İnceleme

Tribe: Primitive Builder

0

Açık dünya, inşa, şehir yönetimi, keşif ve hayatta kalma unsurlarını birleştirmeyi amaçlayan Tribe: Primitive Builder, 12 Ekim’de PC platformuna geldi. Unreal Engine 5.1 ile geliştirilen oyun hem grafikleri hem de dikkat çeken mekanikleriyle ilgimizi çekti!

Tribe: Primitive Builder

Łódź merkezli Polonyalı video oyun stüdyosu Space Boat Studios ve yine Polonyalı Baked Games S.A. tarafından geliştirilen Polyslash ve PlayWay tarafından da mart 2023’te erken erişime 12 Ekim 2023’te ise tam sürüme giren açık dünya, inşa, şehir yönetimi, keşif ve hayatta kalma unsurlarını birleştirmeyi amaçlayan Tribe: Primitive Builder, PC sürümüyle dikkat çekti. Oyunun Xbox ve PlayStation 5 versiyonu ise yakında gelecek.

Unreal Engine 5.1 ile geliştirilen oyun hem grafikleri hem de dikkat çeken mekanikleriyle birçok oyuncunun ilgisini çekmiş durumda. Bizde oyunu öne çıkan detaylarıyla size aktarmaya çalışacağız.

Oynanış ve oyunun sundukları


Bağımsız bir yapım olan Tribe: Primitive Builder, adından da anlaşılacağı üzere zanaat ve inşa ögelerini içerisinde barındırıyor. İlk insan, açık dünya ve kabilelerin hayatta kalma macerasını bir arada sunan yapım, dengeli renk paleti ve oyun türünden beklenecek grafikleriyle ilgimizi çekti. Gözlerimizi yeşilin, mavinin iç içe geçtiği enfes bir adada açıyoruz ama daha ilk saniyelerde elimizde kokteyl, keyif çatıyoruz sanıyorsanız üzgünüz, kolları sıvayın çünkü çok işimiz var.

Ayrıca, Unreal Engine 5.1 ile geliştirilen oyun, bu sektörde yavaş yavaş ilerlediğimiz Next-Gen yani yeni nesil oyunculuğun ilk ürünlerinden.

Diğer hayatta kalma temalı oyunlar gibi bu oyunda da açlık, susuzluk, yorgunluk barı mevcut. Düşüş hasarı da var ama canınızdan gidiyor, ölmüyorsunuz. Oyunun başında, kıyıya yakın bir yerde boğulmak üzereyken maskeli bir yabancı bize elini uzatıyor, serüvenimiz burada başlıyor. Elder olarak tanımlanan birinden görevler alıyoruz ve ciddi ciddi ‘’en baştan’’ başlıyoruz. Bıçak ve balta yap, bunların ham maddesini ararken açlıktan ölmemeye çalış, sonra tahtadan bir yer yap ama üstü kapalı olsun, uyuyabilelim ve bir şeyler üretebileceğimiz küçük bir atölyesi de olsun. Tüm bunları yaparken ‘’Ne zaman bir şeyler yiyeceğiz olm??!’’ diyorsunuz.

Sonunda bir mızrak yapıyoruz ve göle gidip balık avlıyoruz. Bu esnada E tuşu ile etkileşime geçtiğimiz için bol bol su içtik, zaten günde en az 2 litre su içmemiz gerektiğini söylüyorlar, oyunda kat kat fazlasını tükettik. Avladığımız balıkları öyle lap diye ağzımıza atamıyoruz tahmin edersiniz ki. Ateş yanan bir yer bulmamız gerekiyor, kızartıyoruz, atıyoruz envantere. İnsanlığın geçmişine şahit olduğumuz için, üreteceğimiz her şey için ham madde bulmamız şart, bunları ararken haritanın bir ucundan bir ucuna koşturuyoruz. İşimize yarayacak her şeyi envantere atıyoruz. Bir kulübe yapmak için 10 odun toplamamız gerekiyorsa, fazladan birkaç odun daha alıyoruz, biliyoruz ki bir sonraki inşa işimizde lazım olacak.

Oyunun bizce sakinlik içeren tarafıyla karışık bir hayatta kalma mücadelesi var. Balık avlarken bir süreliğine açlık barımızı unutuyoruz, buz gibi akan suyu dinliyoruz. Bu arada, nehirin ve denizin sesi biraz daha duyulabilir olsaydı enfes olurdu.

Haritada gezinirken göl kenarında durup manzarayı izleyelim dedik, açlıktan öldük. Neyse ki oyun kayıt yaptığı son yere atıyor da bir şekilde kurtarıyoruz.

