Holy Shoot

İçindekiler

Oyun incelemeleri

Holy Shoot - İnceleme

30 Temmuz 2025 14:37 | 06 Ağustos 2025 22:00 Google News Abone Ol
Kemerleri sıkı bağlayın ve arkanıza yaslanın, karşınızda Holy Shoot! Cehennemin çeşitli zebanilerine karşı mücadele başladı.

Cehennemde hayatta kalmanın tek yolu refleksleriniz! Düşmanlara karşı nasıl hamleler yapmanız gerektiğine çabucak karar vermeli, boss'ları alt edip, çalınan yedi parçayı mabede geri kazandırmalısınız, kemerleri sıkı bağlayın ve arkanıza yaslanın, karşınızda Holy Shoot!

İstanbul merkezli video oyun stüdyosu Tale Era Interactive tarafından geliştirilen Holy Shoot ile yedi ölümcül günahın azılı patronlarına karşı verdiğimiz amansız mücadelede bizden çalınan 7 parçayı mabedimize yeniden kazandırmaya çalışıyoruz. Karşımızda standart bir rogue-like hikâyesi söz konusu. Eğreti durmuyor ve konsepti çabucak benimsetiyor.

Cehennemin çeşitli zebanilerine ve yüreklere korku salan patronlarıyla olan mücadelemizde ise bizlere her şeyden çok reflekslerimiz eşlik ediyor.

Rogue-like türü hakkında

Kaçacak delik yok! Rogue-like türü gelmiş geçmiş en yıpratıcı oyun türü olabilir. Adı gibi adeta bir savaşıymışçasına bu cehennemde şeytanlarla şimşek hızlı ve hasar almayacak şekilde savaşmanız, bir an evvel sıradaki aşamaya atlamanız gerekiyor, yer yer yüzünüzü güldürdüğü tatlı repliklerin yanı sıra oynanış seriliğinden ötürü bol dozajlı sinir krizleri ile de aklımıza kazınmayı aklına koymuş bir oyun Holy Shoot, taş gibi bir ROUGE-LİKE örneği.


Silahlar: favorinizi seçemeyeceksiniz!

Holy Shoot, silah çeşitliliği olarak çitayı öyle yükseklere kurmuş ki bir favori belirlemeye çalışırken insana excel tabloları açtırtıyor.

Hangisinin atış hasarı daha fazla, hangisi diğerinden daha faydalı hangi silahın ne özelliği varken 20 adet silahın 20’si de kendine has özellikleri sayesinde ön plana çıkan harikulade silahlar. Öncelikle başlangıç silahımızdan söze girmek gerekirse;

Oyunun başlangıç silahı olan “Kefaret” ne yazık ki pek standart bir pistol görevi görmenin ötesine geçemiyor.

Taramalı tüfeklerimizde de silah yelpazemiz epey bir geniş, “Kürdan” isminde AK-47 benzeri bir tüfek var, değer seviyesi arttıkça kullanması çok daha zevkli olan vuruş hissi oturaklı olan bir tüfek onun haricinde “Dörtnal” çok kaliteli bir SMG görevi görüyor, hele ki destansı hali denk geldiğinde, harika oluyor “Hayranların Gözdesi” ismine yakışır bir Thompson model tüfek, oynarken gerçekten keyif aldığım bir silah oldu ve seriliği iyiydi, bir de Star Wars’a selam çakmak istemiş olacaklar ki “Elektrosürgü” adında lazer ateşleyen bir silahımızda var.

Ağır silahlara gelince bu kulvarda ağırlıklı olarak “Bombacı” yı sıkça tercih ettim ama buna rağmen oldukça akılda kalıcı birkaç silah vardı, alev makinemiz “Arındırıcı” sayesinde insanları cehennemde bile ateşlere boğarken yürekte delik açan “Kabadayı” ismindeki pompalı tüfek ile de minyonların kökünü kazıyoruz

Uzun namlulu sniper tüfekleri “Sürgü” denilen sniper ve “İlahi Delici” adına sahip arbalet ile sınırlandırılmış olsa da ikisi öyle sağlam silahlar ki oynarken oyuncuya geçen tatmin olma hissiyatını en çok yaşatan silahlar olduklarını söyleyebilirim.

