yollarını belli ediyor. Oyuncu doğru bir boşlukta beklemeyi başarırsa, saldırılar boşa gidiyor ve dönüşlerinde verdikleri duraksama, birkaç hızlı darbe için güvenli bir alan sunuyor. En görkemli hamleleri ise Coordinated Tornado. Birbirlerine doğru atılıp arenanın tamamını süpüren dikey bir hortum oluşturuyorlar. Bu hareket hemen ardından bir dash ile desteklendiği için dikkatli kalmak şart. Ancak hortumun yolundan uzaklaşıp sonraki hamleyi savuşturduğunuzda, ikili yine kısa bir süre savunmasız kalıyor.
Dövüşün zorluğu saldırıların çeşitliliğinden değil, hızla üst üste gelmesinden kaynaklanıyor. Phase 2 başladığında tempo ciddi şekilde artıyor, fakat desenler aynı kalıyor. Bu nedenle başarı, panik yapmadan ritmi çözmek ve boşlukları değerlendirmekle mümkün oluyor. Clove Dancers’ı alt etmeyi başaran oyuncular, bu unutulmaz düellonun sonunda Lamenter adlı bir trophy ve Conjoined Heart ödülünü kazanıyor. Hem atmosferi hem de getirileriyle, bu dövüş oyunun en akılda kalıcı anlarından biri olmayı başarıyor.

Second Sentinel
Second Sentinel, High Halls bölgesinde oyuncunun karşısına çıkan güçlü bir düşman. Bu boss’la karşılaşmak için Final Audience görevini tamamlamak gerekiyor. Ayrıca kendisi yalnızca bir boss değil, aynı zamanda NPC olarak da karşımıza çıkan karakterlerden biri. Onu arenada gördüğünüzde elindeki devasa makas hemen dikkat çekiyor, çünkü savaş boyunca tüm saldırılarını bu silahla yapıyor.
Mücadele başladığında genellikle yakın dövüş ataklarıyla açılış yapıyor. Aniden ileri atılıp makasıyla birkaç hızlı darbe indiriyor. Bu hamle oldukça tehlikeli olsa da dikkatli oyuncular için fırsat yaratıyor. Zamanlamayı iyi tutturursanız bu saldırıyı savuşturup ardından birkaç güçlü vuruş yapabilirsiniz. Bunun dışında, makasından beyaz bir projectile fırlatarak uzak mesafeden baskı kurabiliyor. Bu atak canı ciddi şekilde azaltıyor, o yüzden projeyi gördüğünüz anda zıplayarak veya dash kullanarak güvenli alana çıkmak şart. Atış sonrası kısa süreliğine açık verdiği için yaklaşmak ve saldırmak doğru hamle oluyor.
Second Sentinel’in bir diğer hareketi ise makasını kılıç gibi kullanarak yaptığı hızlı seri saldırılar. Bunlar genellikle önden geldiği için geriye çekilerek veya yana dash atarak kolayca kaçılabiliyor. Ancak fazla sabırsız davranırsanız zincir saldırılarına yakalanmak mümkün. Daha tehlikeli olan hareketi ise Powerful Charge Attack. Burada havaya sıçrayıp kısa bir süre güç topluyor, ardından yere X şeklinde devasa bir projectile bırakıyor. Bu saldırı çok yüksek hasar verdiği için ya tamamen aksi yöne kaçmak ya da Sentinel’in arkasına geçmek gerekiyor. Arkasına geçtiğinizde birkaç hızlı vuruş yapma şansı da bulabilirsiniz.
Bunlara ek olarak Spinning Blade Attack adı verilen bir hamlesi var. Makasını etrafında döndürerek havaya sıçrıyor ve dairesel bir saldırı yapıyor. Bu esnada yere yakın durup onun düşüşünden uzaklaşmak, en güvenli yöntem. Savaş uzadıkça Sentinel’in hızlandığını ve saldırıların daha ölümcül hale geldiğini fark etmek kolay. İkinci fazda yeni hareketler gelmese de mevcut saldırıların temposu ciddi biçimde artıyor ve oyuncunun reflekslerini sonuna kadar test ediyor.
İkinci faza geçildiğinde saldırılar hızlanıyor ve hataya neredeyse hiç yer bırakmıyor. Bu noktada yapılması gereken şey sabırlı kalıp doğru anı beklemek. Atakları savuşturduktan sonra yakalanan boşluklar, Second Sentinel’i yavaş yavaş bitirmenin tek yolu.
Moorwing
Hollow Knight: Silksong’un en zorlayıcı patronlarından biri olan Moorwing, hızlı hareketleri ve çeşitli saldırı tarzlarıyla hazırlıksız yakalanmamanız gereken bir düşman. Bu dev böcekle karşılaşmadan önce, onunla nasıl başa çıkacağınızı bilmek gerçekten fark yaratacaktır.
Moorwing’i bulmak için Greymoor’un sağ alt köşesindeki en uç noktalardan birine gitmelisiniz. Boss odasına giden yol kilitli olsa da çevik bir şekilde platformlara tırmanarak ve sol taraftaki bir geçişi takip ederek bu engeli aşabilirsiniz. Doğru yolda ilerlediğinizde, sizi Moorwing’e yönlendirecek bir tabela görecek ve Needle’ınızı kullanarak kesebileceğiniz bir halatla karşılaşacaksınız. Böylece düşmanınızın odasına girebilirsiniz.
Tabii, onu her zaman kolayca bulamayabilirsiniz. Eğer The Lost Fleas görevini tamamladıysanız, buraya geldiğinizde flea kervanı ile karşılaşacaksınız. Bu kervan, Moorwing'le savaşmadan önce yapılması gereken bir şey olduğu için, bu durumda Moorwing'le dövüşme şansınız olmayacak. Yani, The Lost Fleas görevini tamamladıysanız, Moorwing'i bir sonraki oyununuza kadar beklemeniz gerekecek.
Moorwing’i yenmenin en önemli noktası, sabırlı olmak ve her hamleyi dikkatle izlemek. Hızlı hareket ediyor ve her vuruşu çift hasar bıraktığı için hataya yer yok. En dikkat etmeniz gereken saldırılardan biri, ayaklarındaki bıçaklarla yaptığı fırtına saldırısı. Hızla size doğru yaklaşarak, birkaç hızlı bıçak darbesiyle sağlığınızı eritiyor. Bu saldırıya yakalanmamak için onun size doğru geldiğini gördüğünüz anda hemen kaçmaya çalışın.
Diğer bir tehlike ise, Moorwing’in yere düşüp bir kükreme yaparak, zemin boyunca dönen bıçaklar fırlatması. Bu bıçaklar, geniş bir yay yaparak size zarar verebilir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, bu bıçaklar bir araya gelip size doğru ilerlerken, her birinin farklı açıdan gelmesi. İlk bakışta kolay gibi görünebilir ama doğru zamanda hareket etmezseniz zor durumda kalabilirsiniz.
Bu mücadelede doğru zamanda iyileşmek de kritik önem taşıyor. Moorwing’in saldırıları oldukça hızlı olduğu için, genellikle yere düştüğü anda birkaç saniyelik boşluktan faydalanarak sağlığınızı yenilemeniz en iyisi. Ayrıca havadayken iyileşmeyi de deneyebilirsiniz.
Bir de, bu zorlu dövüşte size yardımcı olabilecek Garmond ve Zaza'yı unutmayın. Eğer bu ikiliyi daha önce keşfetmişseniz, Moorwing’i yendikten sonra yanınıza alabilirsiniz. Onlar savaşa katıldığında dövüş biraz daha rahatlayacaktır.
Tüm bu stratejilere rağmen eğer hala zorlanıyorsanız, işte size bir cheese taktiği: Greymoor’daki Chapel of the Reaper’a gidip Reaper Crest’i alın. Bu arma, Hornet’in saldırısını geniş bir yay şeklinde değiştirecek. Dövüş başladığında geri dönüp Garmond ve Zaza’yı almak için rüzgar akımını kullanın. Platformun diğer tarafında bekleyerek, Moorwing’e yaklaşmadan bu zorlu düşmanı yenebilirsiniz.
Moorwing’i yendiğinizde, oyundaki üç ana armadan biri olan Beast Crest’i kazanacaksınız. Bu arma, Hornet’in yeteneklerini değiştirerek onu çok daha güçlü bir hale getiriyor. Özellikle Bind yeteneğini kullanırken, canınızı iyileştirmek yerine, saldırılarınız güçleniyor ve her vuruşunuzda sağlığınız geri geliyor. Bu da karakterinizin daha saldırgan bir tarz benimsemesini sağlıyor.

Phantom
Bilewater’daki Exhaust Organ’a adım attığınızda oyunun en gizli ve en zorlu boss’larından biri olan Phantom karşımıza çıkıyor. Hornet’in karanlık bir yansıması gibi görünen bu düşman hem görünüşü hem de dövüş tarzıyla size tanıdık gelecek. Aynı iğne silahını kullanıyor, aynı çevikliğe sahip ve neredeyse birebir sizin hareketlerinizle oynuyor. Fakat Phantom’un farkı, bu benzerliği daha acımasız bir saldırı düzeniyle birleştirmesi.
Phantom’un dövüş tarzı birkaç temel saldırı üzerine kurulu. En sık kullandığı hamlelerden biri, iğnesini fırlattıktan sonra aniden üstünüze atılarak yaptığı kombosu. Bu saldırı hızlı ama tahmin edilebilir; dodge veya jump ile kaçındığınızda kısa bir boşluk yakalıyorsunuz. Bu fırsatı değerlendirip birkaç vuruş yapmak önemli.
Yakın dövüşte ise peş peşe slash ataklarıyla yükleniyor. Bu noktada sürekli hareket halinde olmak gerekiyor. Zamanlamanıza güveniyorsanız parry yaparak saldırısını kesebilirsiniz ama hata yaptığınızda ağır hasar almanız kaçınılmaz. Phantom’un en ölümcül hamlelerinden biri ise crash attack. Arenadan kaybolup, ışık huzmesiyle işaretlenen noktadan büyük bir güçle aşağı iniyor. Bu saldırı kesinlikle parry edilemiyor, tek çözüm tam tersi yöne dodge yapmak.
Bu saldırılar ilk aşamada yönetilebilir seviyede olsa da Phantom ikinci faza geçtiğinde işler değişiyor. Crash attack artık art arda geliyor ve hataya neredeyse hiç yer bırakmıyor. Bu noktada sürekli dodge kullanmak, saldırıdan kaçarken de kısa boşluklarda güçlü yeteneklerinizi –örneğin Silkspear– devreye sokmak hayati önem taşıyor. Aksi halde Phantom’un hızına yetişmek imkansız hale geliyor.
Mücadele sona yaklaşırken sahne daha sinematik bir hal alıyor. Phantom’un canı tükenmeye başladığında özel bir cutscene tetikleniyor: Hornet ve Phantom birebir düelloya giriyor. Burada ekranda çıkan dodge promptunu doğru zamanda yerine getirirseniz Hornet son darbeyi indiriyor. Bu an yalnızca dövüşün zirve noktası değil, aynı zamanda zaferin en tatmin edici kısmı.
Phantom’u yendiğinizde doğrudan bir eşya düşmüyor ama iki özel ödül kazanıyorsunuz. İlki, prestij için tasarlanmış Grey Ghost trophy’si. İkincisi ise çok daha önemli: yeni bir Silk Skill, Cross Stitch. Bu yetenek ilerleyen bölümlerde ciddi avantaj sağlıyor ve Phantom savaşını unutulmaz kılıyor.

