0

The Legend of Zelda serisinin yeri, oyun sektörünün gelişimini büyük oranda etkilemiş olmasından ötürü tartışılmaz biçimde önemlidir. Seriyle aynı adı paylaşan ve hem NES hem de Famicom konsollarında 1986 yılında çıkışını yapan ilk oyunun zindan-rol yapma mekaniklerinin etkisini hala günümüz oyunlarında görmekteyiz.

Öte yandan The Legend of Zelda serisi, sadece aynı mekanikleri baz alan seri üretim oyunlardan ibaret değildir ve her oyun öyle ya da böyle birbirinden farklıdır. Örneğin ikinci oyun Zelda II: The Adventure of Link, ilk oyuna kıyasla lineer ilerleyen ve savaş mekaniklerinin bu lineer yapısını destekleyen bir oynanışa sahipti.

Bu durumda, The Legend of Zelda serisinin yeni unsurlar veya oynanış mekanikleri denemekten çekinmeyen ve hep kendini geliştiren kült bir seri olduğunu söyleyebiliriz. Nostalji Günlüğü’nün bu bölümünde, diğerlerinden siyah ve beyaz kadar zıt olan ve 2000 yılında Nintendo 64’e çıkmış olan The Legend of Zelda: Majora’s Mask oyununa yakından bakacağız!

The Legend of Zelda: Majora’s Mask

The Legend of Zelda: Majora’s Mask, aslında ondan iki sene önce çıkan The Legend of Zelda: Ocarina of Time isimli oyunun devam oyunu olarak geçmektedir. Ocarina of Time, hem serinin beşinci oyunudur hem de üç boyutlu ilk The Legend of Zelda oyunudur. Ayrıca serinin diğer oyunları gibi içinde Ganon’u, Zelda’yı ve Hyrule’u bulunduran geleneksel bir hikayeye sahiptir. Ancak Majora’s Mask, bu karakterlerin hiçbirini içermeden oyunculara apayrı bir hikaye ve apayrı bir deneyim sunar.

Bambaşka bir devam oyunu

Ocarina of Time oyununun sonunda Ganondorf’u yenen ve Hyrule’u kurtaran Link, bu olaylardan birkaç ay sonra Hyrule’u terk eder ve arkadaşı Navi’yi bulmak için gizemli bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuğu, Majora’s Mask’in kötülüğünden etkilenmiş olan yaratıklar tarafından kesilir ve Ocarina of Time’ı, yani zaman okarinasını Link’ten çalarlar. Ocarina of Time’ın peşine düşen Link, maske satıcısı The Happy Mask Salesman tarafından durdurulur ve ona 72 saat içinde hem Ocarina of Time’ı hem de Majora’s Mask’i bulması gerektiğini söyler. Bu eşyaları bulmak için Link, Majora’s Mask tarafından yönetilen ve Hyrule’un paralel evren versiyonu olan Termina adındaki dünyaya gider.

Hikayeye baktığımızda Link’in alıştığımız halinden farklı bir kahraman olduğunu görüyoruz; geleneksel hikayelerde Zelda’yı ve Hyrule’u kurtaran kahraman, bu oyunda arkadaşını bulmak için yola çıkan ve başına gelen olaylar silsilesi içinde kendisinin tanımadığı Termina’yı kurtarmak durumunda kalan bir yabancıya dönüşüyor. Bu yüzdendir ki Link ile hem Termina’yı hem de yerlilerini tanımaya başlarken oranın yabancısı olarak ne yapmamız gerektiğini ve yapmamız gerekeni nasıl yapmamız gerektiğini bilemiyoruz ve gizemli diyarlara bu şekilde ilerliyoruz.

Üç günlük dünya derlerdi de inanmazdım…

Maske satıcısı The Happy Mask Salesman’ın bahsettiği 72 saatin ne anlama geldiğini Termina’ya geldiğimizde ve yerlilerle konuştuğumuzda veya sadece gökyüzüne baktığımızda anlayabiliyoruz. Termina’nın tepesindeki sinirli görünüşlü Moon yani Ay, eğer Link 72 saat içinde Majora’s Mask’i durdurmazsa Termina’ya inecek ve tüm dünyayı yok edecek.