Biraz sıra dışı silahlara geçmemiz gerekirse; “Şok-o-Mel” adında havalı mı havalı bir elektrik tabancamız var, görünüşü de kullanışı da oldukça güzel, Bombacımız var, beklediğime nazaran menzil ve verilen hasar düşüktü ama yine de tatmin ediciydi. Ben oyunun büyük bir kısmını “Serçe” ile tamamladım, biraz ondan bahsetmek istiyorum. Serçe bir çeşit filinta, vurduğunu indiren cinsten tabi. Tek el ile kullanılan ve yakın mesafede oldukça ölümcül bir silah, bir de “Suratdağıtan 2.0” ımız var ki başındaki ekten de anlaşıldığı üzere bu silah üzerinde geliştirilme yapılmış bir silah ya da tamamen espridir orasını yalnızca geliştiriciler bilebilir bir de cehennemde olup “Cehennemin Ejderhası” ile bulunduğumuz yere nispet yapmazsak olmaz, o ne diye soracak olursanız, o da bir çeşit RPG diyebilirim, bir tane de “Adaletin Tokadı” var ki v tuşu spamı yapmaktansa çift elle dövüşüp yakın dövüş animasyonlarını daha iyi görmemiz istenerek oyuna eklendiği aşikâr.

Daha çeşit çeşit silah mevcut, say say bitmiyor, bkz. hala bitmedi.

Lakin ben bittim.


Bir rouge-like oyunun vazgeçilmezi: gelişelim, güzelleşelim!

Oyuna ilk başladığınızda oynayışınıza bağlı olarak en fazla 4 bilemediniz 5 bölümü geçebiliyorsunuz, gerek canınızın azlığı gerekse düşmanların toplu halde üstünüze çullanması sizin oynayışınızı yavaşlatıp oyundan çabuk sıkılmanıza sebebiyet veriyor demek isterdim ama tabi ki öyle olmuyor, yetenek ağacı sayesinde gerek can tamlama unsurları gerekse saldırı ve işlevselcilik konusundaki eklemeler ile canınızı ve vuruş hasarınızı arttırabiliyorsunuz, bu sayede oyunu oynarken çok daha rahat hareket ediyorsunuz, düşmanlar karşısında elinize koz geçiyor.

Yetenek ağacı haricinde oyun size geçide atlamadan hemen önce ve yeni bölüme geçmeden vereceğiniz kısa can yenileme molasında “Dummy” adı verilen pasifler sunarak çeşitliliği diri tutmayı başarıyor, bütün bunlara ek olarak biten bir bölümün ardından diğer bölümün başlayacağı odaya geldiğimizde bizi içinden üç silah çıkabilen sandıklar karşılıyor. Bu da Holy Shoot’un akıcılığına akıcılık katmakta.

Ayriyeten silahlar arasında bir adet değer sistemi var “Sıradan, Nadir, Epik ve Destansı” olmak üzere” ve bu sistem elbette ki bilindik renkler (Yeşil, Mavi, Mor, Sarı) ile karşımıza çıkmakta, her bir silahın bir diğerine kurduğu istatistiksel üstünlük, değer sistemi sayesinde özellikle bölümler içerisinde çok daha belirgin bir hale geliyor, serçeden örnek vermiştik, destansı bir serçenin minyon düşman sürüsüne yapacaklarını sadece düşünmek bile tüyleri diken diken etmeye yetiyor.

