İçindekiler
Gallipoli - İnceleme
Birinci Dünya Savaşı dönemi, yıkılmakta olan bir imparatorluk, Avrupa’nın hasta adamı olan Osmanlı... Ve hasta adamın işini bitirmek isteyen düşman orduları... WW1 serisinin dördüncü oyunu olan Gallipoli tam olarak bu. Gelibolu cephesini ve diğer Osmanlı cephelerini konu alan bu yapımda Osmanlı veya İngiliz/Anzak tarafında mücadele verirken savaşın kaosunu ve delirticiliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Korku içinde bağıran düşmanlarınız, yardımınız için size yalvaran ağır yaralı silah arkadaşlarınız ve siz sipere yatmışken kafanızın üzerinden uçup geçen kopuk uzuvlar içerisinde öldürmek ve ölmemek üzerine verdiğiniz mücadele asla kolay olmayacak. Hadi gelin Çanakkale Savaşı’nı bir oyunun yapabileceği en isabetli şekilde oyunculara sunan, çok oyunculu birinci şahıs rekabetçi nişancı türündeki Gallipoli’yi daha yakından inceleyelim.
Gallipoli, bir Çanakkale Savaşı oyunu
Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri hiç şüphesiz Çanakkale zaferidir. Bu zaferle birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün ertelenmiş olması Türk tarihi için kritik bir adımdı. Bu muharebeyi konu alan ve Osmanlı askerlerinin gözünden oynayabildiğimiz bir oyunun olmayışı önemli bir eksiklikti, şimdiye kadar. Gallipoli, bizler için çok büyük ehemmiyet taşıyan ve her sene yıldönümünü kutladığımız bu zaferi konu alarak çetin bir oyun deneyimi sunuyor. Yanlış anlaşılmasın, oyun sadece Gelibolu Cephesi’ndeki Ertuğrul Koyu, Arıburnu gibi çıkarmaları işlemiyor. Gelibolu Cephesi oyunun vurucu noktası ve isminin kaynağıyken Kut’ül Amare Kuşatması, Süveyş Kanalı Harekatları gibi Osmanlı’nın yer aldığı diğer harpleri de deneyimlememiz mümkün. Her cephe farklı dinamiklere ve oynanış gerekliliklerine sahip. Coğrafya ve ulaşım çeşitliliklerine ek olarak hangi tarafın savunma, hangi tarafın taarruz yaptığı da cepheden cepheye değişiyor ve tüm bu etmenler haliyle oynanışa çeşitlilik katıyor.
Geniş kapsamlı cephe savaşı
Her maçta bulunduğunuz takıma göre iki farklı amaçtan birini gerçekleştirmek için canla başla mücadele ediyorsunuz: düşmanınızın en ileri karargahına kadar ulaşıp bütün bölgeyi kontrol altına almak ya da bunu düşmanınızın size karşı gerçekleştirmesini ne pahasına olursa olsun engellemek. Daha ayrıntılı inceleyelim. İki takımın da harita üzerine dağılmış karargahları bulunmakta. Oyuncular kendi karargahlarının birinden başlayarak ilerlerler ve birbirlerinin karargahlarını ele geçirip bomba ile imha etmek için uğraşırlar. Karakteri ölen oyuncu başlangıç noktalarından birinden tekrar başlar. Taarruz eden taraf tüm karargahları ele geçirirse, savunan taraf ise elindeki karargahları yeterince uzun süre savunabilirse maçı kazanır.
Buraya kadar bahsettiklerimiz zaten bu tarz oyunlar için olmazsa olmazlar. Gallipoli’yi bu yönde renkli ve farklı hale ise sunduğu rol çeşitliliği. Kısa menzilli tabanca kullanırken bir yandan da etrafındaki silah arkadaşlarına moral avantajı sağlayan bir subay, düşmanı uzak mesafeden etkisiz hale getirebilen bir keskin nişancı ya da her takımın çoğunluğu gibi bir piyade olmak arasında seçim yapmak sizin elinizde. Buna ek olarak destek bölümü, ağır silah gibi farklı bölümlerden birini de seçme imkânınız var. Silah seçimlerini de işin içine katınca kombinasyonlar oldukça çeşitleniyor sizin anlayacağınız. Seçtiğiniz takım ve role göre taşıyabileceğiniz yardımcı nesneler (pansuman, el bombası vb.) ve inşa edebileceğiniz yapılar da değişiyor. Evet, oyunda inşa mekaniği de mevcut.Düşmana karşı verdiğiniz çetin mücadeleyi bir nebze olsun kolaylaştıracak yapılar inşa etmeniz oyunun önemli bir parçası. Makineli tüfek ile düşmanlarınıza mermi cehennemi yaşatabilir, dikenli tellerle daha iyi bir savunma yapabilir veya tim feneri ile takım arkadaşlarınız için hem mühimmat ikmali gibi avantajlar hem de düşman hattına yakın bir başlangıç noktası sağlayabilirsiniz.Tüm bu imkanlar oynanışınızı çeşitlendirmenize olanak sunuyor. Güvenli mesafede kalarak olabildiğince fazla sayıda düşmanı etkisiz hale getirebilir, vurulmuş olanların şehit düşmemesi için oradan oraya koşturup yaralarını sarabilir, silah arkadaşlarınıza mühimmat desteği sağlayabilir, inşaat ve sabotaj yoluyla ekibinizin işini kolaylaştırabilir ya da en önde gidip takıma önderlik edebilirsiniz. Tabii ki bu saydıklarım buzdağının görünen ucu, oyunun sunduğu çeşitliliği bütünüyle anlatsam inceleme çok uzun olurdu.