Hunter Queen Carmelita
Oyuncu Ant İmparatorluğu'nun Balkonlu Salonu'nda, yüksek tavanlı bir tiyatro sahnesinde Hunter Queen Carmelita ile karşılaşıyor. Bu dövüş, bir kraliçe düellosundan ziyade, adeta bir sahne performansını andırıyor. Salonun balkonlarında sıralanmış binlerce karınca izleyici, bu karşılaşmaya eşsiz bir atmosfer katıyor. Zarif duruşlu, uzun boylu ve iki yandan bıçaklı sırıklar taşıyan bu karakter, hızı ve çevikliğiyle Hornet ile eşdeğer gibi gözüküyor.
Carmelita ile mücadele, diğer dövüşlerden farklı bir deneyim sunuyor. Lav dövüşlerinin aksine, bu dövüş bir dans gibi bir ritim ve akışa dayanıyor. Sahnedeki atmosfer ve izleyicilerin coşkusu, oyuncunun soğukkanlılığını korumasını gerektiriyor. İşte Carmelita’nın başlıca saldırıları ve karşılık verme stratejileri:
- Twin Dagger Twirl: Carmelita, iki bıçağını hızla döndürerek geniş açılı bir saldırı yapar. Bu saldırıdan kaçınmak için dar alanlardan uzak durmak ve vuruş döngüsü bittiğinde hemen hızlıca birkaç darbe indirip geri çekilmek en etkili stratejidir.
- Yanal Atlama ve Çiviler: Sahnenin kenarlarına doğru atlayan Carmelita, yere indiği noktadan düz bir çizgide sivri çiviler fırlatır. Bu hamle için sabırlı olmak önemlidir. Carmelita zıpladığında nereye ineceğini tahmin edip o noktadan uzaklaşmalısınız.
- Sahne Gösterisi: Carmelita bazen kılıçlarını yere saplayıp sanatsal bir duruşa geçer. Bu, saldırmak için en uygun andır. Bu duruşu gördüğünüzde hızlıca bir vuruş yapıp hemen geri çekilin.
Carmelita, "Operatic Queen" olarak biliniyor ve karınca kraliçelerinin lideri olarak betimleniyor. Hunter Queen unvanı, Hornet'ın kraliçeliğe ulaşma arayışıyla kesişiyor ve aklımıza şu soruyu getiriyor: "Bu acımasız kraliçe, taçtaki gücü hak ediyor mu?" Carmelita ile olan bu dövüş, aynı zamanda Hornet'ın halkı üzerindeki liderlik iddiasına dair ipuçları da sunabilir.

Skarrsinger Karmelita
Far Fields’te yol alırken Skarrsinger Karmelita ile karşılaşmak, sıradan bir boss dövüşünden çok daha fazlası gibi hissettiriyor. İlk anda zarif bir dansçı havasıyla karşınıza çıkıyor ama elindeki çift hançerler dönmeye başladığında bu dansın tek amacının sizi alt etmek olduğu anlaşılıyor. Dövüş başlamadan önce sahnede minyonlarını üzerinize salıyor. Bu zayıf yaratıkları temizlemek fazla vakit almıyor, ama ortamı biraz olsun kaotik hale getiriyor. Onlardan kurtulduğunuzda Karmelita ön plana çıkıyor ve asıl mücadele başlıyor. İnce yapısı, kırmızı tonlardaki görünüşü ve gül yaprağını andıran eteği, savaşırken bile ona teatral bir hava katıyor. Hançerleri sürekli döndürerek hareket etmesi de bu gösteriyi bir ölüm dansına dönüştürüyor.
Dövüşün ilk anlarından itibaren oyuncunun en çok dikkat etmesi gereken hareket Dagger Spin Swing. Karmelita hızla ileri atılıp hançerlerini geniş bir daire çizerek savuruyor. Bu hamleyi fark ettiğiniz an geri çekilmek ya da yukarı sıçramak en güvenli yol. Hareketi tamamladığında ise kısa bir boşluk doğuyor ve bu an ona zarar vermek için en uygun fırsat. Zaman zaman Jumping Dagger Throw ile havalanıp iki hançerini ters yönlere fırlatıyor. Burada yapılacak en mantıklı şey arenanın bir tarafına odaklanmak ve hançerler geçtikten sonra hızlıca saldırıya geçmek.
Daha basit gibi görünen Dagger Swing ise tek bir ileri hamleden oluşuyor. İlk bakışta tehlikesiz gibi dursa da dikkatsiz davranırsanız hasar alabilirsiniz. Yapmanız gereken, hamle sırasında geriye çekilmek ve hemen ardından geri dönerek vuruş fırsatını değerlendirmek. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken hareket Rolling Jumping Slam. Karmelita havaya sıçrayıp yuvarlanarak üzerinize doğru geliyor ve yere indiği anda beyaz dikenler yükselerek arenanın içinden size doğru ilerliyor. Burada çoğu oyuncu panikle geriye kaçmayı tercih ediyor ama en güvenli yol tam tersine doğru, yani onun diğer tarafına dash atmak. Böylece hem dikenlerden kurtulmuş oluyorsunuz hem de Karmelita’nın arkasında saldırı için mükemmel bir pozisyona geçiyorsunuz.
Mücadelenin ikinci aşamasına geçtiğinizde tempo ciddi şekilde artıyor. Aynı saldırılar bu kez çok daha hızlı geliyor, bu yüzden reaksiyonlarınızı hızlandırmanız gerekiyor. Onun dans eden hareketlerine kapılıp panik yapmak yerine, her hamlenin ardından açılan boşlukları görüp değerlendirmek bu dövüşün anahtarı. Sabırlı kalıp saldırı pencerelerini iyi kullanabilirseniz, Karmelita’nın gösterişli ama ölümcül dansını kendi zaferinizle sonlandırabilirsiniz.
Trobbio
Trobbio, "Sahnenin, Fırçanın ve Sesin Ustası" olarak bilinen, şöhret düşkünü, gösterişli bir kelebek figürü. Pharloom'un dört bir yanında yeni bir izleyici kitlesi arayan bu karakter, ilk olarak oyunun duyuru fragmanında ortaya çıktı. Bu sahne sanatları aşığı kelebek, loş ışıklı ve arka planda büyük bir çan sembolünün yer aldığı bir salonda Hornet'ın karşısına çıkıyor.
Kendisiyle olan karşılaşma, bir tiyatro gösterisini andırıyor. Trobbio, gösterisine başlamadan önce zeminden buhar bulutları yükseliyor. Ardından, adını yüksek sesle bağırarak kanatlarını kırmızı bir parıltıyla açıyor ve daha önce buhar çıkan yerlerden konfetiler fışkırıyor. Kelebek kanatlarını her çırptığında, havai fişekler fırlatarak gösterisine devam ediyor ve Hornet'a ön sıradan bir gösteri sunuyor.
Bu neşeli ve tiyatrocu doğası nedeniyle, Trobbio'nun onu yendikten sonra bir NPC (oyuncu olmayan karakter) olarak oyunda kalması veya Hollow Knight'taki Grimm gibi, ölümcül bir düşmandan çok dost canlısı bir rakip olarak sık sık karşımıza çıkması muhtemel. Bu durum, oyunculara tekrar tekrar dövüşme imkanı sunarken, aynı zamanda hikayeye de derinlik katıyor.
Trobbio, adını seslendirme sanatçısı ve Hacknet'in yaratıcısı Matt Trobbiani'den alıyor. Bu detay, karakterin oyun dünyası dışında da anlamlı bir bağlantısı olduğunu gösteriyor.

Tormented Trobbio
Tormented Trobbio, oyunda Trobbio’nun daha karanlık ve çok daha güçlü bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez sahne Whispering Vaults bölgesinde ve oyuncunun Act 2’deki ilk karşılaşmasını tamamlamış olması gerekiyor. Normal Trobbio’nun gösterişli ve neşeli tavırlarının yerini burada umutsuzluk ve hüzün almış. Bu ruh hali sadece görselliğe değil, dövüşün atmosferine de doğrudan yansıyor. Tormented Trobbio alt edildiğinde oyuncu Dark Mirror ödülünü kazanıyor ve bu eşya sonraki aşamalarda oldukça önemli bir yere sahip oluyor.
Dövüş başladığında Trobbio yine teatral bir giriş yapıyor, ama bu kez sahnedeki enerji tamamen farklı. Onun melankolik tavırları, atacağı saldırıların acımasızlığıyla birleşerek oyuncuyu hem görsel hem de mekanik anlamda zor bir mücadeleye sürüklüyor. İlk dikkat çeken saldırısı Exploding Balls. Trobbio sahaya patlayıcı toplar fırlatıyor ve bu toplar infilak ettiğinde ortama zehirli bir gaz yayılıyor. Gazın yönünü takip edip güvenli alana çekilmek çok önemli, çünkü zehir kısa sürede arenanın büyük kısmını kaplayabiliyor. Bu saldırıyı savuşturmak oyuncuya kısa bir karşı atak fırsatı sunuyor.
Bir diğer hamle Exploding Tornadoes. Bu sefer Trobbio kendini bir hortuma dönüştürüp oyuncunun üstüne doğru geliyor, ardından geçtiği yerde birkaç küçük tornado daha bırakıyor. Bu hortumlar çok kısa süre içinde patlayarak alanı adeta tuzaklarla dolduruyor. Oyuncunun burada dash ve double jump hareketlerini doğru zamanda kullanması şart. Aksi halde hem ana saldırıya hem de patlamalara aynı anda yakalanmak mümkün.
Tormented Trobbio’nun sahne şovunu hatırlatan bir başka saldırısı da Firework Attack. Arenanın farklı noktalarına aynı anda havai fişekler fırlatıyor ve birkaç saniye içinde patlamalar gerçekleşiyor. Oyuncu bu anlarda sabit kalırsa ağır hasar alıyor, bu yüzden sürekli hareket halinde olmak ve boş bölgeleri takip etmek hayati önem taşıyor.
İlerleyen safhada sahne çok daha kaotik bir hal alıyor. Zemin altından yükselen patlamalar arenanın farklı noktalarını işaretliyor ve oyuncuyu sürekli tetikte olmaya zorluyor. Bu ikinci fazda Trobbio’nun saldırıları hızlanıyor, hasarı artıyor ve manevra alanı daralıyor. Oyuncunun bu bölümde sadece hayatta kalmaya değil, aynı zamanda doğru anlarda güçlü Silk yeteneklerini, özellikle Thread Storm’u kullanmaya odaklanması gerekiyor. Thread Storm hem sahadaki küçük tehditleri temizlemek hem de Trobbio’ya yoğun hasar vermek için en etkili araç haline geliyor.
Sonuç olarak bu dövüş, oyuncuya hem sabır hem de dikkat gerektiren yoğun bir mücadele sunuyor. Trobbio’nun daha önceki eğlenceli ve renkli haliyle tezat oluşturan bu karanlık versiyon, Silksong’un dramatik tonuna güçlü bir katkı sağlıyor. Dark Mirror ödülü de bu zorlu sınavın ardından alınan tatmin edici bir armağan olarak öne çıkıyor.