Kabilemizin yaşam şartlarını iyileştiriyoruz

Bizi sudan çekip çıkaran yabancının dahil olduğu kabile, tahmin ettiğimiz gibi yetersiz kaynaklarla yaşıyor. İlk işimiz bir balık avı iskelesi kurmak, kabileden 5 kişi buraya atayıp bölgenin yerel halkının yiyecek ihtiyacını buradan karşılıyoruz. Elder yani Oyun Günlüğü’nün çevirisiyle ‘’Bilge’’, bize bazı görevler veriyor ve ikinci işimiz bolca odun toplayarak bir ocak kurmak. Bu küçük kulübe, doğada avladığımız tavşan, balık gibi hayvanları pişirmek için yaptığımız yine üstü kapalı bir inşa. Sağdan soldan toplayıp envantere attığımız ham maddeler ile bir medeniyet kuruyoruz tam anlamıyla. Envanter demişken, arayüzü oldukça sade ve anlaşılır tasarlanmış. Avladığımız balıkları ateş yanan bir ocağa götürüp pişiriyor, tavşan gibi hayvanların etlerini yine inşa ettiğimiz ocaklarda hazırlayabiliyoruz. Ancak doğada bulduğumuz yiyecekleri hazır hale getirmek için yürümemiz gereken yol epey uzun, bunu baştan söyleyelim.

Elder, bitirdiğimiz her inşa işinde ‘’aferin koçuma, yav bizim kabileye yatak döşek de lazımdır, onu da bir hallediver’’ diyor. Fallout 4’den Preston Garvey’i hatırlattı bize. Adamın istekleri bitmiyor. Şaka bir yana, biz de o kabilenin içindeyiz aslında. Bir adaya düşmüşüz, bir gemiye atlayıp kaçıp gidemiyoruz, hayatta kalmak için yemek zorundayız ama bu hikayede tek başımıza değiliz. Haritada dolaşırken Forest oyunundaki gibi düşmanlar çıkar mı diye bekledik, oynadığımız 3 saat içerisinde dövüş mekaniği gerektiren bir sahneye rastlamadık. Oyun yoğun olarak inşa etme ve keşif üzerine kurulu.

Oyunun haritası da Souls-like oyunları kadar geniş, her çeşit bitki örtüsü var, yapımcı bu konuda çok cömert davranmış.

Optimizasyon nasıl?

Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi, oyunun Unreal Engine 5.1 ile yapılmış olmasının bir götürüsü var. DirectX 12 ile çalışan oyunda RX 580 ekran kartı ile 40 FPS civarlarında bir performans aldık. Yer yer 30’lara düştük ama rahatsız edici bir donma yaşamadık, nispeten akıcıydı. İncelemeyi yaptığımız hafta içerisinde oyunun Steam üzerinde bol bol güncelleme aldığını da ekleyelim.

Değerlendirme

Hayatta kalma temalı oyunları seviyorsanız, arkadaşlarınızla akşam üstü çayınızı kahvenizi alıp güzel vakit geçirebileceğiniz çerezlik bir oyun olmuş. Ölmemeye çalışırken, karşınıza zombi, vahşi hayvan çıkmıyor, oyun tamamen sükunet temelli yapılmış. Tıpkı bir Zen ustasının sözlerini dinler gibi, sadece akan suya, doğanın güzelliğine şahit oluyorsunuz, ‘’Aman şimdi karşıma bir ayı çıkmasın!’’ endişesi yok. Koloni yönetiyoruz, temel ihtiyaçlarını karşılıyoruz, doğayı seyrediyoruz. Haritanın tamamını gezmeye 3 saat yetmedi, dilerseniz çıkın baştan sona yürüyün. Fallout serileri gibi yürü yürü bitmeyen uzun mesafeler sizleri bekliyor. Steam’de 577 TL fiyat etiketiyle oyuncuları bekleyen Tribe: Primitive Builder, genel olarak olumlu yorumlar almış. Türü seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.


product-image

Tribe: Primitive Builder

6

Olumlu Yanları
  • Zengin renk paleti ve grafikler.
  • Harita boyutu olarak ideal.
  • Nispeten iyi denecek bir optimizasyon.
  • Co-op olarak oynanabilir.
  • Türkçe dil desteği sunması.
Olumsuz Yanları
  • Üretim için gereken ham maddelerin birbirinden uzak olması, sıkıcı olabilir.
  • Hikayenin yavaş ilerlemesi.
  • FSR ve DLSS desteği bulunmaması.
  • Diyalog ve oyun içi yazı biçiminin kısmen zor okunması.
  • Türkçe çeviri çok kötü, İngilizce oynadık.
Emre Can Mert
Oyun Günlüğü İnceleme Editörü / Ankara

Comments

Leave a reply

Verification: 40e3d344c376c469
Login/Sign up