Cehennem senfonisinde oynanış tamamen sizin elinizde

Harita tasarımları oyunun atmosferine uygun, platformlar olması gerektiği gibi yüzeysel, doluluk ve akıcılık bakımından ise gayet dengeli. Holy Shoot’u isteyen speedrun, isteyen ağır ağır oynayarak bitirebilir, bu konuda diğer ROUGE-LİKE oyunlarında olduğu gibi yine tamamen özgürüz tabi ki hızlı bitirme turlarının bizden götürdükleri var, gelişim puanları, meydan okumalar ve azami can konusunda bazı sıkıntılarımız olabiliyor. Örneğin bir bölümü hiç can kaybetmeden geçseniz dahi diğer bölüme geldiğinizde kendinizi çift haneli cana düşmüş bir vaziyette bulabiliyorsunuz, neyse ki bölüm başlarında size bir can havuzu veriliyor ki bu can havuzu sayesinde canınızı belli bir yüzdeye kadar doldurabiliyorsunuz, fakat buna rağmen oyunun zorluğu fazla.


Bosslara ulaşmak için bazen 6 bazen 5 bazen ise 9 bölümü geçmeniz gerekiyor, diğerleri sorun değil dokuz bölümü de aynı canla geçmeniz neredeyse olanaksız, geçseniz bile bossları alt etmek gerçekten pratik zeka istiyor, paternlarının dışına çıkacakları anı kollayıp o anlarda boşluk ve menzillerinin dışında kalan yerlere geçip durmak sızın ateş etmeniz lazım, kaçmadan mücadele ederek alt edilecek gibi değiller, muazzam bir oyuncu olmanız lazım ki anca yapabilesiniz, işte bu zorluk, rogue-like oyunların vazgeçilmezi, Holy Shoot’da oldukça özel bir oyun.

Dublaj oyunun rengine renk katıyor

Türkçe dublaj olduğunu ilk duyduğumda, bu denli içtenlikle yapılmış profesyonel bir çalışma görmeyi beklemiyordum ve sırf bu yüzden oyunun gözümdeki önemi arttı. Aşkla yapılmış olan bir iş olduğu aşikâr, keyifli ve şaka dozajı yerinde bir dublaj çalışmasıyla oyunun rengine renk katıldığını söylemeliyim.

Özellikle Fairy’nin hal ve hareketleri “Fondip fondip fondip, a dur kafam başka yere gitti” “Ne oldu uyku saatin mi geldi, tatil yapacağımızı bilsem mayomu getirirdim?” gibi esprili ve zorbalık dolu diyaloglarla iyi bir destek arkadaşı oluşu, bizi zaman zaman sinir etse de oyunu daha iyi hale getiriyor, ana karakterimiz Supersonic Samuel’in Devil May Cry serisinin imza karakteri Dante’yi anımsatan tavırları, Techno Toshimo’nun “Bu sandığın kaynak kodu bayağı sağlammış” vb. bilgisayar kurdu hali, oyunu çok daha keyifli bir hale bossların diyalogları da güzel, alelade bir dublaj tercihi olmaması, işin hakkının sonuna kadar verilmesi, bize yerli yapımların istedikten sonra çitayı nereye çıkarabildiğini gösteren nitelikte olmuş. Yalnızca, bossların replikleri çok yüzeysel bırakılmış, örneğin Baron ile mücadele ederken daha fazla replik ve daha fazla hareket paterni beklemiştim fakat beklentimin çokça altında kalan bir deneyim olduğunu söylemeliyim, buna rağmen oyunun dublaj kalitesi ve şakalar o kadar iyi ki bu eksiklik biraz göze batsa da pek kaşındırmıyor.

Yerli bir yapımda aşina olunmayan hissiyat

“Doygunluk” hem de dibine kadar bir doygunluk, bu oyundaki son bossu da yendiğinde alacağınız o haz ve yaşayacağınız doygunluk, adeta ekran başına kitlenerek geçirdiğiniz zamanlara zorlu bir düşmanı daha alt ederek bileğinizin hakkıyla gelerek jenerik yazısını izlemek, hayli keyifli oldu. Diğer yerli oyun üreticilerinin ilham alması gereken, kalitesinin hakkını sonuna kadar veren, sağlam bir yapım.


Firmanın geçmişi ve oyunun kimliği

Tale Era Geliştirme Başkanı Ziya Göktürk Vatansever, oyunlarıyla ilgili Oyun Günlüğü'nün sorularını yanıtladı.