Seth
Seth, Hollow Knight: Silksong'da hem bir NPC hem de bir boss. Kendisi, Voice tarafından seçildiğini iddia eden kadim bir muhafız. Citadel'in dibindeki düğümlenmiş köklerin arasında, uzun zamandır unutulmuş bir sırrı koruyor ve ona çok yaklaşan herkese acımasızca saldırıyor.Normal bir böceğin çok ötesinde bir dayanıklılık ve güce sahip olan Seth, yakın veya uzak mesafeden, kör edici bir hızla saldırıyor. Kalkanıyla atakları kolayca savuşturabiliyor ve ardından iğnesiyle karşı atağa geçiyor. Bu özellikleri onu özellikle yakın dövüşte oldukça tehlikeli bir rakip haline getiriyor. Onunla dövüşürken kalkanını kırmaya çalışmak yerine, saldırılarını atlatmaya odaklanmak en etkili strateji. Saldırı animasyonunun bitmesini bekledikten sonra karşı atağa geçmek en güvenli yoldur. İğnesinin menzili geniş olduğu için arkasından saldırsan bile dikkatli olmalısın. Seth, bazen havaya sıçrayarak kalkanını sana fırlatıyor ve ardından diğer tarafa hızla geçerek onu yakalıyor. Bu hareketleri ona saldırmak için uygun fırsatlar yaratır.
Tıpkı Trobbio gibi, dövüş dışında bir NPC olması ve Hornet'ın onu isteğe bağlı bir görevde bulup arkadaş edinme ihtimali de bulunuyor. Tüm bu detaylar, Seth'in sadece bir düşman değil, aynı zamanda derin bir hikayeye sahip bir karakter olduğunu gösteriyor.
Seth'in oyun dışında da dokunaklı bir hikayesi var. Karakter, Ewing Sarkomu adlı bir kanser türüyle mücadele eden ve genç bir Hollow Knight hayranı olan Seth Goldman'dan esinlenilmiş. Team Cherry, Marty Lyons Vakfı aracılığıyla Seth Goldman ile tanışmış ve karaktere bu gencin ismini vermiş. Yani bu boss ile mücadele, oyuncular için sadece bir savaş değil, aynı zamanda bu özel hikayeye saygı duyma ve Seth'in anısını onurlandırma fırsatı.

Pinstress
Pinstress, Mount Fay’de oyuncunun yolunu kesen özel bosslardan biri. Onu daha önce Blasted Steps’te NPC olarak görmek mümkün ama asıl savaşa Fatal Resolve görevini aldıktan sonra giriliyor. Üstelik Hornet’e Needle Strike yeteneğini öğreten kişi olması, bu karşılaşmaya ayrı bir anlam katıyor.
Savaş boyunca iki farklı iğne kullanıyor. İlki Silver Pin. Bu silahı fırlattığında üçe bölünüyor ve farklı yönlere dağılıyor. Hareketlerini dikkatle izlemek ve doğru zamanda zıplamak ya da dash yapmak, bu saldırıdan sıyrılmanın en güvenilir yolu.
Diğeri Gold Pin. Burada Pinstress kısa bir hazırlık yapıyor, ardından oyuncuya doğru şiddetli bir charge ile atılıyor. Bu her yönden gelebileceği için refleksleri diri tutmak şart. Doğru anı yakalayarak kenara çekildiğinde hem saldırıdan kurtulmak hem de karşı hamle yapmak mümkün oluyor.
En tehlikeli hamlesi ise Deadly Cross Attack. İki iğnesini çapraz tutarak kısa bir süre odaklanıyor ve ardından X şeklinde yıkıcı bir saldırı bırakıyor. Bu noktada yapılacak en mantıklı şey, ondan olabildiğince uzak durmak.
Pinstress dövüşü hızlı, baskın ve sürekli dikkat isteyen bir savaş. Ama her hamlesinin öncesinde küçük işaretler var. Bu sinyalleri okuyup sabırlı davranan oyuncu, boşlukları değerlendirerek zafere ulaşabilir. Ödül olarak ise Pin Badge veriliyor.

Great Conch Flies
Blasted Steps’e vardığınızda sizi bekleyen en zorlu dövüşlerden biri Great Conch Flies ikilisi oluyor. İlk bakışta sıradan birer böcek gibi görünebilirler ama kabuklarının matkap ucu gibi sivriliği ve kusursuz uyumlarıyla sergiledikleri saldırılar, onları hafife alınamayacak kadar tehlikeli kılıyor. Bu dövüşte asıl mesele, aynı anda hem hızlı hem de dikkatli olabilmek. Çünkü arenada bir anda kaybolup yerden, tavandan ya da duvarlardan tekrar belirmeleri yüzünden ne zaman nereden saldıracaklarını kestirmek hiç kolay değil. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli ipucu, yeniden ortaya çıkmadan hemen önce etrafa saldıkları buhar. O buharı takip ederseniz saldırılarını okumak çok daha kolay hale geliyor ve Needle hamleleriniz için fırsat doğuyor.
Bu dövüşte en tehlikeli an, ikilinin aynı anda kullandığı Syncing Drill Attack sırasında yaşanıyor. Birisi tavandan aşağı doğru hızla dalarken diğeri yerden yukarı fırlıyor, ardından da yer değiştirip başladıkları noktanın tam tersinden çıkıyorlar. Bu noktada sakin kalıp arenada güvenli bir taraf belirlemek büyük önem taşıyor. İlk saldırıyı dodge’ladıktan sonra size en yakın Conch Fly’a birkaç hızlı darbe indirebilir, yeniden ortaya çıktığında aynı taktiği tekrarlayabilirsiniz.
Biraz daha kolay takip edilebilen saldırıları ise Normal Drill Attack. Burada tek bir Conch Fly doğrudan üzerinize doğru matkap gibi dalış yapıyor. İlk darbeyi atlattıktan sonra yine buharı takip etmeniz gerekiyor çünkü nereden çıkacağını net bir şekilde gösteriyor. Buharın olduğu noktaya odaklanarak hızlıca hasar vermek bu saldırıyı fırsata çevirmenin en iyi yolu.
Bir diğer hamleleri ise Thorn Projectile. Bu sefer biri havada sabit kalıp arenaya yavaşça ilerleyen bir diken fırlatıyor. İlk bakışta tehdit gibi durmasa da görmezden gelirseniz sizi sıkıştırabilir. Bu dikenlerden kaçmak kolay, o yüzden zaman kaybetmeden dodge atın ve ardından hemen bu saldırıyı yapan Conch Fly’a yüklenin.
Tüm bu hareketlerin ortak noktası şu: sabırsız davranırsanız işiniz zorlaşır. İki Conch Fly aynı anda aktifken fazla saldırgan olmamak lazım. Yapmanız gereken şey, buhar işaretlerini takip etmek, doğru anı beklemek ve boşluk bulduğunuzda kısa ama etkili saldırılar yapmak. Böyle oynarsanız dövüş çok daha kontrol edilebilir hale gelir.
Bell Beast
The Marrow bölgesinde, dev bir ipek kozasına hapsolmuşken karşılaşılan Bell Beast, serbest bırakıldığında oyuncuyu zorlu bir dövüşün içine sürüklüyor. Deepnest'teki Dirtcarver'a benzer şekilde devasa ve zırhlı bir böcek olan bu boss, beş çift bacağı ve çevik hareketleriyle son derece hızlı. Hatta Hollow Knight'taki Massive Moss Charger'a benzeyen hareketleriyle hızla yaklaşabiliyor.Bell Beast ile dövüş, hız ve doğru zamanlama gerektiren bir mücadele. Onun güçlü saldırılarından kaçarken hızla karşılık vermek, zırhını delmek için doğru anı yakalamak çok önemli. Ancak endişelenme, saldırıları oldukça öngörülebilir ve kolayca savuşturulabiliyor. İşte seni bu dövüşte başarıya ulaştıracak bazı taktikler:
- Charge: Bell Beast, yerin altından aniden fırlayarak hızla sana doğru ilerler. Bu saldırıya karşı en iyi savunma yöntemlerin dash (koşarak) veya takla atmak. Saldırısı geçtikten sonra hemen arkasına geçip birkaç hızlı vuruş yapmayı dene.
- Ground Smash: Bell Beast yere sert bir şekilde vurduğunda, etrafındaki platform birkaç saniyeliğine titrer. Bu vuruş oldukça tehlikeli olabilir, çünkü titremeyle birlikte çevredeki zemin de sallanır. Bu saldırıdan kaçınmanın en iyi yolu, çevreni dikkatlice gözlemlemek ve doğru zamanlamayla kendini korumaya alman.
Bell Beast'i yendikten sonra kazanılan en büyük ödül, hızlı seyahat mekanizmasına erişim. Tıpkı Hollow Knight'taki Last Stag gibi, Bell Beast de bölgeler arasında hızlıca geçiş yapmaya imkan tanır. Bu, özellikle oyunun ortalarında keşif hızını artırır ve ilerlemeyi kolaylaştırır. Bell Beast’i alt etmek, aynı zamanda oyunda önemli bir aşama kaydedildiğinin bir göstergesidir.

The Unravelled
Whiteward’un sol alt köşesinde, Surgeon’s Key ile açılan gizli bir kapının ardında sizi bekleyen The Unravelled, Silksong’un en sabır isteyen boss’larından biri. Arenaya adım attığınızda ilk dikkat çeken şey, sürekli ortaya çıkan düşman dalgaları. Bu yüzden Thread Storm burada çok iş görüyor; hem etraftaki küçük yaratıkları hızlıca temizliyor hem de sağlık doluyken boss’a fazladan hasar veriyor.
The Unravelled’in en sık kullandığı hamle charge attack. Yerden fırlayıp düz bir hatta üzerinize doğru koşuyor, bu sırada çok açık veriyor. Onu savuşturduğunuzda birkaç sağlam darbe indirebilirsiniz. Bir diğer sık görülen hareketi ise yanlardan çıkıp yaptığı projectile attack. İlk fazda iki, ikinci fazda üç projectile fırlatıyor. Bu saldırıyı önceden sezmek kolay; çıktığı tarafın tersine kaçmak için fazladan zaman kazandırıyor.
İkinci faza geçtiğinde işler biraz daha yoğunlaşıyor. Spear summons ile arenanın farklı noktalarından mızraklar çıkıyor, havada kısa süre asılı kaldıktan sonra düştükleri yere büyük hasar bırakıyorlar. Nereden çıktılarsa aynı noktaya geri indiklerini bilmek, bu saldırıyı yönetmenin en güvenli yolu. Bu noktada boss daha çok spear spam yapıyor ama charge pattern’i aynı kalıyor, yani hâlâ en güvenli an o saldırının ardından geliyor.
The Unravelled’i yendiğinizde ödül olarak bir Silk Heart elde ediyorsunuz. Bu item pasif olarak çalışıyor; Silk sıfırlandığında otomatik olarak yeniden dolmasını sağlıyor. Özellikle uzun dövüşlerde büyük fark yaratan bu ödül, Unravelled’i alt etmeyi çok değerli kılıyor.

