İçindekiler
Karma: The Dark World - İnceleme
Sürekli izlendiğiniz, çalıştırıldığınız ve sizi değil kendi geleceğini düşünen bir şirkette çalıştığınızı hayal edin. Ne kadar kötü bir durum öyle değil mi? Sürekli çalışıyorsunuz, aileniz yok, sosyal hayat yok, siz yoksunuz. George Orwell'ın yazdığı 1984 kitabından esinlenen KARMA: The Dark World korku, gerilim ve bulmaca tabanlı bir yürüme simülasyonu.
Barındırdığı hikaye ve esinlendiği kitapla beraber mükemmel bir oyun. Aranızda 1984’ü okumayan varsa lütfen okusun. Ama okumasanız bile oyunda çoğunlukla kitaptan benzer sahneler görebilirsiniz. Korkmanıza gerek yok oyun size kitabı anlatmıyor. Sadece kitabın temasını almış. Her neyse ben devam edeyim.
Çinli oyun stüdyosu Pollard Studio tarafından geliştirilen, Wired Productions tarafından da 27 Mart 2025 tarihinde yayımlanan KARMA, 1984 yılında Doğu Almanya’da son derece baskın bir şirket olan Leviathan’ın hüküm sürdüğü distopik evrende geçen bir oyun. Hazırsanız hemen geçelim. Bu arada Leviathan Şirketi’ne hoş geldiniz! Hayatınızı gerçek anlamda kontrol altında tutacağımıza emin olabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın, ANNE’nin kurallarına aykırı davranmayın.

KARMA: The Dark World hikayesi
Efendim öncelikle bu oyunun hikayesi inanılmaz. Gerçekten film izler gibi bir durum yaşadım. Oyun, oyuncuyu tek bir merkeze koymuyor. Normalde bir çok oyun oyuncuyu ana karakter bakışından oyunu oynatır ancak KARMA da bu söz konusu değil. Tüm pencerelerden bakıyoruz. Ana karakterimizden bakıyoruz, yan karakterimizden bakıyoruz, oyununun hikayesinden bakıyoruz… Kısacası hikayesi inanılmaz.

Hikayemiz hastane odasında telaşla uyanan ve hafızasını kaybetmiş bir gençle başlıyor. Bu genç Daniel McGovern adında ve Leviathan Şirketi’nin Düşünce Bürosu’nda ajanlık yapmak için seçilmiş bir genç. Ama hafızası kayıp hiçbir şey hatırlamıyor. ANNE’nin sorduğu sorulara cevap vererek (Oyun soruları size soruyor siz cevaplıyorsunuz ama doğru mu yanlış mı belli değil) ajanlık sınavından geçiyor ve ilk vakasına doğru hemen yola çıkıyor. İlk vakası Sean Mendes adında ki bir çalışanın yapmış olduğu bir yanlış. Yanlışın ne olduğunu söylemeyeceğim. Tek söyleyeceğim şey ANNE’den kaçamazsınız. Evet efendim oyunumuzun hikayesinden bahsedeceklerim bu kadar. Şimdi diğer başlığımıza geçelim.
Karakterimiz de bu. Daniel.
Oynanış ve mekanikler
Efendim oyunumuzun oynanışı gayet iyi. Öyle abartmaya gerek yok. Oyun Unreal Engine 5 ile geliştirilmiş bir oyun ve oynanış kısmında bir sorun yok. Ufak tefek hatalarda yok. Oyunumuzun giriş kısmı hiç fena değil oyuncuyu içine çekiyor. Zaten yürüme simülasyonu olduğu için ve bize çoğunlukla hikayeyi anlatacağı için çok fazla bu bölümde durmayacağım.
Efendim oyunun mekaniklerinde herhangi bir sorun yok. Optimizasyon olarak inanılmaz FPS olarak 140’ın aşağısını görmedim. Mekan tasarımları, yüz animasyonları ve atmosfer inanılmaz. Aşağıda da gördüğünüz görselde de gördüğünüz gibi animasyonlar gayet iyi. Dediğim gibi yürüme simülasyonu olduğu için çok fazla mekanik ve oynanıştan bahsetmeyeceğim sadece sanat ve son notlar kısmından bahsedeceğim. Şimdi hızla sanat kısmına geçiyoruz.
Sanat
Oyunumuzun sanat kısmı tek kelime ile mükemmel. Kullanılan müzikler, karakter tasarımları, seslendirmeler sanki yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir film havası veriyor.
Oyunun sinematik kısımları bazı yerlerde uzun olmuş sanki Death Stranding oynuyormuş gibi bir hissiyat veriyor. Oyun zaten bazı yerlerde 4. Duvarı yıkıyor.

Değerlendirme
Efendim bu oyun bir kitap gibi ben size ne kadar anlatsam da sizin oynamanız lazım. Bu tarz oyunların kötü yanı bu oluyor standart bir hikaye olmadığı için yani duygu yüklü bir hikayeye sahip olduğundan dolayı herkesin yorumlaması farklı oluyor. Tıpkı Küçük Prens kitabı gibi bir durum söz konusu.
Dediğim gibi 1984 kitabından esinlenen bir oyun olduğu için oyunda kitaba yönelik referanslar bulmak zor olmuyor. İnsanların çoğunlukla (Hatta her zaman) zorla çalıştırıldığı bir dönemde ve sadece çalışmanın önemli olduğu bir yerde olmak insan psikolojisi için çok kötü durum.

Oyun içi görsellerde gördüğünüz gibi çalışmanın insan hayatını nasıl etkilediğini gösteriyor. Hatta oyunda bir yerde şöyle bir not vardı “Hangi pislik benim çalışmamı övdü!” yazıyordu. Bu not her şeyi aslında anlatıyor. Bu yazının kısa olmasının sebebi oyunun kötü olması değil barındırdığı içeriğin kelimelerle anlatılamayacak kadar iyi olması bu oyunu birden fazla oynamak gerekiyor. En az 4-5 defa oynanırsa ne demek istediği anlaşılır. Ben oyuna 10 üzerinden 9.3 veriyorum. Oyunda kast sistemini çok güzel anlatmışlar ve oyunu bırakamıyorsunuz. Oyun toplam 4 saat ama sizin bulmacaları çözüm sürenize göre değişiyor. Ben oyunu 5 saatte bitirdim.
Bulmacalarda hiç zor değil. Korku oyunu olduğu için tırsmayın korku seviyesi 5 üzerinden 2,3. Kısacası efendim bu oyunu oynayın oynattırın.
Bu inceleme Tayfun Elikem tarafından kaleme alınmıştır.