Firmadaki programcılardan biri olan ve aynı zamanda geliştirme başkanı olan Vatansever ile yapmış olduğumuz röportajda, oyun stüdyolarına dair düşüncelerini şöyle açıkladı:

“Tale Era, farklı türleri seven, bolca oyun oynamış ve bir şeyler üretmek isteyen küçük bir ekibin bir araya geldiği bir stüdyo. İlk oyunumuz Holy Shoot, ‘Hızlı, kaotik, eğlenceli bir şey yapalım’ diyerek başladı. Çok ciddi olmadan, ama oynarken gerçekten keyif veren bir dünya kurmak istedik. Geliştirme süreci bizim için tam bir öğrenme yolculuğu oldu. En büyük mesele: oyunun kapsamıydı. İşin içine prosedürel bölümler, farklı karakterler, yükseltme sistemleri ve bolca mizah girince proje tahmin ettiğimizden büyük hale geldi. Ama her adımda, hata yapsak bile, çok şey öğrendik. Geliştirdikçe dengeledik, bozdukça yeniden kurduk. Eğlenmediğimiz hiçbir şeyi oyuna koymadık diyebiliriz. Her şeyi dengede tutmaya çalışırken de çok şey öğrendik."

"Holy Shoot’un tonu başından beri belliydi." diyen Vatansever, "Renkli, stilize, biraz absürt ama asla yorucu değil. Görsellikten seslere kadar her şeyi bu enerjiye uygun tasarladık. Silahlar eğlenceli hissettirsin, düşmanlar hem tehditkâr hem komik olsun istedik. Oyundaki peri mesela… bazıları çok seviyor, bazıları susturmak istiyor. Bizim için bu iyi bir işaret. Mizahı, karakterleri ve sesleriyle kendi tonunu yakalayan bir cehennem yarattık. Oyundaki periden silah isimlerine kadar bizi güldüren her şey oyunda yerini buldu.” İfadelerine yer verdi.

Gelecekte ne gibi şeylere imza atacaksınız sorusuna ise Ziya Göktürk Vatansever; “Şu anda oyun tek kişilik ama tüm sistemleri çok oyunculu yapıya göre inşa ettik. Karakterler zaten farklı oyun tarzlarına uygun olarak tasarlandı. Tam sürümde birlikte koşup, birlikte çuvallayabileceksiniz. Bu bizim ilk oyunumuz. İçine çok emek, çok kahkaha, çok kahve koyduk. Yanımızda olduğunuz için teşekkür ederiz.” dedi.


Değerlendirme

Holy Shoot, oyunlarla arama mesafe koyduğum dönemde öyle tatlı bir ilaç gibi geldi ki başında geçirdiğim vakitlerde gerçek hayattaki sorunlarımı birazcık öteleyip “Acaba şu bölümü nasıl daha hızlı bitebilirim? Full speedrun yapsam canım ne kadar yanar?” vb. düşünceler eşliğinde başında hayli keyifli ama bir o kadar gergin anları bana yaşatarak, ziyadesiyle eğlenmem ve rogue-like türüne bir süreliğine doymamı sağlayan bir oyun.

Oynamanızı tavsiye ederim.

Olumlu yanları

  • Taş gibi bir rogue-like.
  • Çizgi romanlı hikâye anlatım tercihi.
  • Karakterler renkli.
  • Grafikler güzel.
  • Oyunun keyfini beşe katlayan dublaj ekibi ve mizah dilleri.
  • Bol mu bol silah çeşitliliği.
  • Akıcılık.

Olumsuz yanları

  • Düşman yapay zekâsı bazen sapıtıyor.
  • Boss'lar belediğime nazaran daha sıradan.
  • Haritadaki boşluklar göze batıyor.

Holy Shoot - İnceleme

Fena değil

Rogue-like furyasına özellikle ülkemiz adına adını sağlam harflerle yazdırdığına hiç şüphem yok! Holy Shoot, taş gibi bir yapım.

Reviewer Emirhan Kara

Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.

Holy Shoot

Son haberler