Savage Beastfly
Hollow Knight: Silksong'da oyuncuyu bekleyen en zorlu opsiyonel bosslardan biri, Hunter's March bölgesinin derinliklerinde pusuya yatan Savage Beastfly. Bu canavarı bulmak, başlı başına bir meydan okuma. Ona ulaşmak için öncelikle The Marrow'da Skarrguard'ı yenip Hunter's March'a giden yolu açmalısınız. Sonrasında Grindle'ın hapishanesinin üstündeki bölgeden ilerleyerek, Skarr Ant'lardan, zıplama bulmacalarından ve ölümcül dikenlerden oluşan odaları geçip Chapel of the Beast'e varacaksınız. Şapelin girişine giden en güvenli yol ise, tuzaklı bir benchin olduğu odanın yanındaki gizli odada bir kolu çekip tuzağı etkisiz hale getirdikten sonra başlıyor. Oradan sağa doğru ilerleyip havalandırma odasından aşağı süzülerek Drifter's Cloak ile girişten geçmelisiniz. Bu yolculuk, sadece mekanları keşfetmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bölgedeki tuzakları ve düşmanları aşmak için doğru stratejiler geliştirmenizi de gerektiriyor. Küçük hatalar bile sizi en başa döndürebilir, bu yüzden dikkatli olmak şart.
Asıl sınavsa Chapel of the Beast'e ulaştığınızda başlıyor. Girişteki tuzaklı bench sizi yanıltmasın, çünkü burada durup dinlenmek riskli olabilir. Neyse ki, gizli odayı bulup tuzağı etkisiz hale getirmek, bu bölgeye olan yolculuğunuzu biraz olsun kolaylaştıracak. Ardından havalandırma odasında kısa bir süzülüşle Savage Beastfly'ın arenasına giriyorsunuz. Bu devasa yaratık, ilk bakışta sadece iri bir böcek gibi görünebilir, ama ona karşı hazırlıklı değilseniz çok hızlı bir şekilde işler ters gidebilir. Dövüş, temelde iki aşamadan oluşuyor: İlk aşama, düşmanınızın yatay şekilde hareket ettiği hızlı Low Charge saldırısıyla başlıyor. Bu saldırıya karşı yapmanız gereken şey oldukça basit ama kritik: doğru zamanda sıçramak. Sıçradığınız anda, düşman size çarpacak ve kısa bir süreliğine sersemleyecek. Bu da size birkaç vuruş fırsatı sunuyor. Ancak her zaman dikkatli olmalısınız, çünkü Savage Beastfly'ın hareketleri o kadar hızlı ki, saldırılarını bir anda değiştirip sizi hazırlıksız yakalayabilir.
Yeterince hasar verdikten sonra canavar kükreyerek ikinci aşamaya geçiyor ve yerden küçük düşmanları yardıma çağırıyor. Bu aşamada düşman, Vertical Charge ve ardı ardına üç kez yere vurduğu Triple Slam hareketini kullanmaya başlayacak. Düşman yere inmeye başladığında, bir saniyelik duraklama süresi yaratıyor. Bu süre, ona saldırmanız için harika bir fırsat. Ancak hemen sonrasında, vücudunu tekrar havalandırarak size doğru bir başka atak yapacak. Bu saldırılara karşı en iyi savunma, doğru zamanda Swift Step kullanarak sağa sola kaçmak. Bir süre sonra Savage Beastfly havada durup kükreyerek Roar yapacak. Bu, savaşın en önemli anlarından biri, çünkü bu hareket düşmanınıza birkaç yardımcı yaratık çağırma fırsatı yaratıyor. Farklı özelliklere sahip bu yaratıklar arasında en tehlikelisi, geniş bir alanı etkileyen yakın dövüş hasarı veren Vicious Caranid. Ancak, Triple Slam hareketini doğru bir şekilde kullanarak, Savage Beastfly'ı kendi yarattığı yardımcı yaratıkları öldürmeye zorlayabilirsiniz.
Bu dövüşte saldırgan olmak çok önemli. Eğer kükremesinden hemen önce onu sersemletirseniz, müttefik çağırmasını engelleyebilirsiniz. Bu sersemleme sırasında üç ila dört vuruş yapabilir ve düşük canınız varsa kendinizi iyileştirebilirsiniz. Düşmanı alt etmek için gereken temel strateji, aslında oldukça basit: sabırlı olmak ve doğru anları beklemek. Savage Beastfly'ın yaptığı Low Charge'lardan Triple Slam'lere kadar her hareketi belli bir düzen içinde gerçekleşiyor. Bu yüzden her saldırıyı doğru zamanda karşılamalı, her fırsatı değerlendirerek ona vuruş yapmalısınız. Ayrıca, savaşı kolaylaştıran birkaç ek araç kullanmak da faydalı olabilir. Örneğin, Warding Bell'i takarak Bind yeteneğinizi kullanırken hasar almaktan kaçınabilir ve ihtiyacınız olduğunda hızlıca iyileşebilirsiniz. Straight Pin veya Sting Shard gibi araçlar da yardımcı yaratıkları daha hızlı temizlemenize yardımcı olur.
Savage Beastfly'ı yendiğinizde, oyundaki üç ana armadan biri olan Beast Crest'i kazanacaksınız. Bu Crest, Hornet'in yeteneklerini değiştirerek onu çok daha güçlü bir hale getiriyor. Özellikle Bind yeteneğinizi kullanırken, canınızı iyileştirmek yerine, saldırılarınız güçlenecek ve her vuruşunuzda sağlığınız geri gelecek. Bu da karakterinizin her zaman güçlü kalmasını sağlayacak ve daha saldırgan bir tarz benimsemenizi sağlayacak. Yani, bu boss savaşını kazanmak sadece hikayenin bir parçası değil, aynı zamanda Hornet'in yeteneklerini geliştiren önemli bir dönüm noktası.

Father of the Flame
Father of the Flame, oyunda Underworks bölgesinde karşılaşılan ve ilk bakışta oyuncuyu ürkütecek kadar heybetli bir boss. Kırmızı pelerini bir yana, asıl dikkat çeken şey göğsünün ortasında yanan ve kalp gibi atan ateş çekirdeği.
Mücadele başladığında boss kökleriyle yere sabitlenmiş halde duruyor. Devasa kollarını sağa sola uzatıyor ve her birinin ucunda sallanan fenerler bulunuyor. Buradaki temel amaç bu fenerleri kırmak çünkü her fener yok edildiğinde ona bağlı kol da parçalanıyor. Ama bu sanıldığı kadar kolay olmuyor çünkü kolları kırmaya çalışırken Father of the Flame sürekli Flame Ball Tracker ile oyuncuyu baskılıyor. Ağzından çıkan ateş topları yavaş hareket ediyor ve sizi takip ediyor. Ancak doğru zamanda yana kayarsanız kolayca sıyrılabilirsiniz. Üstelik her ateş topundan sonra boss kısa süreliğine duraksıyor ve bu da saldırı için size altın gibi bir fırsat sunuyor.
Savaşın gidişatı tüm fenerler yok edildiğinde tamamen değişiyor. Son kol da kırıldığında Father of the Flame büyük bir çığlık atıyor ve arenayı cehenneme çeviren Fire Ball Barrage başlıyor. Yukarıdan dalgalar halinde ateş topları yağmaya başlıyor ve neredeyse tüm alanı kaplıyor. Burada tek kurtuluş yolu sürekli hareket etmek. Bir an bile durursanız ateşe yakalanıyorsunuz. Bu bölümde dikkatli olup boşluklardan sıyrılmak en kritik nokta. Ateş yağmuru dindiğinde ise en büyük kozunuzu oynayabiliyorsunuz: göğsündeki parlak çekirdeğe veya küçük kollarındaki kırmızı zayıf noktalara saldırarak dövüşü bitirme fırsatı doğuyor.
Bu dövüş aslında reflekslerinden çok sabrı sınıyor. Ateş toplarını atlatmak kolay, ama her bir feneri kırmak zaman alıyor. Telaş edip acele etmeye kalkılırsa hataya düşülüyor. Yavaş, dikkatli ve doğru zamanlamalarla ilerleyince Father of the Flame sonunda düşüyor. Savaş bittiğinde arenadaki alevlerin sönmesi, uzun ve yorucu bir karşılaşmanın ardından gelen o tatmin hissini sonuna kadar yaşatıyor.

Covetous Pilgrim
Pharloom’un karanlık bölgelerinde rastlanan Covetous Pilgrim, görünüşüyle bile huzursuz edici bir mini-boss. Vücudunu saran sayısız tespih tanesiyle dolaşan bu yaratık, öfkelendiğinde iplerini kamçı gibi savurarak oyuncuya nefes aldırmıyor. Bu bolluk ilk bakışta inancı temsil ediyor gibi görünse de aslında Pharloom’daki inanç anlayışının ne kadar çarpık bir noktaya geldiğini de hatırlatıyor. Saflık mı yoksa açgözlülük mü, ayırt etmek zor.
Onu genellikle Shellwood ya da Bilewater bölgelerinde görmek mümkün. Normal bir düşmandan çok daha dayanıklı; yaklaşık 85 cana sahip ve attığı her darbe iki maske hasar bırakıyor. Bu yüzden oyuncunun dikkatsizce yaklaşması çoğu zaman ağır bir bedelle sonuçlanıyor. Yine de saldırı repertuarı sınırlı olduğundan, doğru anları kollayanlar için mücadele uzun sürmeden sona erebiliyor.
Karşılaşmada en sık başvuracağı hamle Charge. Tüm gücüyle ileri atılıp oyuncuyu doğrudan hedef alıyor. Bu hamle hızlı görünse de yön değiştirdiğini gördüğünüz anda kenara çekilmek genellikle yeterli oluyor. Ardından gelen Lash, tespih ipini kamçı gibi savurduğu saldırı. Geniş menzili nedeniyle özellikle yakın mesafede hazırlıksız yakalanırsanız kolayca can kaybedebilirsiniz. Daha tehlikeli bir başka hamle ise Flail. Bu sefer iplerini kendi etrafında döndürüp vahşice savuruyor. Bu hareket çevresinde kalan tüm güvenli alanları yok ettiği için en mantıklı çözüm, mesafeyi açmak ve saldırının bitmesini beklemek.
Covetous Pilgrim’le savaşın püf noktası, saldırıların ritmini öğrenmek ve sabırlı oynamak. Doğru hamlelerle boşlukları değerlendiren oyuncular için bu mini-boss, kısa ama dikkat gerektiren bir karşılaşmaya dönüşüyor. Onu yendiğinizde özel bir ödül bırakmasa da, Shellwood ve Bilewater’daki yolculuğunuzda ilerlemenin önünde duran önemli bir engeli geride bırakmış oluyorsunuz.