Kaos içerisinde bir cenk deneyimi
Uyarmalıyım ki oyunu oynarken kendinizi tam manasıyla bir kaos içerisinde bulacaksınız. Tek bir mermi sağlık puanınızın çoğunu ve hatta tamamını bile götürebilir. Öldürmek de ölmek de an meselesi. Ayrıca rüzgarla uçuşan toz bulutları ve dumanlar zaman zaman görüşünüzü kapatacak. İnfilak eden bombaların etkisiyle sağır olacak ve etrafınızda olan bitenleri duyamayacaksınız, yara almanız durumunda gözünüz kararacak ve neredeyse göremeyecek hale geleceksiniz. Yoğun ateş altındayken panikleyeceksiniz, elleriniz titrediği için nişan almakta zorlanacaksınız. Hendeklerde düşmanla burun buruna gelmeniz durumunda mermiyle mi yoksa süngüyle mi saldıracağınıza ufacık bir an içerisinde karar vermek zorunda kalacaksınız. Vurulmuş, yerde yardım dilenen takım arkadaşınıza yetişmeye çalışırken belki siz de vurulacaksınız. Nereden geldiği belli bile olmayan bir kurşunun hedefi veya kendinizi savunmanıza pek de imkân vermeyen bir şarapnelin kurbanı olmak ise sık sık başınıza gelecek hadiseler. Kaosun ve ölümün kol gezdiği bir savaş alanında hayatta kalırken bir yandan da ülkeniz için savaşmanın ne olduğunu bu oyunla hissedeceksiniz.
Oyunun sizi kargaşa içerisinde ilerlemeye iten bu yapısının kasıtlı bir tasarım tercihi olduğu açık. Birinci Dünya Savaşı’nın Gelibolu da dahil olmak üzere pek çok cephesinin ne kadar zorlu ve kanlı geçmiş olduğunu biliyoruz. Bu şartları yakalamaya çalışan ve bunu başarabilen Gallipoli, bazı oyuncuları bu yönüyle itme ihtimalini de taşıyor. Kaosun dozunun biraz daha düşük olmasını tercih edecek olan oyuncular için kişi sayısının nispeten daha az olduğu odalardaki maçlara katılmaları belki fayda verebilir.
Aldığınız her aksiyon önemli
Gallipoli’de puan kazanmanızı sağlayarak sizi maçın lider tablosunda yukarılara taşıyacak olan tek şey düşmanlarınızı vurup onları etkisiz hale getirmek değil. Düşmanın bulunduğu bölgeye sıktığınız her bir kurşun isabet etmese bile baskıya ve paniğe sebep olarak takımınıza avantaj sağlar, bu da lider tablosundaki puanlarınıza eklenir. Buna ek olarak yaptığınız her bir asist, inşa veya sabote ettiğiniz her bir yapı, kurduğunuz tim fenerinde doğan her bir asker ve hatta savunulmakta olan bir mıntıkada sadece bulunmanız bile size puan kazandıracak. Böylelikle oyun sizden mükemmel şekilde savaşmanızı değil ne olursa olsun çabalamanızı ve varlık göstermenizi bekler.
Bu mantığın maç içerisinde oyuncuların yaşayacağı deneyime genel olarak katkı sağladığını ve doğru bir tasarım tercihi olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de maçları kazanmak için iyi nişan alıp önünüze çıkan her düşmanı indirmek yeterli olmuyor. Üstlenilecek her rol, inşa edilecek her yapı zafere ulaşmak için önemli ve hatta elzem. Bu da her bir oyuncunun birer savaş makinesi olmaya çalıştığı bir maç düzeninden ziyade taktikselliği ve çeşitliliği masaya getiriyor.