The Legend of Zelda: Majora’s Mask

Saat ilerledikçe Termina’ya ilerleyen Ay’ı kurtarmak Link’e düşerken, Termina’nın yerlileriyle yaptığımız her diyalogda hepsinin Ay’ın çarpacağını bildiğine ve çaresizce üç gün sonra gelecek ölümü beklediğine şahit oluyoruz. The Legend of Zelda: Majora’s Mask, özellikle de bu tarz bir umutsuzluk temasını işlediği için keskin bir biçimde diğer oyunlardan ayrılıyor.

Majora’s Mask’i ayrı bir yere koyan başka bir özellik ise bu 72 saatin direkt olarak bir oynanış mekaniği olması. Ekranın alt kısmındaki sayaç, size kaçıncı günde olduğunuzu, günün hangi saat aralığında olduğunuzu (sayaç sabah 6’dan akşam 6’ya kadar gözüktüğü için) gösteriyor. Oyundaki olayların bazıları, belirli günlerde ve belirli saat aralıklarında gerçekleştiği için oyuncunun kendi oyun şeklini geliştirmesi, neyi ne zaman yapacağını belirlemesi gerekiyor.

Normalde 72 saat, 1 saatlik oynanışa denk geliyor ancak Ocarina of Time kullanıldığında zamanı yavaşlatıp 3 saate çıkarabilmek mümkün. Aynı şekilde, Ocarina of Time kullanılarak oyunu kaydedip ilk güne dönmek de mümkün: Link’in maskeler gibi ana eşyaları dururken oyunun para birimi olan rupee’leri kaybolduğu için kulağa komik gelse de zamanda geri dönmeden önce rupee’leri bankaya yatırmak, dönünce de bankadan geri çekmek gerekiyor. Gerçekten de zaman yönetimi ve sabır istediğini söylersem yanlış olmaz.

Zaman yönetimi ve oyuncuyu durmadan strese sokan çarpmaya hazır bir Ay ile uğraşmak, her ne kadar yenilikçi bir oynanış olsa bile eğlenceli olduğunu söylemek zor. Özellikle her yeni günün şafağına gelindiğinde oyun ekranı küçülüyor, kararıyor ve simsiyah bir ekran üstünde hangi günün şafağında olduğunuz ve sayacın bitimine kaç saat kaldığı yazıyor. Gergin bir geri sayımı daha da korkunç yapmanın yenilikçi bir yolu olduğu kesin.

Oyunun 2000 yılında Nintendo 64’e çıktığını bu yüzden de oynanışının günümüz oyunlar kadar rahat olmadığını da unutmamak gerekiyor. Ancak, 2015 yılında Nintendo 3DS’e The Legend of Zelda: Majora’s Mask 3D ismiyle yenilenmiş halinin çıktığını da belirtmeden geçmeyelim.

Zaman, maske ve benzer işler

Oyunun zaman mekaniğinden ve bunun hikayeyle neden alakalı olduğundan bahsettikten sonra maskelerden bahsedelim. Termina’da toplamda 24 adet maske bulunuyor ve hepsinin ayrı özelliği olan maskeleri Link taktığında o özellikleri kullanabiliyoruz. Bu maskelerin arasında, ana hikaye için gerekli olan toplamda 4 dönüşüm maskesi var ve bunların 3 tanesi tür maskesi sayılıyor. Tür maskesini taktığımızda Link, o türe dönüşüp türün özelliklerini ve özel güçlerini kullanabiliyor. Bu türler, Termina’da yaşayan Deku, Goron ve Zora türleri olarak geçiyor. Bu tür maskeleri, hikayenin önemli yerlerinde ilerlemek için ve belirli engelleri aşmak için kullanılıyor.

The Legend of Zelda: Majora’s Mask

Tabii ki geleneksel bir oyun olmasa bile bir The Legend of Zelda oyunu olmasından ötürü zindanlara girmek, hazine bulmak, boss kesmek ve bulmaca çözmek bu oyunda da mevcut. Özellikle yukarıda bahsettiğimiz maskelerin farklı farklı özelliklerini bulmacaları çözerken kullanmak oynanışı çeşitlendiriyor. Maskelerin yanı sıra Link, elindeki Ocarina of Time’ı kullanması gerektiği birçok bulmaca ile karşılaşıyor.

Tüm bunlar dışında Termina’da yapılacak tonla yan görev mevcut; bunların içinde prenses kurtarma gibi yan karakterlerin hikaye görevleri, mektup götürme, yarış yapma, Ay’ın çarpmasını bekleyen iki aşığı bir araya getirme gibi görevler var. Hiçbiri normalde beklediğimiz The Legend of Zelda oyunu yan görevleri gibi değil, ancak varlar.