Broodmother
Slab bölgesinde karşılaşılan Broodmother, Hornet’in Grand Hunt görevlerinden birinde karşınıza çıkıyor ve savaş iki aşamalı ilerliyor. Bu boss’un her saldırısı iki maske hasar veriyor, bu yüzden hata payı oldukça düşük.
İlk aşamada üç temel saldırı kullanıyor. Broodspawn ile 1-2 Freshfly çağırıyor. Bu sinekler patladığında Broodmother’a zarar vermiyor, ancak oyuncu pogo atakla havada kalmak ve Silk toplamak için onları kullanabiliyor. Muck Spit saldırısında size balçık fırlatıyor; yere yapıştığınızda hareket kabiliyetiniz kısıtlanıyor ve kurtulmak için dört kez vurmanız gerekiyor. Eğer bu balçığa yakalanırsanız, ardından gelen Grabbing Leap neredeyse garantili bir darbe oluyor. Bu hamlede Broodmother alçak bir açıyla üstünüze sıçrıyor, bazen ikinci kez de tekrarlıyor.
İkinci aşamada saldırılar hızlanıyor ve Grabbing Leap üç defaya kadar art arda gelebiliyor. Buna ek olarak yeni bir hamle geliyor: Wild Slam. Broodmother havaya yükseliyor ve gövdesini beş kez yere çarpıyor. Bu saldırıda köşelere sıkışmamak çok önemli; en güvenli taktik, altından dash atarak kaçmak.
Broodmother savaşında havada kalmak kritik bir rol oynuyor. Özellikle Grabbing Leap sonrası yukarı sıçraması, dikkatsiz oyuncuları hazırlıksız yakalayabiliyor. Freshfly’leri düşman gibi görmek yerine bir kaynak olarak değerlendirmek gerekiyor; pogo yaparak yüksekte kalmayı ve ekstra Silk toplamayı sağlıyorlar.
Dikkatli oynayıp balçıktan uzak durarak ve Freshfly’leri doğru kullanarak bu boss’u yenmek mümkün. Broodmother, zorlayıcı olsa da açıklarını takip eden oyunculara bolca fırsat sunuyor.
Palestag
Palestag, Pharloom’un derinlerinde karşılaşılan en tuhaf ve dikkat çekici yaratıklardan biri. Karanlıkta parlayan bedeni, kuyruğu ve dört bacağıyla hem ürkütücü hem de büyüleyici bir görünüme sahip. Verdania bölgesinde bulunuyor ve oyunun görsel olarak en unutulmaz karşılaşmalarından birini sunuyor.
Bu dövüşte en büyük zorluk, Palestag’ın kullandığı Energy Boomerang Summons. Arenanın iki yanından aynı anda ortaya çıkan bu enerji bumerangları bazen yukarıdan, bazen ise aşağıdan ilerliyor. Oyuncu için asıl mesele, bu saldırıları sürekli ve temiz bir şekilde savuşturmak. Başlangıçta dört bumerangla başlıyor ama savaş uzadıkça sayı altıya çıkıyor ve neredeyse tüm alanı kaplar hale geliyor. Bu da güvenli bölgeleri bulmayı çok daha zorlaştırıyor.
Palestag’ın saldırı çeşitliliği çok fazla değil, fakat hızla kaybolup yeniden belirerek oyuncunun yakın dövüş fırsatlarını sürekli sınırlıyor. Her bumerang dalgasından sonra açığa çıkan kısa boşluk, hasar vermek için en değerli an. Oyuncu dikkatli davranırsa, bumerangların arasındaki dar aralıklardan geçerek birkaç isabetli vuruş yapabilir. Fakat gecikirse, Palestag tekrar kayboluyor ve döngü yeniden başlıyor.
Bu karşılaşmada başarı, tamamen sabır ve desenleri okumakla ilgili. Enerji bumeranglarının geliş yönlerini ve yüksekliklerini takip etmek, zıplama ve yere basma anlarını doğru ayarlamak savaşın en kritik noktası. Özellikle altı bumerang aynı anda geldiğinde panik yapmamak, oyuncunun hayatta kalması için tek yol. Doğru zamanlamayla her saldırıyı atlattığında Palestag’ın savunmasız kaldığı anlar yakalanıyor ve savaşın gidişatı yavaş yavaş oyuncunun lehine dönüyor.

First Sinner
The Slab’in derinliklerinde oyuncunun karşısına çıkan First Sinner, altı gözlü yüzü ve kasvetli hücresiyle Silksong’un en dikkat çekici boss’larından biri. Alanın darlığı ve etrafı çevreleyen blades, bu dövüşü baştan sona yoğun ve baskıcı bir deneyime dönüştürüyor. Daha ilk saniyelerde bunun sıradan bir karşılaşma olmayacağı belli oluyor.
First Sinner’ın savaş tarzı tamamen baskı kurmaya dayanıyor. Arenanın her köşesine çağırdığı blades ile hareket alanını sürekli kısıtlıyor. İlk bakışta kaotik görünen saldırılar aslında belli bir düzene sahip; yere düşmeden önce parlayan white markers sayesinde hangi hamlenin geleceği anlaşılabiliyor. Dövüşün püf noktası panik yapmadan bu işaretleri okumak ve her saldırıdan sonra açılan kısa boşlukları değerlendirmek. Bu boss sabırsız oyuncuları cezalandırıyor; dolayısıyla sakin kalmak reflekslerden daha önemli hale geliyor.
Mücadele sırasında farklı pattern’ler öne çıkıyor. X Blade Plunge sırasında iki blade zemine X şeklinde iniyor ve oyuncuyu kenarlara doğru kaçmaya zorluyor. Horizontal Blade Plunge ile sağdan veya soldan gelen blades yüksekliklerine göre farklı tepkiler gerektiriyor; alçaktan gelenleri aşmak için zıplamak, yukarıdan geçenlere karşı yerde kalmak en güvenli yol. Vertical Blade Plunge’da beş blade aynı anda düşerken markers arasındaki dar boşlukları bulmak hayati önem taşıyor. Daha agresif anlarda ise First Sinner aniden oyuncunun üstünde belirip Teleporting Downward Slash ile çift kesik indiriyor ya da bulanık bir hızla ileri atılarak Slashing Charge yapıyor. Bu hamlelerin her birinde ortak nokta şu: saldırı biter bitmez kısa bir savunmasızlık anı doğuyor ve işte o an rakibi cezalandırmak gerekiyor.
İkinci faza geçildiğinde tempo yükseliyor. Zeminde beliren beyaz daireler kısa süre sonra patlayarak alanı dolduruyor. Görünüşte tamamen kaotik olan bu anlarda bile aslında bir düzen var. Boş alanları takip ederek hem hayatta kalmak hem de First Sinner’a yaklaşmak mümkün. Burada oyuncunun en çok işine yarayan şey sabır ve dikkat; refleksler ne kadar güçlü olursa olsun paniğe kapılan oyuncu bu bölümde uzun süre dayanamaz.
Dövüşün sonunda ise gerçekten kayda değer bir ödül var. First Sinner mağlup edildiğinde oyuncu Rune Rage adlı yeni bir Silk Skill kazanıyor. Çoklu hedeflere yüksek damage vurabilen bu yetenek, özellikle kalabalık savaşlarda Hornet’in temposunu tamamen değiştiriyor. Dövüş tarzını daha agresif hale getiren Rune Rage, oyunun orta bölümlerinde ciddi bir güç artışı sağlıyor. Bu yüzden First Sinner karşılaşması yalnızca bir test değil, aynı zamanda oynanışta gerçek bir dönüm noktası.
Hikaye tarafında da bu boss en az dövüşü kadar gizemli. Kadim bir Weaver olduğu, ipeği alev gibi parlayan runes’a dönüştürme sanatında usta olduğu söyleniyor. Hangi suçu işlediği ise bilinmiyor, zamanla unutulmuş. Ancak saldırı desenleri bile bu kayıp sanatın izlerini taşıyor gibi. The Slab’in kasvetli atmosferiyle birleştiğinde, oyuncu burada sadece bir boss’u alt etmiyor, aynı zamanda Pharloom’un geçmişine dair karanlık bir yankıyla da yüzleşiyor.

Disgraced Chef Lugoli
Sinner’s Road’da ilerlerken yolunuzu bir gong ve iki Roachserver kesiyor. Onları yere serdiğinizde, asıl gösteri başlıyor: sahneye dev bir böcek olan Disgraced Chef Lugoli çıkıyor. Havada süzülen bu koca yaratık, elinde bir kepçe yerine geçmiş dev bir ladle taşıyor. Görünüşü ürkütücü olsa da işin aslı bu dövüş oyundaki daha kolay karşılaşmalardan biri. Çünkü Lugoli’nin her hareketi önceden belli oluyor, sürpriz neredeyse hiç yok. Asıl tehlike, yere her vurduğunda etrafa saçılan yeşil maggot sürüleri. Bu küçük yaratıklar dikkate alınmazsa arenayı hızla doldurup başa bela olabiliyor.
Lugoli’nin en çok yaptığı hamle Ladle Smash. Kepçesini havadan aşağı indiriyor, yere çarpınca maggot’lar fırlayıp dört bir yana dağılıyor. Burada yapılacak şey basit: kepçenin inişini gördüğünüz anda kenara çekilin, maggot’lardan sıyrılın ve Lugoli toparlanmadan birkaç darbe indirin. Özellikle zıplayarak vurmak bu anlarda çok işe yarıyor.
Bir diğer saldırı Body Slam. Lugoli havada kısa bir süre sabit kalıp ardından olduğu gibi aşağıya çakılıyor. Darbe anında yine etrafa maggot saçılıyor. Bu hamlede güvenli oynamanın yolu, daha yere inmeden menzilden çıkmak. Sonrasında, yere yapıştığında birkaç vuruş yapabilir ama hemen ardından gelen küçük yaratıklara karşı dikkatli olmalısınız.
Son olarak Side Slam geliyor. Bu hareketin ipucunu net bir şekilde veriyor; gövdesini yana eğiyor ve sonra tüm gücüyle o tarafa doğru fırlıyor. İşareti gördüğünüzde doğru tarafa kaçmanız yeterli. Yere çarptığında kısa süreliğine açık veriyor, işte bu anda saldırıya geçmek en doğru hamle.
Bu dövüş hız değil, sakinlik istiyor. Lugoli’nin pattern’leri kolayca okunabiliyor, tek mesele maggot sürülerini kontrol altında tutmak. Panik yapmazsanız, toparlanma anlarında rahatça hasar verirsiniz. Sonunda da ödülünüzü alırsınız: Pickled Muckmaggot.