Muazzam bir ses, müzik ve yerelleştirme örneği
Oyun, Gelibolu cephesini canlandırması sebebiyle Türk oyuncuları memnun etmek için elinden geleni yapmış ve bence bunu layıkıyla başarmış. Oyunu açar açmaz sizleri oyun için özel olarak hazırlanmış bir Gelibolu marşı beklemekte. Osmanlı ezgileriyle bezenmiş oyun içi müzikler de zaman zaman sizi gaza getirerek oyun deneyiminizi daha heyecanlı kılıyor. Oyunu Osmanlı askeri olarak oynayıp kazandıktan sonra Plevne Marşı’nı duymanın keyfi ise bambaşka. Serinin daha önceki oyunlarında olduğu gibi Gallipoli’de de müziklerin bestekârlığını Bart Delissen üstlenmekte. Başarısının sırlarından biri ise Türk sanatçılardan seçtiği çalışma arkadaşları. Cengiz Arslanpay ve Onur Çobanoğlu, oyunun müziklerinin Türk oyuncuları cezbedecek şekilde hazırlanmasına büyük katkı sağlamışlar besbelli. Müzikler beni o kadar kendine çekti ki oyunu oynamayacak olan okurlarımızın bile OST albümünü internetten en az bir kez baştan sona dinlemelerini tavsiye ederim.
Oyun seslendirme alanında da göze çarpan bir başarı sergiliyor. Savaş sırasında duyduğunuz Allah Allah nidaları, zor duruma düşenlerin ağızlarından çıkan ufak tefek küfürler ve aklını yitirmek üzere olan askerlerin korku dolu haykırışları sizi savaşın atmosferi içerisine hapsedecek. Tahmin edebileceğiniz üzere İngiliz ve Anzak askerleri İngilizce, Türk askerleri ise tamamen Türkçe konuşuyor. Yani oyun burada tüm seslendirmeyi İngilizce yapmak gibi tembelliğe kaçmayıp gerçeğe en uygun yaklaşımı sergiliyor. Oyunun arayüzü de tamamen Türkçeye çevrilmiş durumda.
Her şey çok güzel, AMA...
Gelelim oyunun çok da iyi olmayan yanlarına. Her şey güllük gülistanlık olacak değil sonuçta. Bahsetmiş olduğumuz kaos bir noktada oyuncunun canına tak edecek bir hal alabiliyor. Doğar doğmaz kör bir kurşuna kurban gitmek veya kaçmanıza imkan tanımayan bir uçak bombası tarafından öldürülmek üst üste gerçekleştiği zaman can sıkabiliyor. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı silahlarından bekleyeceğiniz üzere belli başlı bazı silahları kullanmıyorsanız atışlarınız arasında hatırı sayılır bir süre olacak. Bu da demektir ki düşmanla karşı karşıya geldiğinizde muhtemelen tek bir atışınız var, ıskalarsanız ikinci atışınızı gerçekleştiremeden muhtemelen öleceksiniz. Bunlara ek olarak oyunda bir eşleşme sistemi yok. En deneyimli oyuncularla en deneyimsiz olanlar göğüs göğüse çarpışırken bu durum bir taraf için çok kolay, diğer taraf içinse haddinden fazla zorlayıcı olmakta. Lobi sistemi de daha kullanışlı olabilirmiş. Tüm bunlar bir araya geldiğinde ise özellikle türün müdavimi olmayan oyuncuları bir noktada yorabilir. Oyunu almak isteyen okurların bu faktörleri de göz önünde bulundurmaları gerekli.
Değerlendirme
Gallipoli, Birinci Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale ve diğer Osmanlı cephelerini konu alan bir savaş oyunu olarak hem savaş mekanikleri hem atmosferi hem de seslendirme ve müzikleriyle görevini layıkıyla yerine getiriyor, bizlere sağlam bir mücadele sunuyor. Maçlarda deneyimleyeceğiniz kaos ise bir yandan amacına hizmet ederken bir yandan da oyunu bir kısım oyuncu kitlesi için erişimi biraz daha zor bir hale getiriyor. Bu oyunu kimlere kesin olarak öneririm? Rekabetçi savaş oyunlarına aşina olan ve Birinci Dünya Savaşı’nın curcunasını Osmanlı gözünden görmek isteyen hırslı oyuncular Gallipoli’yi mutlaka denemeliler. Bu oyunu kimlere asla önermem? Türe giriş yapmak isteyen veya yeni yeni alışmaya başlayan, nispeten daha acemi sayılabilecek oyuncular Gallipoli yerine daha oyuncu dostu oyunları tercih etmeliler. Oyunun ekstra kozmetikleri içermeyen standart sürümü, Türkiye için geçerli olan 9,99 $’lık MENA fiyatıyla satışta. WW1 serisinin Gallipoli dahil tüm oyunlarını satın almak isteyen oyuncuları ise %5’lik bir indirim beklemekte.
While Gallipoli may not be the right choice for players looking to get into the genre or those still finding their footing, it offers experienced players an exhilarating Dardanelles experience.
Gallipoli, türe giriş yapmak isteyen veya yeni yeni alışan oyuncular için doğru bir seçim olmasa da deneyimli oyuncular için heyecan dolu bir "Çanakkale Geçilmez" deneyimi sunuyor.
Microsoft Windows platformunda incelenmiştir.