Karanlık, umutsuz, ama bir o kadar da derin

The Legend of Zelda: Majora’s Mask, diğer oyunların tamamen zıttı olarak karşımıza çıkıyor. Ne görselliği ne müziği ne atmosferi ne diyalogları ne de hikayesi diğer oyunlar gibi eğlenceli değil; aksine daha çok karanlık, umutsuz ve üzgün. Hem çevre hem de karakter olarak sembolist ve korkunç diyebileceğimiz bir tasarıma sahip. Örneğin, maske satıcısı The Happy Mask Salesman, bir anda beklenmedik şekilde Link’e sinirlenip kaşlarını çatarak korkunç bir hale bürünüyor ve Link’i boğmaya başlıyor.

Bunun yanı sıra Ikana Canyon adındaki bölgenin eskiden Ikana Krallığı’na ait olduğunu ve şu anda oranın kanlı geçmişinde yaralanmış mutsuz ruhlarla dolu olması diğer The Legend of Zelda oyunlarında görülecek bir unsur değil. Orada küçük Pamela ile tanışıp lanetlenmiş babasına zarar gelmemesi için kendisini eve kilitlediğini öğrenip Ocarina of Time ile Song of Healing’i çalarak babasını kurtarmak ve birbirlerinden ayrı kalmış baba-kızın kavuşmasını görmek de alışılmış bir durum değil.

Başka bir örneği Romani Ranch ile verebiliriz: Romani ve Cremi adındaki iki kız kardeşin yönettiği bu süt çiftliğindeki ineklerle konuştuğumuzda dehşete düşmüş bir şekilde “onlar”ın geleceğini söylediklerine tanık oluyoruz ve daha sonradan bu “onlar” dediklerinin uzaylı canavarlar olduğunu ve çiftliği her karnaval zamanında işgal ettiğini öğreniyoruz.

Hikayeler, tasarım, diyaloglar, müzik vb. her unsur bu karanlık havayı destekleyerek Termina’nın umutsuz kaderini bize hissettiriyor.

Risk almanın sonuçları ve hakkı yenmiş bir oyun

Her ne kadar The Legend of Zelda: Ocarina of Time oyununun grafik motorunu kullanarak hızlıca yapılmış bir oyun olarak karşımıza çıksa bile The Legend of Zelda: Majora’s Mask, devamı olduğu oyunun ancak yarısı kadar yani yaklaşık 3.5 milyon kadar satabilmişti. Bu satış rakamı hayliyle yüksek, özellikle çıkışını yaptığı Nintendo 64 konsolunun son zamanlarına denk geldiğini hatırladığımızda hayal kırıklığı asla değil. Ancak, ilk oyunun devamı olarak sayılmasından ve ondan tamamen farklı bir oyun olmasından ötürü kaderi hep onunla kıyaslanmakla kaldı desek yanlış olmaz.

The Legend of Zelda: Majora’s Mask, her ne kadar puanları düşük olmasa bile çoğunluğun tam puan verdiği The Legend of Zelda: Ocarina of Time’ın gerisinde kaldı ancak farklı ve derin bir oyun olarak hem The Legend of Zelda serisi içinde hem de oyun endüstrisi içindeki benzersiz ve ulaşılmaz yerini aldı.

Tabii ki The Legend of Zelda serisi, Majora’s Mask’ten önce veya sonra hiçbir şekilde bu kadar derin ve karanlık bir anlatıma veya hikayeye sahip olmadı ancak her şekilde muhteşem oyunlarla karşımıza çıktı. Bu ay içinde çıkması beklenen The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom, tıpkı Majora’s Mask gibi bir devam oyunu olarak geliyor ama Nintendo’nun yeniden bir devam oyununu bu denli karanlık yapmayacağı ve bunu bir gelenek haline getirmeyecekleri kesin. The Legend of Zelda: Breath of the Wild oyununun iyi yönlerini alıp eksik kalan yerlerini geliştirmesi artık risk alınmasını görmeyi sevmeyen yeni oyuncuları tatmin edecektir diye düşünmekteyim.

Nostalji Günlüğü’nün bu sayısında sizlere gölgede kalan The Legend of Zelda: Majora’s Mask’i tanıtmaktan gurur duyuyor, vaktiniz için sizlere teşekkür ederek iyi günler diliyorum ve Nostalji Günlüğü’nü kapatıyorum. İyi oyunlar!  


Tuana Seda Hürmen
Oyun Günlüğü Yazarı