Forebrothers Singnis and Gron
Deep Docks’ta karşınıza çıkan Forebrothers Signis and Gron, biri yakın dövüşte diğeri uzaktan saldırılarda uzman iki kardeş. Dövüş, önce kahverengi zırhıyla öne çıkan Signis ile başlıyor. Elindeki twin polearm sayesinde hem keskin vuruşlar yapıyor hem de döner gibi savurduğu saldırılarla alanı kontrol ediyor. Onunla uğraşırken ara sıra minyon çağırarak işleri karıştırıyor; uçan düşmanlar yukarıdan magma rocks fırlatıyor, kalkanlı olanlar ise yerde üzerinize koşuyor. Bunları hızlıca temizlemek, arenayı daha kontrol edilebilir hale getiriyor.
Signis yeterince hasar aldığında kısa süreliğine sersemliyor ama tam bu noktada sahneye kardeşi Gron giriyor. Gron gri rengiyle hemen ayırt ediliyor ve uzaktan sürekli polearm throw yaparak baskı kuruyor. Bir yandan Signis yakın dövüşte üzerinize gelirken, Gron havaya sıçrayıp mızrağını javelin gibi fırlatıyor ya da ağır bir polearm smash ile zemini sarsıyor. Asıl zorluk, bu iki farklı stili aynı anda yönetmekten geliyor.
Döngüyü çözmek aslında çok zor değil: Signis’in uzun animasyonlu saldırılarından sonra kısa boşluklar doğuyor, o anda ona yüklenmek en iyi seçenek. Gron’un fırlattığı silahı ise yana kaçarak atlatmak mümkün, özellikle iniş sonrası toparlanma süresinde saldırmak büyük avantaj sağlıyor. Önceliği Signis’i düşürmeye verdiğinizde, geriye kalan Gron’u tek başına idare etmek çok daha kolay hale geliyor. Bu yüzden sabırlı oynayıp doğru anları kovalarsanız, bu kardeşler ikilisi düşündüğünüz kadar korkutucu olmayacaktır.

Lost Garmond
Lost Garmond, Pharloom’un Blasted Steps bölgesinde oyuncunun yolunu kesen, geçmişin gölgesinde kalmış trajik bir savaşçı. Görünüşte sıradan sayılabilecek gri zırhı ve elindeki kemik mızrağıyla fazla tehditkar görünmese de kara ipliklerin etkisiyle bozulmuş bedeni onu son derece tehlikeli hale getiriyor. Bu karşılaşma, Hero’s Call wish görevini aldıktan sonra oyuncunun karşısına çıkıyor ve hikaye içinde özel bir dönüm noktası hissi yaratıyor.
Savaşın yapısı diğer birçok boss’tan farklı. Garmond hızlanmıyor, saldırı repertuarı da fazlasıyla öngörülebilir. Yani zorluk, reflekslerden çok dikkat ve sabır gerektiriyor. Onun en çarpıcı hareketlerinden biri Spear Smash AOE. Havaya sıçrayıp mızrağını yere sapladığında ortaya çıkan kara küreler kısa süre içinde dönen bıçaklara dönüşüyor ve arenayı dolduruyor. Oyuncunun burada yapması gereken şey telaşla saldırmak değil, mesafeyi korumak. Bıçakların kaybolmasıyla Garmond açıkta kalıyor ve bu kısa aralık, hasar vermek için en güvenli an haline geliyor.
Buna ek olarak, Double Spear Thrust ile peş peşe iki hızlı hamle yapıyor. Bazen aynı hareketi tekrar ederek oyuncuyu gafil avlamaya çalışıyor. Burada sabırlı olup darbe bitmeden ileri atılmamak önemli. Oyuncu geri adım attığında ya da yana kaydığında saldırılar boşa çıkıyor ve ardından kısa ama değerli bir karşılık fırsatı doğuyor.
Daha geniş ve yıkıcı görünen hamlesi ise Spear Swings. Mızrağını büyük yaylar çizerek sallıyor, bu yüzden fazla yaklaşmak riskli. En güvenli yöntem saldırının bitmesini bekleyip, ritmi yakaladığınız anda yakınlaşıp birkaç isabet bırakmak. Tehlikeli ama ödüllü hamlesi ise Black Blades. Kara enerji topladığında arenaya yayılan bıçaklar ortalığı cehenneme çeviriyor. Bu noktada hızlı davranıp boss’un karşı tarafına geçmek hem güvenlik sağlıyor hem de ekstra hasar fırsatı yaratıyor.
Lost Garmond’un dövüşü oyuncuyu ani sürprizlerle değil, tekrar eden ama dikkat dağıtıcı desenlerle sınayan bir mücadele. Hamlelerini çözmek biraz zaman alıyor ama bir kez ritmi kavrandığında savaş bir düelloya dönüşüyor.

Gurr the Outcast, Pharloom’un uzak bölgelerinde karşılaşılan en dikkat çekici yaratıklardan biri. Tüyleri andıran zırhıyla kaplı gövdesi ve yüzündeki kırmızı boya lekesiyle diğer düşmanlardan hemen ayrılıyor. Oyuncu bu boss’la ancak The Hidden Hunter wish görevini aldıktan sonra karşılaşıyor, yani oyun içinde rastgele karşınıza çıkmıyor, özel bir bağlamda ortaya çıkıyor.
Dövüşün en büyük zorluğu, Gurr’un zamanının çoğunu yer altında geçirmesi. Çoğu hamlesi yüzeye aniden çıkıp kısa süreli saldırılar yapması üzerine kurulu. Bu da oyuncuya sürekli beklemesi ve doğru anı kollaması gereken sabırlı bir mücadele sunuyor. Onu net bir şekilde vurabileceğiniz anlar genellikle yerden çıkıp Charge yaptığında ya da Flower Spikes fırlattığında ortaya çıkıyor.
Charge sırasında Gurr kendini tüylerinin altına saklıyor ve hızla ileri atılıyor. Bu noktada oyuncunun yapması gereken şey oldukça basit: doğru zamanda zıplayıp sırtına birkaç hızlı darbe indirmek. Ancak çok geç kalınırsa Gurr hızla tekrar toprağın altına kaçıyor.
Asıl tehlikeli hamlesi ise Surprise Lunge with Flower Spikes. Yer altından çıkmadan önce yükselen buhar, Gurr’un nereden geleceğini haber veriyor. Ardından yüzeye fırlıyor ve havaya beyaz dikenli çiçekler saçıyor. Başta ufak birer diken gibi duran bu projeler kısa süre içinde genişleyerek oyuncunun hareket alanını kısıtlıyor. Bu noktada Gurr’un hemen arkasına geçmek, sırtına birkaç pogo veya hava saldırısı yapmak kritik önem taşıyor. Fakat çiçekler açılmaya başlamadan alandan uzaklaşmak şart, aksi halde kaçış neredeyse imkansız hale geliyor.
Bir diğer hareketi olan Spike Summon ise zeminden yükselen dikenlere dayanıyor. Yerde beliren buhar delikleri, birkaç saniye içinde diken fırlayacağının habercisi. Oyuncunun burada yapması gereken şey panik yapmadan geri çekilmek ve güvenli bir noktaya geçmek. Dikenler yok olduğunda Gurr genellikle yeni bir hamleye hazırlanıyor ve bu da saldırı için yeni bir pencere sunuyor.
Gurr the Outcast ile mücadele, oyuncudan hızlı reflekslerden çok dikkat ve sabır istiyor. Buhar sinyallerini okumak, saldırıların nereye geleceğini önceden tahmin etmek ve her açılan fırsatı değerlendirmek bu dövüşün temel stratejisi. Doğru anlarda sakin kalıp karşılık verebilen oyuncu için bu vahşi yaratık eninde sonunda diz çökecek.

Groal the Great
Groal the Great, Bilewater bölgesinde karşılaşılan devasa kurbağa benzeri bir boss. İlk bakışta iri cüssesiyle yavaş olacağını düşünebilirsiniz ama aslında oldukça çevik. Arenada rahatça hareket ediyor, havalanıyor ve fırsat buldukça zehirli saldırılar yapıyor. Dövüş dar platformların üzerinde geçtiği için hem sınırlı alan hem de Groal’ın ani hamleleri sizi başından sonuna kadar tetikte tutuyor.
En çok kullandığı hamlelerden biri Mouth Pull. Ağzını açıp güçlü bir şekilde hava çekiyor ve sizi kendine doğru çekmeye çalışıyor. Böyle bir durumda panik yapmadan ters yöne doğru koşmanız yeterli. Bir an bile tereddüt ederseniz menziline girip kolayca hasar alabilirsiniz.
Diğer sık kullandığı saldırı Green Ball Spit. Groal, yavaş hareket eden ama çarpınca hem hasar hem de zehir etkisi veren yeşil toplar fırlatıyor. İlk bakışta yavaş oldukları için tehlikeli görünmeyebilir ama dikkat etmezseniz kısa sürede köşeye sıkışabilirsiniz. Bu toplardan kurtulduğunuz anda yukarı sıçrayıp havadan saldırmak için iyi bir fırsat doğuyor.
Zaman zaman Minion Summon kullanarak birkaç küçük uçan yaratık çağırıyor. Tek başlarına çok zayıflar ama amaçları sizi oyalamak. Onları hızlıca temizlemek, tekrar Groal’a odaklanmanızı kolaylaştırıyor.
Daha tehlikeli olan saldırısı ise Surprise Lunge. Groal suyun altına saklanıp bir anda yukarı fırlıyor. Bunun işareti suyun yüzeyinde beliren kabarcıklar. Dikkat ederseniz saldırı başlamadan güvenli bir yere geçebilirsiniz. Yükseldikten sonra kısa bir süre savunmasız kalıyor, o anda birkaç darbe indirmek mümkün.
Bir de White Energy Spit var. Groal yüksek bir çığlık atarak arenayı beyaz enerji toplarıyla dolduruyor. Saldırı başlamadan önce bu çığlık sayesinde hazırlanma şansınız oluyor. Toplar üstünüze doğru gelirken yana sıçrayarak ya da dikkatli bir zıplamayla kurtulabilirsiniz. Ardından kısa bir boşluk oluşuyor ve bu zamanı ekstra hasar vermek için değerlendirebilirsiniz.
Groal the Great karşılaşması tamamen dikkat üzerine kurulu. Platformların dar olması hata payını iyice azaltıyor. Bu yüzden suyun yüzeyini ve gelen projeleri sürekli takip etmek çok önemli. Acele etmez, sakin kalır ve doğru anları yakalarsanız bu devasa kurbağayı alt etmek göründüğü kadar zor olmayacak.

Watcher at the Edge
Watcher at the Edge, Sands of Karak’ta karşılaşılan, boynuzlu ve çatlak bir vizöre benzeyen uzun miğferi ile kemiksi bir kılıç taşıyan böcek görünümlü bir savaşçı. Karşılaşma heykel gibi hareketsiz duran bu figürün önünde başlıyor; Needolin çalındığında uyanıyor ve mücadeleye dahil oluyor. Needolin bir kez çalındı mı, boss sonraki denemelerde de arenanın sonunda aktif kalıyor, yani her seferinde ritüeli tekrarlamak gerekmiyor.
Dövüş yapısı sade ama cezalandırıcı. Watcher yakın mesafede kılıcını agresif kullanıyor, arada mesafe kapatmak için sıçrayıp kumları yararak güçlü kesikler deniyor. Oyuncu için temel okumalar net: kılıcın yüklenme animasyonları ve kum zemindeki sürtünme izleri saldırının yönünü önceden haber veriyor; bu ipuçlarını doğru okuyan oyuncu, güvenli pencereleri sürekli yakalıyor.
Yakın temas baskısının merkezinde Hack and Slash Attack var. Watcher, art arda gelen kesiklerle ipeğinizi hızla eritmeye çalışıyor. Teorik olarak bu seri “perfect block” ile zincir halinde kesilebiliyor; ancak en risksiz yöntem, ilk savurmayı görür görmez yana dash atıp mesafe almak ve seri bittiğinde kısa toparlanma anında cezayı kesmek. Sabır burada en iyi müttefik; erken atılan bir karşı hamle çoğu zaman yeni bir kesişe davetiye çıkarıyor.
Dikey tehdit tarafında Jump and Slash Attack öne çıkıyor. Kılıcını kuma sürtüp ivme aldıktan sonra havaya sıçrıyor, inişte ağır bir kesik bırakıyor ve çoğu zaman yere dokunur dokunmaz ikinci bir darbe daha deniyor. İşaretleri görünce çizginin dışına hızlıca çıkmak, dash ve sprint’i art arda kullanmak en güvenli tercih. İnişin hemen ardından kısa bir açıklık doğuyor; oyuncu bu anı kaçırmazsa iki üç sağlam vuruş rahatlıkla çıkıyor.
Yardımcı araçlar bu karşılaşmada kayda değer fark yaratıyor. Beast Crest, oyuncunun oyun tarzını daha saldırgan bir ritme çekip güvenli pencerelerde bıraktığı hasarı büyütüyor. Cogfly ise Watcher’a sürekli yapışan ek hasar kaynağı gibi çalışıyor; özellikle Hack and Slash serilerini boşa çıkardıktan sonra yaklaşırken ekstra tik hasar sağlıyor. Bu ikili, teması kısa ama sık olan cezalandırma oyununu çok verimli hale getiriyor.
Watcher’ın ritmi çözüldüğünde dövüş bir düzen yakalıyor: telegraph’ı oku, çizgiden çekil, seri bittikten sonra kısa ve temiz darbelerle geri dön. Direnci kırıldığında Watcher tekrar taşa dönüyor ve Grey Memento oyuncunun envanterine ekleniyor.
Nyleth
Nyleth, Shellwood’un derinlerinde oyunun zirvesine giden yolda karşılaşılan kadim bir bekçi. Kalbinin atışı bütün ormanı birbirine bağlayan, eskiden dallar arasında güvenli geçişi mümkün kılan o eski düzenin yankısı gibi. Bu karşılaşma Act 3’ün gizlilerinden; Heart of the Woods görevine ulaşıp Needolin çalarak rüyasına girildiğinde boss uyanıyor. Arenaya adım atıldığında Nyleth hem menzilli hem yakın tehditlerle sahayı dolduruyor, ritmi yakalamak ilk dakikadan önemli.
Açılışı çoğu zaman Spheres of Torns ile yapıyor. Zeminden dikey hatlar halinde yükselen bu “torns” aralarında dar koridorlar bırakıyor; oyuncu bu boşluklara kaydığında saldırı boşa çıkıyor. Nyleth’e fazla yaklaşıldığında devreye giren Slash Attack ise sert ve cezalandırıcı, kafa hareketiyle gelen bu kesikleri görür görmez mesafe almak en güvenlisi.
Yatay baskıda Charge Attack öne çıkıyor. Nyleth bir duvardan diğerine doğrusal atakla yüklenirken arenayı boydan boya kesiyor. Burada Faydown Cloak büyük fark yaratıyor; ekstra bir zıplama penceresi vererek çizginin dışına güvenle çıkmayı sağlıyor ve iniş anında kısa bir ceza vuruşu fırsatı bırakıyor. Baskı iyice arttığında sarı bir parıltı etrafa yayılıyor; bu Exploding Pollen Attack’ın habercisi. Etki alanı geniş ve orta platformu tamamen kaplıyor, bu yüzden torns olmayan karşı duvara tırmanmak ve patlama sönene kadar tutunmak gerekiyor.
Savaş kızıştığında arena da değişiyor. Phase 2 ile orta platform çöküyor, Nyleth Spheres of Torns sayısını üçten beşe çıkarıyor ve aralara sığınmak çok daha dar bir hesap işi haline geliyor. Aynı anda sahaya her yönden Seed Projectiles saçıyor; zıplama rotalarını önceden planlayıp duvara ne zaman tutunacağını doğru ayarlayan oyuncu bu yağmuru temiz geçiyor. Havadan oynamayı sevenler için Hunter Crest burada parlıyor; güvenli bir aralıkta yapılan aerial vuruş, sekerek uzaklaşma şansı verdiği için yere inmeden ritmi bozmadan devam etmeyi kolaylaştırıyor.
Nyleth’in paternleri net sinyaller veriyor; dikey hatlarda arayı bulmak, yatay yüklenişte Faydown Cloak ile çizgiden çıkmak ve patlama anlarında duvara sığınmak dövüşün omurgasını kuruyor. Açıkları kısa ama düzenli; her pencerede temiz vuruşları biriktiren oyuncu, Shellwood’un bu kadim kalbini susturduğunda Pollen Heart ile arenadan ayrılıyor.
Rhinogrund
Rhinogrund, Pharloom’un alçak ovalarında yaşayan uzun boynuzlu bir yaratık. Kalın zırhı ve devasa boynuzu ile hem rakiplerini delip geçiyor hem de toprağı altından çekip savurarak arenayı taş parçalarıyla dolduruyor. Oyuncular bu mini-boss’la Far Fields bölgesinde, Pilgrim’s Rest’in sağ tarafında gizlenmiş bir geçitte karşılaşıyor. Kapalı kapıyı açmak için yakındaki Bellway Bench’ten hızlı seyahati kullanıp sağa ilerlemek gerekiyor; gizli giriş tam da burada ortaya çıkıyor.
Dövüş başladığında Rhinogrund’un baskın gücü hemen hissediliyor. En tehlikeli hareketi, bütün ağırlığıyla ileri atıldığı Charge Attack. Bu hamleyi savuşturmanın yolu doğru zamanlanmış bir zıplama; üstelik pogo saldırılarıyla tepeden vurmak için altın bir fırsat yaratıyor. Rhinogrund’un bu saldırısını duvara yönlendirmek de akıllıca bir taktik. Çarptığında kısa süreliğine sersemliyor ve bu esnada oyuncu ağır bir hasar bırakabiliyor.
Bir diğer hamlesi Front Flip Attack. Havaya yükselip ön takla atarak yere büyük bir darbe indiriyor. Bu saldırıya refleksle karşılık vermek isteyen oyuncular için en büyük tuzak, yanlış zamanda zıplamak. Bu hareketi gördüğünüzde ayaklarınızı yerde tutmak ve mesafeyi korumak güvenli bir çözüm oluyor.
Son olarak Rhinogrund, boynuzunu yere saplayarak etrafa taş savurduğu Rock Fling Attack’i kullanıyor. Taşların yönü net biçimde belli olduğundan hızlı bir dash ile arkasına geçmek hem güvenli kalmayı hem de boşta kalan bedenine ağır darbeler indirmeyi sağlıyor.
Kalın zırhı ve iri cüssesi ilk başta göz korkutabilir, fakat Rhinogrund’un bütün saldırıları belirgin sinyaller veriyor. Hareketlerini okumayı bilen oyuncu, her sersemleme anını hasara çevirebilir ve bu iri yaratığı yavaş yavaş oyunun dışına itebilir.

Plasmified Zango
Plasmified Zango, Hollow Knight: Silksong’un en farklı gizli boss’larından biri. Bir zamanlar bir simyager çırağı olan bu yaratık, Plasmium ile yozlaşarak hayatta kalmış. Artık yarı-ölü bir gövdeye sahip, sürekli kendini iyileştiren ve arenada amaçsızca dolaşırken etrafa parlayan plasma orbları fırlatan bir tehdit. İlk bakışta ağır ve hantal görünebilir, fakat savaş uzadıkça hızlanıyor ve saldırı yoğunluğu giderek artıyor.
Bu dövüşün en önemli kuralı, Zango’ya sürekli hasar vermek. Çünkü her boşlukta hızla can yeniliyor. Dövüşün başında yavaş adımlarla Hornet’e yaklaşırken yalnızca birkaç orb fırlatıyor. Fakat canı azaldıkça dört ayak üzerine düşüyor, hareketleniyor ve orb yağmuru adeta arenayı doldurmaya başlıyor. Son safhaya geldiğinde projeler arenanın tamamını çapraz çizgilerle tarıyor, bu da oyuncuya Zango’nun can durumunu görsel olarak okumak için bir ipucu sunuyor.
Savaş sırasında nefes almak için bir yöntem de mevcut. Arenaya girdiğiniz tünelin tavanı, çoğu orbun size ulaşmasını engelleyecek kadar alçak. Ancak Zango en saldırgan hâlindeyken sol köşeden fırlattığı orblar bazen bu korumayı aşabiliyor, bu yüzden tamamen güvende olduğunuzu düşünmeyin.
Saldırılara gelince, neredeyse tek bir düzen var: Plasma Projectile. Bu saldırı başından sonuna dek sürekli devam ediyor, sadece hız ve yoğunluk değişiyor. Çoğu zaman orblar arasında güvenli boşluklar bulunuyor; oyuncunun görevi bu aralıkları iyi okumak. Zango’nun ikinci önemli davranışıysa Charge. Canı azalınca dört ayak üzerine düşerek hızla sağa sola koşmaya başlıyor. Bunu atlatmanın en kolay yolu zıplayıp dash kullanmak.
Ek olarak, bu dövüşte Tools çok iş görüyor. Özellikle Tacks ve Cogfly ile sürekli hasar vermek, Zango’nun yenilenmesini engellemek için kritik. Eğer yanınızda Needle Phial varsa, ekstra bir strateji daha açılıyor. Bu eşyayla dört kez Plasmified Blood çıkarabilirsiniz; her seferinde Zango’nun maksimum canı %25 azalıyor ve son damarda doğrudan ölüyor. Bu yöntem hem iyileşmesini engellemek hem de savaşı hızlandırmak için en garantili yol.
Plasmified Zango, aslında tek tip saldırıya dayanan ama iyileşme mekaniği yüzünden oyuncuya sürekli baskı yapan bir boss. Hasarı kesintisiz tutmak, boşlukları doğru okumak ve doğru ekipmanları kullanmak bu yozlaşmış çırağı alt etmenin tek yolu.

Summoned Saviour
Summoned Saviour, yalnızca Steel Soul Mode’da karşılaşılabilen gizli bir boss. Moss Grotto’daki Bonegrave alt alanında, kırılabilir bir duvarın ardında bulunuyor. Oyuna çağrıldığında önce havada belirip çığlık atıyor, ardından mağarayı mühürleyerek Hornet’i savaş alanına hapsediyor. Yaklaşık 500 cana sahip bu yaratık, tamamen void enerjisiyle beslenen saldırılarıyla savaşı baştan sona zorlayıcı kılıyor. Eski maskelerle kaplı bedeni ve umutsuz bir güç arzusundan doğmuş görüntüsüyle, oyundaki en tuhaf ve ürpertici karşılaşmalardan biri.
Mücadelede beş farklı saldırı düzeni var. Void Tendrils, Hornet’in üzerine doğru uzanan kısa menzilli dokunaç darbeleri; kolay gözükse de yakalanırsanız ciddi hasar bırakıyor. Void Blades, yaratığın etrafında çember şeklinde dönerek çevresini biçmesi; bu sırada güvenli alan yaratmak için mesafeyi iyi korumak şart. Void Projectiles, üç siyah mermiyi art arda fırlatıyor ve hareket hâlindeyseniz kaçmak kolaylaşıyor. Void Blobs, kuyruğundan yere doğru dört parça fırlatıyor, bunlar yere çarpınca küçük daireler halinde patlayarak ekstra tehdit oluşturuyor. Son olarak Air Swim, tek sinyalsiz hamlesi; rastgele bir yöne süzülüyor ama genellikle orta yükseklikte kaldığı için dikkatli olan oyuncular altından rahatça geçebiliyor.
Bu bossun zorluğu, saldırılarının çeşitliliğinden çok, hepsinin ardı ardına gelerek hem yakın hem uzak baskıyı aynı anda hissettirmesinden kaynaklanıyor. Oyuncunun sürekli hareketli kalması, özellikle de Blobs ve Blades bittikten sonra doğan kısa açıkları değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Gardı sık sık düşen bir boss olduğu için doğru anı yakaladığınızda Needle kombolarıyla hızlıca hasar verebilirsiniz.
Herhangi bir özel eşya bırakmasa da Summoned Saviour’u yenmek Steel Soul oyuncuları için başlı başına bir başarı. Hem reflekslerinizi hem de sabrınızı sınayan bu savaş, Silksong’un en unutulmaz gizli karşılaşmalarından biri olmaya aday.
The Last Judge
The Last Judge, isminden de anlaşılacağı gibi, Silksong'un sonlarında karşılaşılan hem devasa hem de inanılmaz derecede hızlı bir boss. İsmi ve görselleri oyuncuya bu dövüşün kentin merkezinde, büyük bir mahkemede ya da antik bir tapınakta gerçekleşeceğini düşündürüyor. Heybetli zırhı ve devasa bir savaş tütsüsü taşıyan bu figür, ayakları üzerinde durduğunda tüm alanı kaplayacak kadar büyük, bu da oyuncunun onu dodgelamakta oldukça zorlanacağı anlamına geliyor.Yani, The Last Judge ile dövüş, temelde pozisyon alma ve doğru zamanlama gerektiren bir mücadele olacak. Onun güçlü saldırılarından kaçarken, aynı anda karşılık vermek de önemli. İşte bu zorlu dövüşte başarılı olmanıza yardımcı olacak bazı taktikler:
- Yere Çarpma ve Alevler: Last Judge, yere doğru eğilerek ileri atılırken, altından eşit aralıklarla ateş püskürtür. Bu saldırı uzaktan bile vurulma riski taşır. Sakın peşinden koşmayın, ateş alevlerinden kaçınmak için geride kalın.
- Thurible: İğnesini (thurible) yerden kaldırıp bulunduğu pozisyona doğru fırlatır. Bu saldırının hazırlık animasyonu, şarj hareketine benzediği için sizi yanıltabilir. Tütsü size gelmeden önceki konumunu gözlemleyin. Tütsü yere düştüğünde, Last Judge geri çekilerek bir sonraki saldırısına hazırlanır. Bu aralıkta saldırmalısın.
- Ground Slam: Havalanıp devasa silahını yere çarptığında, zemin boyunca yayılan şiddetli bir darbe dalgası oluşur. Bu saldırıyı önceden fark etmek kolaydır. Tek yapmanız gereken, yatay bir dash ile güvenli bölgeye geçmek ve kenarda beklemektir. Düşüş anında yakaladığın açık, vurmak için en iyi andır.
Agresif bir yargıç figürünü andıran Last Judge, bir nevi Hornet'in kendi yargılanma temasına ayna tutuyor. Bu boss dövüşü, tıpkı onun kraliçe olma mücadelesinde zirveye yaklaştığını anlatır gibi, sana "Artık son sözü sen söyleyeceksin" mesajını veriyor. Bu zorlu mücadele, hem bir sınav hem de bir başarı anı olarak hikayenin en önemli dönüm noktalarından biri olacak.

Lost Lace
Lost Lace, Silksong’un en karanlık ve dramatik karşılaşmalarından biri. Bildiğimiz Lace’in void tarafından yozlaşmış, daha da yıkıcı bir versiyonu. Abyss’in derinliklerinde, Last Dive görevini tamamladıktan sonra oyuncunun yolu ona düşüyor. Görsel olarak bile ürkütücü bir hava taşıyor: karanlık enerjiyle sarılmış silueti, kaybolup yeniden belirmesi ve siyah tentacle’larla arenayı doldurması, savaşın atmosferini diğer tüm boss’lardan çok daha kasvetli kılıyor. Bu mücadele sadece zorlayıcı değil, aynı zamanda hikâyesel olarak da önemli; çünkü galip geldiğinizde özel bir sahne oynuyor ve Hornet, Lace’i void’in etkisinden kurtarıyor.
Savaşın temelinde hem hız hem de çeşitlilik var. Lost Lace’in en sık kullandığı hamlelerden biri Pin Poking Attack. Arenanın farklı noktalarından aniden atılarak Pin ile oyuncuyu dürtüyor, üstelik bu sırada zeminden siyah tentacle’lar fışkırıyor. Burada panik yapmadan dash ve zıplamaları doğru zamanlamak, saldırıdan sıyrılıp birkaç darbe indirebilmek için tek yol. Yakın dövüşte ise iş daha da riskli. Lost Lace, Pin ile art arda yaptığı Deadly Melee Attacks serisinin sonunda kendini kalkan pozisyonuna alıyor. Eğer oyuncu burada sabırsız davranıp saldırırsa, bir parry ile cevap alıyor ve ardından havadan gelen çok daha güçlü bir vuruşla cezalandırılıyor. En güvenilir strateji, sabırlı olup arkasına geçerek oradan saldırmak.
Buna ek olarak, ellerini tentacle’a dönüştürerek uzak mesafeden yakalama girişimleri var. Hem yerde hem de havadayken yapabiliyor ve beklenmedik anlarda alanı daraltıyor. Oyuncunun yön değiştirip boşluğunu yakalaması gerekiyor. Daha geniş alanı kaplayan Summoning Tentacle Attack ise zemindeki işaretlerle önceden haber veriyor. Bu ipuçlarını okumak, güvenli bir noktaya çekilip saldırının bitmesini beklemek kritik.
Uzak menzilli saldırılar da cabası. Havaya saçtığı siyah küreler yere düştüğünde blade’lere dönüşüyor, ayrıca açılan küçük blackhole’ler siyah-beyaz projectile’lar fırlatıyor. Arenanın bir anda cehenneme dönüştüğü bu anlarda, oyuncunun tek yapabileceği şey sakin kalıp mermilerin açtığı boşluklardan sıyrılmak.
İkinci fazda savaş tamamen kontrolden çıkıyor. Lost Lace aynı saldırıları bu kez daha hızlı ve güçlü yapıyor, ayrıca yeni hareketler ekleniyor. Yerden fırlayan Group of Blades Attack dalgası doğrudan oyuncunun üstüne doğru akıyor; burada Faydown Cloak veya kusursuz zamanlanmış dash ve zıplamalar şart. Bununla da kalmıyor, aniden ortadan kaybolup arenaya yıldız gibi parlamalar bırakıyor. Bunlar kısa süre içinde Flashing Blade Attack’e dönüşüyor. Parlamalardan sağ çıkmayı başaran oyuncu, hemen ardından yapılacak ani pounce için hazırlıklı olmalı.
Lost Lace ile dövüşmek sadece refleks değil, aynı zamanda sabır ve dikkat de gerektiriyor. Her saldırının öncesinde fark edilebilir işaretler var; bunları okumayı öğrenen oyuncu, en güçlü Tools ve Crest kombinasyonlarını kullanarak bu zorlu boss’u alt edebilir. Zafer anı ise sadece bir savaşın sonu değil, aynı zamanda Lace’in void’in pençesinden kurtarılışı oluyor.
Grand Mother Silk
Grand Mother Silk ile olan karşılaşma Silksong’un belki de en unutulmaz ve en zorlu anı. Tanrıça gibi bir silueti, yüzü olmayan ama sonsuzmuş gibi uzayan beyaz saçlarıyla arenanın tamamını dolduruyor. Bu boss’un etrafında sürekli dönen altı adet blade var ve oyuncunun saldırabileceği tek nokta ise karnı. Ama oraya ulaşmak için önce saldırı desenlerinin arasından geçmeyi öğrenmek şart.
Dövüş genellikle Blade Tracking (Side to Side) ile başlıyor. Üç blade bir kenarda dizilip hızla fırlıyor, bazen de altısı birden geliyor. İlk anda göz korkutucu ama dikkat edersen aralarda güvenli boşluklar olduğunu fark edersin. Doğru anda zıplayıp o aralardan geçersen, Grand Mother Silk kılıçlarını toplamadan karnına birkaç darbe indirebilirsin. Hemen ardından çoğu zaman Blade Tracking (Up to Down) geliyor. Bu kez kılıçlar tavandan aşağıya doğru düşüyor. Yine aynı mantık: boşlukları bul, içlerinden geç, ve kısa bir fırsatta karnına hasar ver.
Bir süre sonra sahneye Laser Webs çıkıyor. Arenanın üzerine parlak iplikler yayılıyor ve birkaç saniye sonra aktifleşerek ağır hasar veriyor. İçinde kalırsan özel bir sahne tetikleniyor ve Hornet parçalanıyor. Burada panik yapmadan, iplikler görünür görünmez en yakın açık bölgeye kaçmak gerekiyor. İçinde kalırsan kurtuluşun yok.
Daha sonra işler biraz daha sertleşiyor çünkü Blade Tracking (Opposite Sides) devreye giriyor. Üç blade soldan, üç blade sağdan aynı anda fırlıyor. Ekranın neredeyse tamamını kaplıyor ama dikkat edersen her seferinde küçük güvenli koridorlar kalıyor. O boşluklara doğru hamle yapabilirsen saldırıyı atlattıktan sonra yeniden karnına birkaç darbe çıkarabilirsin.
Savaş ilerledikçe tempo giderek artıyor. İkinci aşamada saldırılar çok daha hızlanıyor, bu yüzden reflekslerin her zamankinden daha hızlı olmalı. Üçüncü aşamada Grand Mother Silk kısa süreliğine yere düşüyor, ardından yeniden yükseliyor ama bu kez sahneye kayalar düşmeye başlıyor. Aynı anda yerde blade tuzakları beliriyor, hareket alanın iyice kısıtlanıyor. Son bölümde ise her şey üst üste geliyor: Blade Tracking desenleri, Laser Webs, kayalar ve tuzaklar aynı anda sahneyi dolduruyor. Bu noktada tamamen kaos hâkim. Savunmada kalırsan baskıya dayanmak imkansıza yakın, o yüzden risk alıp bütün gücünü saldırıya vermek en mantıklı seçenek.
Sonunda Grand Mother Silk’i devrildiğine özel bir ara sahne giriyor ve Hornet son darbeyi indiriyor. O an, bütün bu uzun ve yorucu mücadelenin ardından gerçekten büyük bir zafer gibi hissettiriyor. Çünkü aslında bu dövüş, oyunun başından beri öğrendiğin her şeyi tek bir yerde sınamak için tasarlanmış.













